Mikroenkapsüle edilen Pediococcus pentosaceus ozf suşunun adezyon ve immunmodülatör etkisinin in vivo koşullarda belirlenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MOHAMED MOKRANİ

Danışman: ÖZLEM OSMANAĞAOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, önceki çalışmalarımız neticesinde anne sütünden izole edilen ve gelecek vaad eden probiyotik bir bakteri olan Pediococcus pentosaceus OZF suşu kalsiyum aljinat (%2) ve peynir altı suyu proteinleri (%5) kullanılarak enkapsüle edilmiş ve ardından liyofilize edilmiştir. Hazırlanan kapsüllerin yüzey morfolojileri taramalı elektron mikroskobunda (SEM) analiz edilmiştir. Peynir altı suyu proteinleri ile kaplanan aljinat kapsüllerine hapsedilen OZF suşunun canlılığında 6 ay boyunca 4ºC'de hiçbir kayıp olmadığı ve kararlı kaldığı bulunmuştur. Enkapsüle edilmiş OZF suşu pH, safra tuzu, pepsin ve pankreatin gibi simüle edilmiş gastrik ve intestinal koşullarda da canlı bulunmuştur. Kapsüle edilen ve edilmeyen OZF'nin gastrointestinal sistemden geçişi, adezyonu ve aynı zamanda sırasıyla mikrobiyolojik sayım, qPZR ve DGGE kullanılarak fekal mikrobiyota çeşitliliği üzerine olan etkisi kemirgen modelinde (Balb/C fare) analiz edilmiştir. OZF suşu beslemeyi takip eden 6. saatte fekal örneklerde tespit edilmiş, en yüksek oranına 10. saatte ulaşmış ve ardından düşüşe geçerek 24. saatte tamamen kaybolmuştur. 15. gün beslemeyi takip eden 24. saatte, bağırsağa tutunan bakteri sayısı belirlenmiştir. Çalışmanın başlangıcında, her hayvana 8 log kob uygulama yapılmış ve kapsüle edilmeyen OZF ile beslenen grupta bu sayı 2 log olarak bulunmuştur. Bu durum 24 saatte gastrointestinal sisteme tutunan OZF sayısında 6 log azalma olduğunu göstermektedir. Enkapsüle edilen suşun tutunma özelliği de benzer bulunmuştur (2.5 log, p>0.05). Genel mikrobiyotadaki fekal mikrobiyota kompozisyonu bifidobakteriler, Lactobacillus, E.coli ve bakterioides gibi dominant gruplar açısından ilişkilendirilse de, kontrol ve deney grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenememiştir.