Aşağıdan neoliberalleşmenin kurumsal formu olarak sivil toplum kuruluşları ve STK'laşma


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FESİH BAYRAKTAR

Danışman: MEHMET YETİŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez en yalın haliyle şu temel soruya yanıt bulmayı amaçlamıştır: "Neoliberal küreselleşme" olarak adlandırılan ve son otuz yıla damgasını vuran ekonomik, politik ve ideolojik kapitalist yeniden yapılanma sürecinin sivil toplum üzerindeki –ekonomik, politik, kurumsal düzeyde- somut izdüşümleri nelerdir? Söz konusu sürecin devlet üzerindeki yansımaları sistematik ve oldukça yoğun bir biçimde araştırılmışken, sivil topluma etkileri ya normatif değerlendirmeler ya da parçalı ve daha düşük profilli araştırma ve gözlemlerden öteye gitmemiştir. Söz konusu tespit, özellikle ülkemizde bu alanla ilgili yapılmış çalışmalar açısından daha açık şekilde gözlemlenebilecek bir durumdur. Bu alanla ilgili birbirinden kopuk ve çoğunlukla liberal ön kabullere dayalı normatif değerlendirmelerin egemen olduğu çalışmaların ötesine geçecek hem büyük oranda konuyla ilgili saha çalışmalarından beslenen ve bu anlamda analitik değeri haiz hem de tek tek saha araştırmalarının ötesine geçen daha derinlikli ve bütünlüklü çalışmalara duyulan ihtiyaç söz konusu alanla ilgili pek çok araştırmacının dikkatini çekmiştir. İşte bu çalışma, "aşağıdan neoliberalleşme", "neoliberal yönetişim" ve "STK-laşma" kavramları üzerinden, bu tür bir boşluğu doldurmaya dönük mütevazı bir çabayı ifade etmektedir. Söz konusu çerçevede bu çalışma, yalnızca teorik düzeyde diğer çağdaş sivil toplum yaklaşımlarından farklılaşmakla kalmayan aynı zamanda pratikte "sivil toplumun güçlendirilmesi" adı altında devlet ve devletlerarası kuruluşların güdümünde yürütülen çeşitli politikalar yoluyla günümüz sivil toplumunu küresel çapta dönüştüren neoliberal sivil toplum pozisyonunu, teorik ve tarihsel arka planının yanı sıra "STK-laşma" olarak adlandıracağımız sonuçları itibariyle tartışmaya açmaktadır. 1990'ların "yönetişim" paradigması çerçevesinde neoliberalizm, önceki dönemin devlet-sivil toplum "karşıtlığına" dayalı bir gündemden bu ikisinin birbirini "tamamladığı" yepyeni bir gündeme evrilerek, diğer çağdaş sivil toplum yaklaşımlarından tümüyle farklı bir tarzda "sivil toplumu", kurumsal düzeyde STK'lardan mürekkep bir "üçüncü sektör", işlevsel düzeyde STK'lar tarafından yürütülen ve neoliberal politikaların neden olduğu çatlakları dolduran ve hatta tabanda bu politikaları derinleştiren "projeler" ve devlet ve/veya piyasayla ilişkisi açısından bir "ortaklık" ya da "paydaşlık" çerçevesinde yeniden tanımlamıştır. Buradaki iddiamız, "yönetişim" ya da "katılım" biçimleriyle bu güncel neo-liberal sivil toplum pozisyonunun, STK tipi örgütlerde ve STK-laşma süreçlerinde somutlaşan bu tür bir formu, işlevi ve ilişki biçimini teşvik ederek, kapsamlı düzeyde bizim "aşağıdan neoliberalleşme" olarak adlandırdığımız şeye yol açtığı ve bu haliyle, bütün demokrasi, sosyal içerme, çoğulculuk, sivil toplumla ortaklık iddialarına karşın, sanıldığından daha araçsalcı, sömürgeleştirici, asimilasyonist, tektipleştirici, dışlayıcı ve nihayetinde anti-demokratik olduğudur. Dahası, sivil toplum açısından sonuçlarıyla bu pozisyon, yalnızca günümüzün demokratik-özgürlükçü "sivil toplum" yaklaşımlarınca öne sürülen devlet-sivil toplum karşıtlığına dayalı tezleri pratikte anlamsız kılmamış, aynı zamanda bu pozisyonlarca "sivil topluma" atfedilen sosyal olarak pozitif tüm unsurların -tıpkı devlette olduğu gibi- içini boşaltmaya koyulmuştur.