Kronik böbrek hastalığı olan bireylerde beyaz önlük fenomeninin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İSMAİL DOĞAN
Danışman: GÖKHAN NERGİZOĞLU
Özet:Kronik böbrek parankim hastalığı (KPBH) olanlarda hipertansiyon oldukça sık görülen bir durumdur. Yapılan çalışmalar kan basıncının sıkı kontrolünün hastalığın progresyonunun yavaşlatılmasında önemli rol aldığım göstermektedir. Bu nedenle KPBH olanlarda gerek hastanın bireysel tedavisinin düzenlenmesinde gerekse bu populasyonda yapılacak kan basıncının değerlendirildiği çalışmaların yorumlanmasında kan basıncının ölçümündeki sorunların çözümlenmesi önem taşımaktadır. Beyaz önlük fenomeni sağlıklı bireylerde ve primer hipertansiyonlularda çok sayıda çalışma ile değerlendirilmiş olmasına karşın, bu çalışma sekonder hipertansiyonlu hastalarda klinik ortamın kan basıncı ölçümünde oluşturduğu farklılıkları inceleyen ilk çalışmadır. Yaptığımız bu cross-sectional çalışmaya 2001-2003 yılları arasında AÜTF İbn-i Sina Hastanesi iç hastalıkları ve nefroloji polikliniklerine başvuran, KBPH tanısı olan ya da yada yeni tanı konulan ve klinikte ölçülen iki kan basıncı ve AKB monitörü takılmadan önce alman ilave iki kan basıncı ortalaması; sistolik kan basıncı (SKB) >140 mmHg ve/veya diyastolik kan basıncı (DKB) > 90 mmHg olan 153 vaka alındı. Bunlara 24 saat Ambulatuvar Kan Basıncı îzlemi uygulandı. 3 vaka AKBİ ile uygun sayıda ölçüm alınamaması nedeni ile çalışma dışı bırakıldı. BÖ etkisi; klinik kan basıncı ölçümlerinin ortalaması ile AKBİ gündüz ortalaması arasındaki fark olarak tanımlandı. BÖ hipertansiyonu tanısı ise; klinik kan basıncı ortalaması > 140 mmHg ve/veya > 90 mmHg iken AKBİ gündüz ortalaması 135 mmHg ve/veya 85 mmHg olması ile konuldu. Revers BÖ etkisi, AKBM gündüz ortalaması klinik kan basıncı ortalamasından daha büyük olan grubu tanımladı. Kronik parankimal böbrek hastalığı mevcut olan ve klinik ortamda kan basıncı ilk kez yüksek ölçülen ve antihipertansif almayan otuz iki hastadan on birinde ambulatuvar kan basıncı izleminde normotansif değerler elde edildi. BÖ hipertansitonu olarak değerlendirilen bu hastalarla gerçek hipertansifler arasında yaş, primer böbrek hastalığı, diabet varlığı, sigara öyküsü, vücut kitle 35indeksi, 24 saat proteinüri miktarı, kreatinin klirens, hastalığın ortaya çıkışından ve hastaneye ilk başvurudan bu yana geçen süre gibi değişkenler iki grup arsında farklılık göstermiyordu. Tek istatiksel anlamlı değişken cinsiyet idi. BÖ hipertansiyon grubunda kadın oram % 54,5 iken gerçek hipertansif grupta % 23,8 idi (p 20 mmHg, diyastolik KB' da > 10 mmHg olduğu vakalar belirgin BÖ etkisi olarak değerlendirildiğinde sıklık % 62,7 idi. Klinik-AKBİ metodu ile elde edilen sistolik ve diyastolik BÖ etkisi ile VKÎ anlamlı ilişkili bulundu (p< 0.0001). JNC VI kriterleri ve AKB evrelendirme kriterleri kullanılarak klinik ve AKBM gündüz kan basınçları evrelendirildiğinde, klinik kan basıncı evresi arttıkça BÖ etkisi büyüklüğünün arttığı; AKBM gündüz kan basıncı evresi arttıkça ise BÖ etkisi büyüklüğünün azaldığı görüldü. BÖ etkisi ile yaş, cinsiyet, primer böbrek hastalığı, diabet varlığı, sigara öyküsü, 24 saat proteinüri miktarı, kreatinin klirens, hastalığın ortaya çıkışından ve hastaneye ilk başvurudan bu yana geçen süre gibi değişkenler arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Yalnız AKBİ metodu ile diyastolik BÖ etkisinde görülmese de sistolik BÖ etkisinde nabızla anlamlı korelasyon saptandı (p< 0.05, r=0.216). Sonuç olarak, KBPH vakalarında da, normal popülasyonda olduğu gibi hipertansiyon teşhisi ve takibinde beyaz önlük fenomenini göz önünde bulundurmalıyız. İleride yapılacak çalışmalar bu grup hastada BÖ fenomeninin morbidite ve mortalite üzerindeki etkisini ve antihipertansif tedavinin yerini ortaya koyacaktır.