Yaşa bağlı makula dejenerasyonunda fundus otoflöresans görüntülemenin takipteki önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PINAR BİNGÖL KIZILTUNÇ

Danışman: FİGEN ŞERMET

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada YBMD'li gözlerde FOF bulguları değerlendirilerek bu bulguların takipler sırasındaki değişimi, progresyon için riskli FOF bulguların tespiti, buna bağlı takip protokollerinin düzenlenmesi ve FOF bulguları ile görsel prognoz ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Bu amaçla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Retina Servisi'nde Ocak 2005- Mart 2013 tarihleri arasında takipli olup, 6 ay ara ile çekilmiş en az 2 SW-AF görüntüsü olan herhangi bir evrede YBMD'li 185 hastanın 353 gözü retrospektif olarak incelendi. Erken evre YBMD'li gözler grup 1, yaş tip YBMD'ler grup 2, geografik atrofili gözler ise grup 3 olarak kabul edildi. Her grup kendi içinde FOF bulgularındaki değişiklikler açısından değerlendirildi. Başlangıç muayenesinde gözlerin 150'sinde (% 42.5) erken evre YBMD (grup 1), 153'ünde (% 43.3) yaş tip YBMD (grup 2) ve 50'sinde (% 14.2) ise geografik atrofi (grup 3) bulunmaktaydı. Erken evre YBMD'li gözlerde en sık izlenen paternler retiküler (%18), fokal artış (%14.7) ve yama (%11.3) paterndi. Başka bir paternle birlikte en sık izlenen patern (%85.7) ve patern değişiminde en sık izlenen patern (% 50) retiküler patern idi. Atrofi gelişen gözlerde fokal artış (%45) ve retiküler patern (%30) sıklıkla izlendi. Yaş tip YBMD'ye geçiş riski ise lineer patern (%50), yama patern (%47) ve retiküler paternde (%37) en yüksek bulundu. Grup 2'de (yaş tip YBMD) baskın klasik KNVM'lerin % 91.9'unda lezyon hipootoflöresan olarak izlenirken, lezyonu çevreleyen hiperotoflöresan halka mevcuttu, % 35.1'inde ise lezyon komşuluğunda hiperotoflöresan alan izlendi. Minimal klasik ve gizli KNVM'lerin %50'sinde lezyon düzensiz hipo-hiperotoflöresan bulgu verirken, seröz ve vaskülarize PED'lerde PED bölgesi değişken otoflöresan, vaskülarize PED'de vaskülarize kısım hipootoflöresan izlendi. RAP ve PKV'de lezyon bölgesinde hipootoflöresans, RPE yırtığında yırtık bölgesinde hipootoflöresans, yırtığın katlandığı bölümde ise düzensiz hiperotoflöresans mevcuttu. Diskiform skarda lezyon bölgesinde hipootoflöresans ve bunu çevreleyen hiperotoflöresan halka vardı. Anti-VEGF tedavi uygulanan gözlerde tedavi sonrası FOF bulguları değişken olup, gözlerin % 9.7'sinde ekstrafoveal atrofi gelişti. Grup 3'te (geografik atrofi) gözlerin %28'ine retiküler patern eşlik ediyordu. Atrofi progresyon hızı bant paternde en yüksek olup (1.475 mm2/yıl), retiküler patern varlığı ve diğer gözün durumu ile ilişkili değildi. Başlangıç atrofi alanı büyük olan gözlerde atrofi progresyon hızı daha yüksekti. Foveal korunmuşluk olan gözlerde ve başlangıç atrofi alanı daha küçük olan gözlerde görme keskinliği daha iyiydi. Sonuç olarak FOF görüntüleme YBMD hastalarında kullanılan noninvaziv bir görüntüleme yöntemi olup; erken evre YBMD'de riskli gözlerin belirlenmesi ve takip protokollerinin düzenlenmesinde, yaş tip YBMD'de anti-VEGF kullanımına bağlı atrofi gelişiminin takibinde ve geografik atrofili gözlerde progresyon yönünden riskli gözlerin belirlenmesinde ve progresyonun takibinde önem taşımaktadır.