Çevre sorumluluk hukukundan doğan kanunlar ihtilafı
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2001
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEMA ÇÖRTOĞLU
Danışman: GÜLİN GÜNGÖR
Özet:ÖZET Çevre sorunları günümüzde küresel bir boyut kazanarak artık çok daha önemli bir hale gelmiştir. Bunun nedeni tesislerin veya diğer kirletici faaliyetlerin yol açtığı çevre kirliliğinin sonuçlarının artık sadece kirlenmenin meydana geldiği devletin ülkesi ile sınırlı kalmamasıdır. Kirletme fiili birden fazla devletin ülkesinde meydana gelebileceği gibi, meydana gelen zarar bir veya birden fazla devletin ülkesinde de etkilerim doğurabilmektedir. Bu tür sınır ötesi çevre kirlenmelerinde, hangi ülkenin kanunun uygulanacağı sorunu karşımıza çıkmaktadır, bu da kanunlar ihtilâfı kurallarına başvurulmasını gerekli kılmaktadır. Devletler, çevre kirliliğini önlemek ve zararı tazmin etmek amacıyla iki veya çok taraflı antlaşmalar yapmaktadırlar. Bu sözleşmelerin çoğunda Devlete sorumluluk yüklenmekte, bireylerin sorumluluğu çoğu zaman düzenlenmemektedir. Sözleşmelerde konuya ilişkin bir düzenleme olmadığı takdirde, o zaman uluslararası hukuk kurallarına başvurulması gerekmektedir. Bu nedenle de bir sınırötesi çevre kirliliğine, Türk milli hukukunun uygulanmasının gerektiği hallerde, uygulanması gereken milli hukuk, sadece iç hukuk hükümlerini değil, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümlerini de kapsayacaktır. Çevre sorumluluk hukukunun bir haksız fiil türü olması nedeniyle, çevre sorumluluk hukukundan doğan kanunlar ihtilâfı alanında "ika yeri kuralı" hukuk sistemlerinin büyük bir çoğunluğu tarafından benimsenmiştir. Türk hukukunda da MÖHUK'un 25. m/l. f na göre haksız fiiller alanında ika yeri kuralı uygulanmaktadır. Haksız fiil ilişkisinin kurucu unsurları olan fiil ve zarar unsurlarının tek bir devletin ülkesinde gerçekleşmesi halinde, "ika yerinin saptanması" bir soruna yol açmaz. Bu durumda, fiilin işlendiği yerle zararın ortaya çıktığı yer aynı yerdir, bu nedenle de ika yeri bellidir. Buna karşın, kirletme fiilinin işlendiği yerle çevre zararının ortaya çıktığı yerin farklı olduğu hallerde ika yerinin saptanması konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür, ancak bunlardan en çok benimseneni ve MÖHUK'un 25. m/2, f da da benimsenmiş olam, zararın meydana geldiği yeri ika yeri olarak kabul eden görüştür. MÖHUK 25. m/3. f ya göre, ika yeri kanunlarının uygulanması en sıkı ilişki kanunun lehine sınırlandınlabilmektedir. İka yeri irtibat noktası ve dolayısıyla ika yeri kanunlarının rastlantıya bağlı olduğu; buna karşılık somut uyuşmazlığın olay ve 153taraflar açısından bir başka devletle daha sıkı ilişki içinde olduğu hallerde ika yeri kanunlarının yerini bu sonuncu devlet kanunları uygulanabilecektir. Son olarak şunu belirtmemiz gerekir ki, 2872 sayılı Çevre Kanunu' nun kapsamına giren durumlarda bu Kanunun doğrudan uygulanan bir kanun olması nedeniyle, uygulama alanına giren durumlar söz konusu olduğunda Çevre Kanunu'nun uygulanması gerekmektedir. Çevre Kanunu'nun düzenlemediği hususlarda ise, yetkili hukuk uygulanacaktır. 154