İntrakardiyak cihaz ve protez kapak endokarditi ön tanısı olan hastalarda klinik, ekokardiyografik ve laboratuvar parametrelerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MATIN HAMZAYEV
Danışman: DEMET MENEKŞE GEREDE ULUDAĞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Protez Kapak Endokarditi (PKE), İE'nin en şiddetli şeklidir ve protez kapaklı hastaların %1-6'sında görülür. İntrakardiyak cihaz (İKC) kullanımının son yıllarda giderek artması sonucunda cihazla ilgili en ciddi komplikasyon olan İntrakardiyak Cihaz ile ilişkili İE (İKCİ-İE) sayısında da büyük ölçüde artış olmuştur. Bu iki grupta kesin İE tanısı koymak kolay olmamaktadır. Transözofageal Ekokardiyografi (TEE)'de saptanan vejetasyon benzeri yapılar kimi zaman yalancı pozitifliklere neden olabilmektedir. Yine İE tanısında rutinde önerilen Modifiye Duke kriterlerinin bu hastalarda tanısal doğruluğunun daha düşük olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada PKE ve İKCİ-İE ön tanısı olan hastalarda klinik, laboratuvar, ekokardiyografik parametreler ve nükleer tıp incelemelerinin tanısal performansını değerlendirmek, İE tanısında standart olarak kullanılan Modifiye Duke Kriterlerinin bu seçilmiş hasta grubunda kullanımını irdelemek ve İE şüphesi ile incelenen hastaların ne kadarının gerçekten İE olduğunu ve İE öngördürmede katkısı olan parametrelerin neler olduğunu araştırmak amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmada Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı'nda 2008-2019 tarihleri arasında ''İnfektif Endokardit'' ön tanısı ile yatmış ve TEE yapılmış olan hastaların dosyaları retrospektif olarak tarandı. Çalışmaya Protez Kapak Endokarditi ve İntrakardiyak Cihaz Endokarditi ön tanısı olan 94 hasta dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastalara ait demografik özellikler, ek hastalıkları, klinik özellikleri, ekokardiyografik parametreleri, laboratuvar parametreleri, kan kültürü sonuçları, yapılmışsa 18F-FDG PET/BT sonuçları, hastalara uygulanan tedavi yöntemi ve klinik seyri arşivden hasta kayıtları taranarak kaydedildi. İE ön tanısı ile yatırılmış olan bu hastaların verileri, Modifiye Duke Kriterlerine göre değerlendirildi. İki major veya bir major ve üç minör kriter ya da beş minör kriter varlığı ''Kesin İE'' olarak tanımlandı. Bir major ve bir minör veya üç minör kriter varlığında ''Olası İE'' olarak değerlendirildi. Bu kriterleri karşılamayan veya alternatif tanı koyulmuş olan hastalar ise ''İE değil'' olarak kabul edildi. Çalışmada toplanan verilerin analizinde, istatistiksel yazılım paketi SPSS 23 (Statistical Package for the Social Sciences – IBM®) kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyini belirlemek için, %95 güven aralığında ve p<0.05 anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Çalışmada yer alan hastaların 34'ü kadın ve 60'ı erkek idi. Hastaların yaş ortalaması 62,06±13,12 yıl'dı. PKE ve İKCİ-İE ön tanısı ile TEE yapılan ve vejetasyonla uyumlu görüntü izlenen hastaların Modifiye Duke kriterlerine göre %32.98'i Kesin İE, %38,3'si Olası İE tanısı aldığı, %28,72'sinin ise İE tanı kriterlerine uymadığı görüldü. Kesin İE tanısı olan hastaların %69,3'ünü İKCİ-İE ve %30,7'sini PKE oluşturmaktadır. PKE olan hastaların çoğunluğunda (%80) ateş görülürken tersine İKCİ-İE hastalarının çoğunda (%57,9) ateş görülmediği gösterilmiştir. Hastaların %67 gibi yüksek bir yüzdesinde kan kültüründe üreme olmadığı görülmüştür. İKCİ-İE tanılı hastalarda en sık üreyen mikroorganizma Staphylococcus aureus, PKE tanılı hastarda ise en sık üreyen mikroorganizma Enterococcus faecalis olmuştur. İE tanısında kullanılan en önemli kriterlerden olan TEE bulgularına bakıldığında, boyutu 5 mm altında olan veya lineer hareketli yapı olarak görülen vejetasyona sahip hastalarda son tanı olarak kesin İE olma olasılığının düşük olduğu, aksine bu hastaların yarısında İE olmadığı saptanmıştır. TEE'de 6 mm ve üstü vejetasyon olmasının kesin İE tanısında anlamlı olduğu gösterilmiştir (p:0.013). Kliniğimizde kılavuzlarda yeni olarak bahsedilen ek görüntüleme yöntemlerinin (PET-BT, SPECT-BT, Lökosit sintigrafisi) PKE için %88 oranında kullanılmadığı, İKCİ-İE tanısında ise %60 oranında başvurulduğu görülmüştür. Biyokimyasal parametrelerden CRP, Sedimantasyon, D-Dimer ve Lökositozun Kesin İE tanısında anlamlı olduğu (sırasıyla p:0.002, p.0.048, p:0.003, p:0.012) prokalsitoninin ise anlamlı olmadığı saptanmıştır (p:0.635). SONUÇ: İE ön tanısının doğrulanmasının güç olduğu spesifik hasta grubu olan PKE ve İKCİ-İE olgularında, TEE'de 5 mm altı vejetasyon ve lineer hareketli vejetasyon benzeri yapıların değerlendirilmesinde daha dikkatli davranmak olduğundan fazla İE tanısı koyulmasını önleyebilir. Kliniğimizde kılavuzlarda yeni olarak bahsedilen ek görüntüleme yöntemlerinin (PET-BT, SPECT-BT, Lökosit sintigrafisi) PKE ve İKCİ-İE ön tanılı hastaarda kullanımının artırılması faydalı olabilir.