Türkistan'da Sufizm ve dini hayat (XX.yy )
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, GENEL TÜRK TARİHİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2007
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SELMA KÖSEOĞLU
Danışman: ABDULLAH GÜNDOĞDU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Köseoğlu, Selma, Türkistan'da Sufizm ve Dini Hayat, Yüksek Lisans Tezi, Danışman:Doç.Dr. Abdullah Gündoğdu, 142 s.TEZ ÖZETMüslüman Türk dünyasının önemli bir bölümünü teşkil eden Türkistan, VIII. asırdaslamiyetle tanışmış, X. asırdan itibaren slamiyeti bir din olarak benimsemiş ve o andanitibaren slamiyet Türk kültürünün, sosyal ve siyasi düzeninin ayrılmaz bir parçası olarakgünümüze dek varlığını devam ettirmiştir.Biz bu çalışmamızda, Türkistan bölgesinin slamiyetle tanışması ve XIX. asra kadargelen süreçte tarikatların faaliyetlerini araştırarak, özellikle Sovyet dönemi Türkistan'ında butarikatların siyasi, sosyal yapıya etkilerini tespit etmeye çalıştık.Araştırmalarımız bizi sufi tarikatların faaliyetleri konusunda şu sonuca ulaştırdı:Miladi VIII. asırdan itibaren fiilen kendini gösteren tasavvuf hareketi, slamın hızlayayılmasını ve slami değerlerin fert ve toplumlarda en iyi şekilde yerleşip yaşanılır halegelmesini gaye edinmiş ve bir nevi slam misyonerliği görevini üstlenmiştir. Başlangıçtabireysel olarak yaşanan bu mistik düşünce, kısa sürede teşkilatlı bir yapıya kavuşmuş veyapılanmalarının devrin sultanlarının ve devlet adamları tarafından tanınması ile toplumlarınsiyasi- sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yer almıştır.slami kaideleri toplumda canlı tutmayı sağlayan ve toplumların en sıkıntılı anlarındasığındığı bir yapı olarak tarikatlar, XVIII. Asırda Rusların Türkistan bölgesine girmesiylefarklı bir misyon üstlenmek durumunda kalmışlardır. Karşılarında slami değerleri kabuletmeyen ve dinsizlik politikalarını yerleştirmeye çalışan komünist bir düşünce ile karşılaşanTürkistan halkı yine uzun yıllar sürecek sıkıntılı günlerinde tarikatlara sığınmışlardır. Tarikatileri gelenleri, Rusların yaklaşık iki asır süren dinsizleştirme faaliyetlerine ve baskılarınaboyun eğmemiş, silahlı mücadele imkanının kalmadığı işgal dönemlerinde bile her fırsattanistifade ederek, mevcut şartlar dahilinde, Müslümanların dini ve kültürel kimliklerinimuhafaza edebilmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Bu maksatla, slamın temelilkelerinin ve Arapça'nın öğretildiği gizli okullar açmışlar, evler tahsis etmişler;Müslümanların sünnet, nikah ve defin işleri gibi dini vazifelerini yerine getirmişlerdir.Tarikatların bu faaliyetleri sonucunda, SSCB döneminde başlatılan Müslümanları yok etmeve ateizm politikaları başarısızlığa ulaşmıştır.