Tubal sterilizasyon yapılan olgularda yapılan işlemin ve yaklaşımın over rezervine olan etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALİ GEMİCİ

Danışman: CEM SOMER ATABEKOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnsanlık tarihi boyunca çeşitli nedenlerden ötürü doğum kontrolü bir ihtiyaç olmuştur. Özellikle son dönemde dünya nüfusunun hızlı şekilde artış trendine girmesi bazı ülkelerin sosyal politika olarak kontraseptif yöntemlere başvurmalarına sebep olmuştur. Bu durumdan bağımsız olarak da özellikle son 50 yılda kontraseptif yöntemler yaygın olarak tercih edilmektedir. Bu yöntemlerden biri olan ve kalıcı olarak kontrasepsiyon sağlayan tüp ligasyonu; cerrahi olarak uygulanan ve özellikle laparaskopinin de gelişmesi ile kolay uygulanır hale gelmiştir. Sıklıkla sezaryen ve laparaskopi esnasında uygulanan bu yöntemin yumurtalık rezervine olan etkileri net değildir. Overlerde bulunan oositlerin sayısı ve kalitesi over rezervini göstermektedir19. Over rezervini tam anlamıyla gösteren mükemmel bir test yoktur. Over rezervi gerçek anlamda ancak overlerin histolojik olarak incelenmesi ile ortaya çıkarılabilmektedir. Ancak rutin pratikte bunu sağlamak mümkün değildir. Over rezervini gösteren testin siklus bağımsız olarak sonuç vermesi tercih edilen bir durumdur. Günlük pratikte over rezervi hakkında fikir sahibi olmak için bir takım testler kullanılmaktadır; (anti müllerian hormon, inhibin B, östrodiol, folikül stimüle edici hormon ve lutinize edici hormon). Anti müllerian hormon: siklus boyunca çok az dalgalanma göstermesi, tek başına değerlendirmek için yeterli olması, bu testi diğer testlere nazaran over rezervini değerlendirme noktasında ön plana çıkarmaktadır. Term bir gebede doğum öncesi ve doğum sonrası AMH değerlerinin değişim göstermediğinin saptanması, bu testin diğer over rezervini araştıran hormonal testlerden bağımsız şekilde vücutta var olduğu ispatlamıştır20. Yapılan araştırmada over rezervini değerlendirmek için AMH kullanıldı. Kasım 2011 ile mayıs 2013 tarihleri arasında 30-40 yaş aralığında gerek sezaryen esnasında gerekse de laparaskopik olarak bilateral tubal sterilizasyon yapılması planlanan olgular arasında daha önceden overleri ilgilendiren cerrahi işlem geçirmeyen, kanser şüphesi veya öyküsü bulunmayan son 6 ay içinde yumurtalık fonksiyonlarını etkileyen ilaç kullanımı olmayan (oral 
kontraseptif, GnRH preparatları, danazol, vb) kişiler dahil edildi. Olguların 49'una sezaryen esnasında, 32'sine laparaskopik olarak tüp ligasyonu yapıldı. Her olgudan operasyon öncesi ve operasyondan 4 ay sonra olmak üzere toplamda 2 kere kan alındı. Kan numuneleri santrifüj edildikten sonra -80 0C'da saklandı. Sezaryen esnasında tüp ligasyonu yapılan olguların operasyon öncesi AMH ortalaması 1,963 ± 1,42 ng/dl olup operasyon sonrası AMH ortalaması 1,708 ± 1,112 ng/dl olarak saptandı. Ortaya çıkan değişim istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı p=0,4. Laparaskopik olarak tüp ligasyonu yapılan olguların operasyon öncesi AMH ortalaması 1,616 ± 1,27 ng/dl olup, operasyon sonrası AMH ortalaması1,306 ± 1,17 ng/dl olarak saptandı. Ortaya çıkan değişim istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı p=0,54. AMH değerleri sezaryen grubunda %7,1'lik düşüş gösterirken, tüp ligasyonu grubunda %33,2'lik düşüş gösterdi ancak bu değişim istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı p=0,31 Araştırmamız ve mevcut literatür bilgilerinin ışığında, tüp ligasyonunun over rezervine olan etkisi net değildir. Sezaryen esnasında uygulanan tüp ligasyonunun elektif şartlarda uygulanmasına nazaran daha az AMH düşüşüne sebebiyet vermiştir. Ancak bu durum sezaryen esnasında uygulanan tüp ligasyonu over rezervinde daha az kayba yol açar demek için yeterli değildir. Elektif şartlarda uygulanacak yöntemler arasında monopolar koter kullanımı haricinde diğer teknikler arasında farklılık bulunmamakta, monopolar koter kullanımının ortaya çıkardığı olumsuz etkiler daha belirgin olup tüp ligasyonu esnasında kullanımından kaçınılmalıdır. Şu zamana kadar yapılan çalışmalar tüp ligasyonunun over rezervine olan etkisinin ne yönde olduğunu tam olarak açıklayamamaktadır. Ancak, son dönem ortaya çıkan yayınlar istatistiksel açıdan anlama ulaşmamış olsa da over rezervinde bir kayba yol açtığını telkin eder niteliktedir. Daha geniş popülasyonlarda uygulanacak araştırmalar bu kısıtlılığı ortadan kaldırıp daha net yorum yapabileceğimiz sonuçlar ortaya koyabilir. Anahtar sözcükler: Tüp ligasyonu, over rezervi, anti müllerian hormon