Vergi Yargısında Tüzel Kişiliği Sona Ermiş Anonim ve Limited Şirketlerin Ehliyeti
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HÜLYA YILMAZ
Eş Danışman: CENKER GÖKER, DİLEK ÖZKÖK ÇUBUKÇU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İdari Yargılama Hukuku Kanunu'nun 1. maddesinde göre; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir. Bu nedenle, "ehliyet" hususunun tespiti için, tüm idari yargı merciileri için genel Kanun olan İdari Yargılama Hukuku Kanunu'na başvurulur. Söz konusu Kanun da 31. maddesindeki atıfla bizi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yönlendirmektedir. Kanun Koyucu'nun, genel idari usul Kanunu olan İdari Yargılama Hukuku Kanunu'nda ehliyet hususunu ayrıca düzenlemeyip, atıfla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yönlendirmesi, bu hususta, esasen bir yeknesaklığı hedeflediğini göstermektedir. Çalışmamızda, uygulamada sıklıkla karşılaşılan tüzel kişiliği sona ermiş anonim ve limited şirketlerin ehliyet sorunu incelenmiştir. Ya ilk derece mahkemesi veya üst yargı mercilerinde dava incelenirken, taraflardan birinin tüzel kişiliğinin sona ermesi ya da tüzel kişiliği sona ermiş şirket tarafından dava açılması durumunda, tüzel kişiliği sona erdiği için taraf ehliyetini ve buna bağlı olarak dava ehliyetini kaybeden tarafla ilgili nasıl bir yol izlenmelidir? Bu sorun, sadece, idari yargıda ortaya çıkan bir sorun değildir. Adli yargı merciilerinde, Yargıtay'ın, artık yerleşik hale gelmiş içtihatlarıyla, Türk Ticaret Kanunu'nun "ek tasfiye" (ihya davası) hükümlerine başvurularak, söz konusu sorun mevzuatın emredici hükümlerine uygun olarak çözülmektedir. Ancak, idari yargıda, Türk Ticaret Kanunu'nun söz konusu hükmü, çok sınırlı sayıdaki birkaç karar harici göz ardı edilmiş, benimsenmemiştir. Bu nedenle, çalışmamızın özünde, tüzel kişiliği sona ermiş anonim ve limited şirketlerin ehliyetine ilişkin, Türk Ticaret Kanunu'nun "ek tasfiye"(ihya davası)ye ilişkin hükümleri haricindeki yaklaşımların getirdiği sorunlar ele alınmış, Türk Ticaret Kanunu'nun "ek tasfiye" (ihya davası) ilişkin hükümlerinin, vergi yargısında da uygulanabilirliği savunulmuştur. Burada, idari yargının kendine özgü özellikleri nedeniyle, tüzel kişiliği sona ermiş anonim ve limited şirketlerin ehliyet sorununda, farklı bir usul izlenmesini gerektirecek bir husus da bulunmamaktadır. Uzmanlık alanımız gereği, ehliyet konusu "vergi yargısı"nda olarak ele alınmıştır ancak "tüzel kişiliği sona ermiş anonim ve limited şirketlerin ehliyeti"ne ilişkin sorun, özünde, vergi ve idare mahkemeleri açısından, farklı bir yaklaşımı gerektirecek mahiyette değildir. Dolayısıyla, getirilen çözüm önerisinin, idare mahkemeleri içtihatları ve doktrinine de ışık tutacağı kanaatindeyiz.