Trigeminal ganglion'un ve trigeminal radyofrekans rizotomi ile ilişkili anatomik yapıların morfolojisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRE YAĞIZ SAYACI

Danışman: ALİ SAVAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Trigeminal nevralji, kraniyofasiyal nevraljilerin en tipik örneğidir. Trigeminal nevralji, etiyolojisi bugün için bile tam olarak bilinmeyen, paroksismal, trigeminal sinirin bir veya daha fazla dalının inerve ettiği sahaya yayılan şiddetli ağrı ataklarıyla karakterize bir hastalıktır. Trigeminal ganglion ve komşuluğundaki anatomik yapılar, merkezi sinir sistemindeki en karmaşık anatomiye sahip yapılardandır. Bu bölge cerrahisi teknik olarak da zor olmakla birlikte komplikasyon oranı da yüksektir. Foramen ovale, trigeminal nevralji için perkütan trigeminal rizotomi gibi prosedürlerde büyük cerrahi ve tanısal öneme sahiptir. RF (Radyofrekans) rizotomide kullanılan sistemler özel hazırlanmış iğne elektrot sistemleri ve buna ilave RF jeneratöründen oluşur. Bu çalışma ile trigeminal ganglion ve trigeminal RF rizotomi ile ilişkili anatomik yapıların rizotomi sırasında kullanılan elektrotlar ile anatomik ilişkisinin kadavra üzerinde gösterilmesi, elektrotların çap ve uzunluklarının ganglion üzerinde lezyon oluşumu sırasında etkinliğine katkısının belirlenmesi, trigeminal ganglion anatomisinin cerrahi açısından incelenmesi ve bu doğrultuda işlemin daha etkili ve daha sağlıklı yapılması açısından veriler elde etmek amaçlandı. Bu doğrultuda anatominin gerçeğe daha yakın ve dokuların daha iyi muhafaza edilmesi sebebiyle taze donmuş kadavralar kullanıldı. İki taraflı diseksiyon sonrası bilateral frontotemporal kraniyotomiyi takiben temporal lobların cerrahi olarak çıkarılması sağlandı. Meckel's Cave ve kavernöz sinüsleri açığa çıkardıktan sonra trigeminal sistern, foramen ovale'den perkütan yolla elektrotlar aracılığıyla girilerek ponksiyon yapıldı. Elektrodun ucunu ve Gasser ganglionu ile ilişkisini belirlemek için radyo-opak malzeme kullanıldı. Meckel's Cave, trigeminal ganglion ve nörovasküler yapılar arasındaki ilişkiler gözlendi ve kaliper kullanılarak morfometrik ölçümler alındı. Trigeminal ganglionun her üç dalı ile elektrodun ilişkisi ve kontakt durumu, elektrodun trigeminal pleksusa uzanımı ve duranın elektrot iğnesi tarafından delinme mesafesi de bu ölçümler aracılığıyla ortaya konarak rizotomi sırasında kullanılan düz ve kıvrık elektrotların termokoagülasyon yapılırken Meckel's Cave içerisindeki gerçek topografik konumları açığa çıkarıldı. Ardından, trigeminal ganglionlar, mikrocerrahi aletler ve mikroskop yardımıyla çıkarılarak formalin fiksasyonunu takiben patoloji biriminde preparat olarak örneklenerek preganglionik ve postganglionik sinir liflerinin gangliondaki prezentasyonu ve ilişkisi histopatolojik olarak incelendi. Kullanılan elektrotların, trigeminal sinirin her üç dalına uzanımı konusunda veriler elde olundu. Elektrot iğnesi, dura, trigeminal ganglion, trigeminal pleksus ilişkisi ilk kez net olarak ortaya kondu. Çalışmamızda kullanılan elektrot ölçüleri ve elektrot dizaynının işlem için optimal olduğu sonuçlarla desteklendi. İşlem sırasında oluşabilecek komplikasyonlar komşu anatomik yapıların üzerinden gösterildi. Kanül ve elektrodun tüm kadavralarda foramen ovale'nin posteriorundan girdiği ve amaçlandığı gibi elektrodun retrogasserian liflerin üzerine konumlandığı görüldü ve bu durum, histopatolojik çalışma ile de doğrulandı. Kanül ucunun lateral direkt grafide petroklival açının ötesine geçtiğinde durayı delerek subdural mesafeye girdiği anlaşıldı. Foramen ovale'den geçerek ganglionu hedefleyen elektrotların dura propria'yı delmeden, ganglion ve preganglionik liflere tam girmeden duranın elektrot üzerine baskı yapmasıyla sağlanan kontakt etkisiyle lezyon yaptığı, bu sayede in vitro olarak gösterilen lezyon etki alanından daha geniş bir alanda etki göstererek sinir liflerinde harabiyet yarattığı ve trigeminal nevralji tedavisinde bu şekilde etkin olduğu ilk kez bu çalışma ile gösterildi. Radyofrekans rizotominin tedavi başarısı, lezyonun etki ettiği alanla doğrudan ilişkilidir. Bu mekanizmanın anlaşılması; tedavi etkinliği, başarısı ve sürdürülebilirliğini artırmak adına yapılacak benzeri anatomik çalışmalar sonucunda olacaktır.