İNTRAVENÖZ AJİTE SALİN KONTRAST EKOKARDİYOGRAFİNİN NÖRON SPESİFİK ENOLAZ İLE BELİRLENEN SUBKLİNİK NÖRON HASARI ÜZERİNE ETKİLERİ


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KÜBRA KORKMAZ

Danışman: Cansın Tulunay Kaya

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Patent foramen ovale (PFO), %25-30 yaygınlıkla interatriyal septumda doğuştan gelen bir açıklıktır. Tanı yöntemleri arasında transözofageal ekokardiyografi (TEE), manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve bilgisayarlı tomografi (BT) bulunmakta olup transtorasik ekokardiyografi (TTE) birincil tanı yöntemidir. TTE'de, intravenöz olarak uygulanan ajite edilmiş salin enjekte edilir ve mikrobaloncukların sağ atriumdan sol atriuma geçişi izlenerek tanı konulur. Bu yöntemin güvenilirliği çeşitli olgu serilerinde sorgulandığında; advers olarak genellikle geçici, hafif klinik nörovasküler olaylar düşük insidansta (%0,062) bildirilmiştir. Sessiz serebral iskemi (SSİ), semptom olmadan radyografik olarak tanımlanan akut nöronal hasar olarak tanımlanmaktadır. SSİ inme, demans ve bilişsel bozukluk riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Nöron spesifik enolaz (NSE), nöronal hücrelere yüksek özgüllükle bağlanarak SSİ'yi tespit etmek için kullanılabilmektedir. Olgu serilerinde semptomatik hastalar rapor edilmiş olmasının yanında, intravenöz ajite salin ekokardiyografinin (SKE) SSİ ile ilişkisini ve güvenilirliğini belirleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, nörolojik öyküsü olmayan ve sağlıklı bir kontrol grubuyla karşılaştırılan PFO'lu hastalarda SKE'nin SSİ'a neden olup olmadığını NSE ile değerlendirmektir. Malzemeler ve Metodlar: İnteratriyal septumda renk geçişi saptanan veya belirgin interatriyal septum anevrizması olması nedeniyle SKE yapılan atrial septal anevrizmalı (ASA) ve PFO'lu 52 hasta çalışmaya dahil edildi. Ayrıca, tespit edilmiş PFO'su veya ASA'sı olmayan 51 hasta da kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Serum örnekleri hastalardan SKE testi uygulanmadan önce ve uygulandıktan 12 saat sonra alındı; örneklerin NSE seviyeleri ELISA yöntemiyle saptandı. Sonuçlar: PFO grubunda başlangıç ortalama NSE seviyesi 12,7 ng/mL ve medyan düzeyi 5,3 ng/mL iken, kontrol grubunda ortalama 9,1 ng/mL ve medyan 6,4 ng/mL idi. 12 saat sonra, PFO grubundaki ortalama NSE seviyeleri 9,8 ng/mL ve medyan 6,6 ng/mL iken, kontrol grubunda ortalama 12,7 ng/mL ve medyan 5,8 ng/mL idi. SKE sonrası NSE seviyelerindeki artış, PFO ve kontrol grupları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,77). Yaş, interatriyal septum anevrizmasının varlığı, mitral anulus kalsifikasyonunun varlığı, SKE testinde geçen kabarcık sayısı ve NSE seviyelerindeki başlangıç ve 12 saatlik değişim arasında ilişki bulunamadı (p=0,926). NSE düzey değişikliklerinin gruplar arasında korele olduğu bulundu (p<0,001). Sonuç: Bu çalışma, SKE'nin subklinik nöronal hasara neden olup olmadığını değerlendiren ilk çalışmadır. Çalışmamız, NSE ile değerlendirildiğinde, SKE yönteminin güvenli olduğunu ve temel nöronal hassasiyeti olmayan hastalarda subklinik nöronal hasara neden olmadığını önermektedir. Anahtar kelimeler: kontrast ekokardiyografi, sessiz serebral iskemi, patent foramen ovale, nöron spesifik enolaz, paradoks emboli