Tracing ekphrasis in A. S. Byatt's the Frederica quartet
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: ASYA SAKİNE UÇAR
Danışman: ZEYNEP ZEREN ATAYURT FENGE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Görsel sanatlarla yazın arasındaki ilişki antik çağdan bu yana tartışmalara yol açmıştır. Görsel sanat yapıtlarının yazıyla temsili anlamına gelen ekfrasis, nesnelere ses bahşeden bir araç, sahneyi göz önünde canlandırma, dinleyiciye anı yaşıyormuş gibi hissettirme gibi tarih boyunca birçok farklı anlamlar kazanmıştır. Ekfrasis, Homer'in Achillies'ın kalkanı ya da John Keats'in bir Yunan vazosu üzerine derin düşüncelerini aktardığı örneklerde olduğu gibi daha çok şiir sanatıyla özdeşleşmiştir fakat türün 20. yüzyıl çağdaş romanındaki yeri bu çalışma ile örneklendirilebilir. A. S. Byatt'ın Frederica serisi dört kitaptan oluşur ve Potter ailesini 50'lerin başından 70'lere kadar uzanan bir dönemi kapsayacak şekilde merkeze alır. Dörtleme belli rollerin empoze edildiği bir toplumda Frederica'nın kimliğini bulma yolculuğu gibidir. Byatt daha çok kadınlar ve toplumun getirdiği kısıtlamalara odaklanarak özellikle evcil ve entelektüel kimlik üzerinden birbirine zıt yaşam tarzlarıyla Frederica ve Stephanie kardeşlere odaklanarak anlatı yoluna gider. Romanları okurken adeta tüm olayları bir bütün olarak ilahi bir bakış açısıyla görebilme, esas olayların nedensellik çerçevesinde bahsi geçen görsel imgelerle bağlantılı olduğu ekfrastik bir anlatı doğurur ki bu anlatılar sadece süslü, sözel tasvirler değil; okuyucunun eleştirel bakış açısını geliştirmek amacıyla anlatıya kasıtlı olarak entegre edilmiş bölümlerdir. Byatt, romanlarında görsel sanatlara geniş yer veren bir yazardır ve buna uygun olarak Frederica serisinde Picasso, Titian ve Van Gogh'dan Brueghel, Matisse, Rauschenberg, Vermeer ve Rembrandt'a kadar uzanan çok geniş bir sanatçı, ressam yelpazesi sunar. The Virgin in the Garden romanında Frederica'nın gelişim ve kendini bulma yolculuğunu resmederken Byatt, Elizabeth ikonografisi ve benzer figürlerden ekfrasis ışığında açıklığa kavuşan imge ve sanat yapıtları yoluyla faydalanır. Still Life, karakterin kaderlerini belirlemede Van Gogh ve natürmort/durağan yaşam metaforunu kullanırken, Babel Tower romanında dönemi yansıtan sanat yapıtları Frederica'nın yeni yaşamına da ayna tutar. Son olarak A Whistling Woman romanında ise ekfrasis önemli anları ve kişileri belirlemede etkin ve yol gösterici bir rol oynar. Ekfrasis Byatt'ın romanlarında görsellerde gömülü görünürde saklı ama aslında aşikâr işaretlerle esas meseleyi odak noktası haline getiren bir araç haline dönüşür. Bilinçli bir şekilde seçilen birçok imge, tablo ve resim ile Byatt, ekfrasisi yalnızca okurlarının hayal gücüne hitap eden görsel bir deneyim olmaktan çıkarır, olay örgüsünü yapılandırma ve anlatı ritmini güçlendirme yolunda ana fikir ve noktaları ortaya çıkaran, kilit anlara gönderme yapan kendine özgü, anlatıyı başlatan bir araç olarak sunar. Bunu gerçekleştirirken Byatt'ın romanlarının esas noktası olan kız kardeşlerin sembolize ettiği eve hapsolma korkusu ve baskısı ile kendine ait özgür ve entelektüel bir ses ve yer sahibi olma ikilemine işaret eder. Bu bağlamda, ekfrasis seri boyunca estetik ve hayal gücüne dayalı bir okuma sunduğu gibi gerçek ve sağlam bir anlam çıkarma yolunda esas noktalara ve ana temalara bir köprü kurarak önemli bir anlatı aracı haline gelir.