İkinci Meşrutiyet Dönemi milli bankacılık faaliyetleri (1908-1918)


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, TARİH ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞEGÜL CAN

Danışman: HAKAN UZUN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Banka, kitle iletişim araçlarının da etkisiyle, insanlığın ulusal ve uluslararası platformdaki nakit ihtiyacını karşılayan evrensel bir kurumdur. Bu kurumun tarihi, dünya üzerinde birbirinden farklı zamanlara dayanmaktadır. Osmanlı Devleti'nde ilk bankalar, Tanzimat döneminde ortaya çıktı. Her ne kadar bundan önce devletin para ihtiyacı sarraflar ve Galata Bankerleri aracılığıyla karşılanmış olsa da banka, modern anlamda bir kurum olarak Tanzimat döneminde Osmanlı ekonomisine girdi. Kırım Savaşı sırasında başlayan dış borç alım aşaması, Osmanlı Devleti'nde Avrupa'dan borç bulma sürecini yürütecek banka ihtiyacını da beraberinde getirdi. Böylece devletin topraklarında yabancı sermayedarlar ve bankerler tarafından bankalar vücuda getirilmeye başlandı. Hatta teşkil edilen bu bankaların hemen hemen hepsi, devletten ekonomik imtiyaz talebinde bulunmaktaydı. İkinci Meşrutiyet, Türk bankacılık tarihi literatürüne milli bankacılık kavramının girdiği bir dönemi temsil etmektedir. Bu anlamda taşrada, 1909'dan itibaren milli bankalar teşkil edilmekteydi. Ancak devletin topraklarındaki gayrimüslim unsurların bağımsızlıklarını kazanması, Balkan Savaşı gibi olaylar, Osmanlı Devleti'nde evvelden takip edilmekte olan Osmanlıcılık politikasının sonunu getirdi. Bundan sonraki süreçte, İttihat ve Terakki hükümeti döneminde devlet politikası haline getirilen Türkçülük ideolojisinin ekonomi alanındaki bir yansıması olarak milli iktisat hareketleri ortaya çıktı. Bu durum, başta devletin başkenti İstanbul olmak üzere, çeşitli yerlerinde birden çok milli banka kurulmasıyla kendini gösterdi. Böylece ortaya çıkan bankaların ortak gayesi ülkede yerli üretim ve yerli sermayedarın oluşumunu sağlamaktı. İttihat ve Terakki hükümeti bir taraftan, yabancı mallarına karşı boykot, kapitülasyonların kaldırılması, Türkçe yazışma zorunluluğu, Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi uygulamalarla bunun alt yapısını hazırladı. Diğer taraftan ise gerek sermayesine bakanlıklar aracılığıyla gerekse de Ziraat Bankası vasıtasıyla katkı sağlayarak milli bankaların kuruluşunda önemli rol oynadı. Milli bankalara, özellikle savaş döneminde ekonomiyi ayakta tutma görevi düştü. Nitekim hemen hemen milli bankaların çoğunun bankacılık işlemlerine ilave olarak yol, köprü, demir yolu inşa etme, orman oluşturma, maden işletme gibi, devletin sorumluluğunda olan, bayındırlık alanında katkı sağlayacak faaliyet alanları vardı. Çalışmanın kilometre taşını oluşturan Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'na hissedar olarak katılım yurt çapında olurken, taşrada kurulan bankalar için aynı durum söz konusu olmadı. Taşradaki bankaların daha çok bölgesel kalkınma amacını takip etmeleri nedeniyle hissedarları da genellikle çiftçi, incir yetiştiricisi, bağcı ya da yerel esnaftan müteşekkildi. Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın en önemli kuruluş amacı ilerleyen zamanda devlet bankası olarak düşünülmesiydi. Bu anlamda Osmanlı Bankası'nın imtiyaz süresi dolunca bu görev Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın olacaktı. Bu sebeple bankaya devlet görevlilerinden, esnafa, köylüye kadar ülkenin her zümresinden insan hissedar olarak katıldı. Ancak bankanın akıbeti düşünülenin aksine Cumhuriyet'in ilanından kısa süre sonra Türkiye İş Bankası'na devredilmek oldu. Sonuç itibarıyla her ne sebeple kurulursa kurulsun, İkinci Meşrutiyet döneminde ortaya çıkan ve daha sonra bunların bir kısmı Cumhuriyet'e intikal eden milli bankalar, Türk bankacılık tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Anahtar Kelimeler: Banka, Meşrutiyet, Milli, Osmanlı, Türkçülük, Yerli