İbn Sînâ'nın sezgi teorisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ADNAN GÜRSOY

Danışman: GÜRBÜZ DENİZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sezgi (hads), İbn Sînâ'nın bilgi felsefesinin ve nübüvvet teorisinin merkezî kavramlarından biridir. Kavramın bilgi felsefesindeki önemi, aklî bilgiye ulaşmak konusundaki işlevine; nübüvvet teorisi bakımından önemi, nebevî bilginin imkânını ve aklîliğini felsefî bir perspektiften temellendirmede istihdam edilmesine dayanır. Sezgi teorisinin kaynakları, İslam dininin temel metinleri, İbn Sînâ'nın tevarüs ettiği felsefî mirasın sağladığı kavramsal ve kuramsal zemin ve filozofun kendi felsefî tecrübesidir. Sezgi teorisinin temelleri filozofun, Metafizik, Mantık ve nefis teorisi kapsamında ortaya koyduğu bazı ilkeler ve kavramlardır. Bu temelde sezgi kavramının, fikir mukabili bir akletme yolu, akleden öznenin mizâcı ve ahlakî arınmışlığına bağlı olarak derecesi belirlenen bir meleke; aklî bir ittisal, ilâhî bir feyz olarak tanımlandığı görülmektedir. İbn Sînâ, orta terimin elde edilmesini yani sebebin bilinmesini içermesi nedeniyle aklî karakterini vurguladığı sezgisel bilginin, tüm bilgi alanlarını kapsayabileceğine işaret etmiştir. Sezgisel bilginin değeri, felsefî faaliyetin asıl gayesi olan yetkinliğe katkısından kaynaklanır. Bu bakımdan, nazarî bir erdem olan sezgi, insanın yetkinleşme yolculuğunda hazırlığının tamlığını ifade eder. Sezgisel bilginin kesinliği, ilkesi olan sezgi yetisinin gücünden kaynaklanır. Filozofun önermeler tasnifinde "sezgiseller", "kabul edilmesi zorunlu olan kesin bilgiler" içinde yer alır. Sezgi teorisinin zirvesi, nebevî gücün aklî yönünü oluşturan ve sezginin en yüksek derecesi olarak tanımlanan kutsî akıl kavramıdır. İbn Sînâ bu kavrama yüklediği anlam ile İslam düşüncesinde bir çığır açmıştır.