İslam dininde teâvün kavramı ve toplum üzerindeki etkileri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NAZIM ÇETİN
Danışman: MESUT OKUMUŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:"Yardım etmek" anlamında avn kökünden türeyen teâvün ve muâvene kavramları "yardımlaşma" mânasında en sık rastlanan kelimelerdendir. "Birine yardımcı olup yükünü sırtlama, yükünü paylaşma" anlamında zahr kökünden türeyen tezâhür ve müzâhere "birbirine destek olmak, yardımlaşmak", zâhir ve zahîr de "yardım eden" demektir. "Yardım etmek" mânasına gelen bir başka kelime de nasrdır. Kur'an'da "avn" (عون) kökündeki kullanımı altı ayette geçmektedir. Teâvün kelimesi Maide suresi 2. ayette karşılıklı yardımlaşma şeklinde kullanılmaktadır. Yardımlaşmanın neler üzerinde yapılması gerektiği de bildirilmektedir. Af üzere yardımlaşmalı intikam üzere yardımlaşılmamalıdır. Kur'ân'ı Kerîm'de "İyilik ve takvâda yardımlaşın, kötülük ve düşmanlık yolunda yardımlaşmayın" buyrulmak suretiyle câhiliye asabiyetinin beslediği, hiçbir ahlâkî ölçüsü olmayan kabileci dayanışma ve yardımlaşma türevlerini yok saymıştır. İyiliğin özünde sevgi, saygı, sempati ve güzellik bulunur. Kötülüğün tabiatında ise karamsarlık, hırçınlık, düşmanlık ve çirkinlik bulunur. İyilik insanların birbirine yaklaşmasına sebep olurken, kötülük de birbirinden uzaklaşmasına sebep olur. Birr kelimesi "İyilik, erdemlilik, ihsan etmek, İtaat etmek ve doğruluk" gibi anlamlara gelir. Birr her türlü hayrın adıdır. Hz Peygamber "Birr (iyilik, sıla) ahlâk güzelliğidir. İsm (günah ve günaha sebep olan şeyler) ise, kalbini gıcıklayan ve insanların bilmesini hoş görmediğin şeylerdir" buyurmaktadır. Takvâ kelimesi, "veka" fiilinden gelir. Veka: 'Korundu, kendini zararlı, acı ve eziyet veren şeylerden sakındı' demektir. Kavram olarak, kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, nefsi günahlardan korumak demektir. Takva her türlü şerri terk etmektir. İslam dini yardımlaşmanın kapsamını oldukça geniş bir boyutta değerlendirerek insanlara/varlıklara infak ve yardım etmekten, tatlı söz ve güler yüzle davranmaya kadar her şeyi iyilik kapsamına almıştır. Hiçbir iyilikte bulunamayan bir müslümanın, eli ve dili ile başkalarına zarar vermemesi bile iyilik (sadaka) sayılmıştır. Maide suresinde "birr" ve "takva" birlikte zikredilmiştir. Çünkü "birr" takvaya iletir. Müslümanlara kendi aralarında "birr" ve "takva"da yardımlaşmaları emredilmektedir. Teavün salih amel işlemeyi kolaylaştırır. Aynı ayette "ism" ve "udvan"ın yasaklanmış olması önce emredilmiş olan "birr"in uygulanması için gereklidir. Sözlükte "günah, günaha verilen ceza, şarap, kumar" anlamlarına ge¬len ism kelimesi terim olarak, "İşleyene ceza gerektiren, insanı hayır ve sevaptan alıkoyan fiil veya bundan doğan sorumluluk" şeklinde tanımlanır. İsm zenb manasında olup günah demektir. "İsm" kul ile insanlar ve Allah arasındaki tüm günahları ifade eder. Hz. Peygamber "ism" başkaları tarafından bilinmesi istenilmeyen şeyler olduğunu bildirmiştir; "İsm, insanlar sana tekrar tekrar fetva verse de, içinde iz bırakan ve göğsünde dolaşan şeydir" ve "başkalarının muttali olmasını istemediğin şeydir buyurmuştur. Udvan ise Allah'ın belirlediği sınırları aşmaktır. Udvan kelimesiyle zulmün ve günahların tamamından nehyedilme vardır. Maddi anlamda yardımlaşmanın başında zekat gelmektedir. Sözlükte artmak, çoğalmak, temizlemek, bereket gibi manalara gelen zekât, terim olarak dini ölçülere göre zengin sayılan müslümanların, malının belli bir kısmını, belli bir zaman sonra, zekat verilebilecek kimselere vermesi demektir. Zekât, sosyal bir yardımlaşma olması hasebiyle toplum fertlerinin birbirlerine şefkat, sevgi ve saygı bağları ile bağlanmasını sağlar. Yardımlaşmayı etkileyen bazı unsurlar vardır. Bunların başında nefs ve şeytan gelmektedir. Bunlardan bir tanesi de acıma duygusunun etkisidir. Düşkünlere yardım etmek, yoksullara bakmak ve hastaların derdine derman aramak gönülleri yakınlaştırır. Yüce Allah Kur'an'da bu konuda şöyle buyurmuştur: "Mü'minlere kanatlarını ger, tevazu ve şefkat göster." Acıma duygusu insanları merhametli olmaya sevk etmektedir. İslam'da yardımlaşmanın birçok çeşidi vardır. Yardımlaşmayı maddi ve manevi olarak ikiye ayırabiliriz. Maddi yardımın başında zekat ve sadaka gelmektedir. Manevi yardım ise anne babaya, akraba ve komşularla, yetimlerle, kimsesiz kimselerle ilgilenmek, onların sıkıntılarını paylaşmaktır. Emri altında çalışanlara iyi ve güzel muamele etmek de manevi yardım kapsamındadır. İnsanlar birbirlerine dua ile de yardım etmeliler. Hz. Peygamber mü'minlerin birbirine arkalarından dua etmelerini istemiş ; "Hiçbir dua; iki kişinin birbirine arkalarından haberleri olmaksızın yaptıkları dua kadar kabul yönünden hızlı değildir" demiştir. Maddi yardımlaşmanın birçok faydası vardır. Zekât, insanı hırs ve cimrilik gibi kötü huylardan korur, yerine cömertlik, iyilik, merhamet ve hayırseverlik gibi güzel huyları yerleştirir. İnsanı iyilik yapmaya alıştırır. Sadaka insanları musibetlerden korur. İnsanların arasında sevgi ve muhabbet oluşmasını sağlar. Hased ve düşmanlıklar azalır. Yardımlaşma aile içinde görerek ve yaşayarak öğrenilmesi gereken bir olgudur. Aile içinde birbirine yardım etmeyen çocukların büyüdüğünde başkalarına yardım etmesi beklenmez.