Periampuller tümörlerin histopatolojik değerlendirmesinde morfometrinin yeri ve prognozla ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2002
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMRE NİHAT ÇULHA
Danışman: ARZU ENSARİ
Özet:7 ÖZET Periampuller karsinomlar tüm gastrointestinal sistem karsinomlarının yalnızca % 5 'ini oluşturmasına rağmen, çoğu zaman hızlı klinik seyir göstermeleri ve öpere edilebildikleri taktirde çoğunlukla iyi klinik seyir göstermeleri bu tümörlerin klinikopatolojik önemini arttırmaktadır. Vaterian sistemin kompleks anatomik yapısından ve üç farklı epitelin kavşak noktası olmasından dolayı periampuller tümörlerin tanısında ve prognozun belirlenmesinde çoğunlukla güçlük yaşanmaktadır. Bu çalışmada, periampuller tümör tanısı alan 30 hastaya ait Whipple operasyon materyali prospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastaların hastane dosyalarına ulaşılmış, yaş, cinsiyet, başvurma yakınmaları, preoperatif tanılan kaydedilmiştir. Histopatolojik olarak tümör lokalizasyonu, tümör boyutu, lenf ganglionu metastazı, perinöral invazyon, cerrahi sınırların durumu ve diferansiyasyon derecesi tespit edilmiştir. Ayrıca tüm olgularda displazi ve tümör alanlarında immünhistokimyasal yöntemlerle Kİ67 ve p53 antikorlarının ekspresyonunun araştırılması ve görüntü analizi ile nükleer morfometrik inceleme yapılarak sonuçların diğerğer prognostik parametrelerle ilişkis araştırılmıştır. Olgularımızda, tümör alanlarında displazi alanlarına göre daha yüksek Kİ67 indeksi ve daha yoğun Kİ67 boyanması tespit edilmiştir. En yüksek Kİ67 indeksi ampulla tümörlerinde, en düşük ise koledok tümörlerinde saptanmıştır. Histolojik tipler arasında Kİ67 ekspresyonu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Grade II tümörlerde tümör alanları için grade I tümörlerden daha yüksek Kİ67 indeksi tespit edilmiştir. Evre 3 olguların da, evre 2 olgulardan daha yüksek Kİ67 indeksi sergilediği anlaşılmıştır. Displazi ve tümör alanlarındaki Kİ67 boyanma şiddeti ve Kİ67 indeksi paralellik göstermiştir. 129p53 tümör supressör geninin ekspresyonu incelendiğinde; p53 boyanma şiddeti ve yüzdesinin hem displazi hem de tümör alanlarında pozitif korelasyon gösterdiği, boyanma şiddeti arttıkça boyanma yüzdesininde arttığı saptanmıştır. Lokalizasyona göre en yüksek p53 boyanma yüzdesinin displazi alanları için pankreas tümörlerinde, tümör alanlarında ise ampulla ve pankreas tümörlerinde olduğu saptanmıştır. Histolojik subtipler içinde en yüksek p53 boyanma yüzdesinin intestinal ve pankreatobiliyer adenokarsinomlarda olduğu saptanmıştır. Grade' in artmasıyla p53 boyanma yüzdesinin azaldığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde evrenin artmasıyla p53 boyanma yüzdesinin azaldığı saptanmıştır. Gerek displazi, gerekse de tümör alanlarında Kİ67 indeksi arttıkça p53 boyanma yüzdesininde arttığı bulunmuştur. Bu korelasyon istatistiksel olarak analmlı bulunuştur. Morfometrik parametreler incelendiğinde; tümör alanlarında nükleus çevresi, nükleer alan, en küçük, en büyük ve ortalama nükleer çapın displazi alanlarından daha yüksek değerlere ulaştığı ve bunun istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Grade I olgularda hem displazi, hem de tümör alanlarında nükleus çevresi, nükleus alanı, en küçük ve en büyük nükleer çap grade II olgulardan daha yüksek değerlerde bulunmuştur. Displazi alanları için en küçük nükleer çapın grade I tümörlerde daha fazla oluşu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Yuvarlaklık faktörü dışındaki tüm parametreler tümör alanları için evre 3 tümörlerde evre 2 tümörlere göre daha yüksek değerlerde bulunmuştur. Kİ67 indeksi ve boyanma şiddeti ile nükleer parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon izlenmemiştir.Displazi alanlarında p53 boyanma şiddetinin ve yüzdesinin 130artmasıyla nükleus çevresi, nükleus alanı, en küçük ve en büyük nükleer çaplar ve ortalama çapın artış gösterdiği ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Çalışmamızda periampuller tümör olgularında displazi-karsinom ilişkisi proliferasyon marken, tümör süpressör gen ekspresyonu ve nükleer morfometrik inceleme yoluyla incelenmiş ve displazi alanlarından karsinoma alanlarına geçişte gerek proliferasyon indeksi, gerek p53 ekspresyonu gerekse nükleer parametrelerin belirgin olarak arttığı gözlenmiştir. Bu parametreler diğer prognostik parametrelerle ilişkilendirildiğinde grade ile ters ilişki saptanmasına karşın evre ile pozitif korelasyon gözlenmiştir. Literatürde bu bölge tümörlerinin rutin histopatolojik incelemesine dayanan çalışmaların oldukça az sayıda olduğunu gözönüne alınırsa, küçük bir seriyi içeren çalışmamızda elde edilen bulguların önemli ortaya çıkmaktadır. 131