Yeni ?Türk? sinemasında milliyetçiliğin ve cinsiyetçiliğin yeniden-üretimi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, RADYO TELEVİZYON VE SİNEMA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZLEM ÖZDEMİR

Danışman: SEMİRE RUKEN ÖZTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Milliyetçiliğin toplumsal cinsiyetten ayrı olarak anlaşılamayacağı anlayışından hareket ederek, ?Türk? sinemasının son on yılını ele alan bu çalışmada, milliyetçiliğin ve cinsiyetçiliğin nasıl birbirine eklemlenerek yeniden-üretildiği gösterilmektedir. ?Türk? sinemasının sözü geçen döneminin ayırıcı özelliği, Türkiye'de 1990'lı yıllarda başlayan ?kimlik çoklaşması?nın getirdiği söylem mücadelesinin bir uzantısı olarak, birbirine karşıt söylemlerin daha önceki tarihsel süreçlerde hiç olmadığı kadar yan yana gelmesi ve ötekilik kimliklerinin siyasal alanda ve sinemada görünür hale gelmesidir. Bu çalışmada, tam da bu görünürlüğe karşın farklı söylemlerden gelen tepkileri temsil eden ve ağır cinsiyetçi jargonla öne çıkan filmler incelenmektedir.Bu çalışmanın temel savı, milliyetçiliğin cinsiyetçilik ürettiğidir. Bu savı mümkün kılan kuramsal çerçevenin iki önemli dayanağı vardır. Birincisi, milliyetçiliği sadece siyasal bir pratik olarak görmekten çıkarıp, bizi, çokboyutlu ve kültürel bir alana yönlendirerek, milliyetçiliğin toplumsal cinsiyet eksenini görmemizi sağlayan postmodernist, feminist yaklaşımların ve sömürge sonrası eleştirinin bilgi ve iktidar konusundaki epistemolojik tutumlarıdır. İkincisi, herhangi bir toplumsal formasyonu, basit bütünlüklü bir yapı olarak görmenin önüne geçen kültürel hegemonya ve ideoloji tartışmalarıdır.Bu bağlamda, Gemide (Serdar Akar, 1998), onun devamı niteliğinde olan Laleli'de Bir Azize (Kudret Sabancı, 1998), Başka Semtin Çocukları (Aydın Bulut, 2008), Nefes: Vatan Sağolsun (Levent Semerci, 2009) ve Güz Sancısı (Tomris Giritlioğlu, 2009) adlı beş film, söylem analizi yöntemiyle çözümlenerek, milliyetçiliğin ve cinsiyetçiliğin hangi olgu ya da olgular üzerinden, nasıl birbirlerine eklemlenerek yeniden-üretildiği ortaya çıkarılmaktadır.