Siber olaylara müdahale konusunda Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Türkiye'nin idari yapılarının incelenmesi–nükleer santral örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ADLİ BİLİMLER ANABİLİM DALI (DİSİPLİNLERARASI), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABDULLAH GENÇAY

Danışman: NERGİS CANTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Siber Olaylara Müdahale Konusunda Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Türkiye'nin İdari Yapılarının İncelenmesi – Nükleer Santral Örneği Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de internet kullanımı, devlet ağının nitelikleri ve özel sektörün artan gereksinimleri dolayısıyla giderek artmaktadır. Bu artışın yanında farklı görevler verilebilen birçok eşya da siber uzayda yerini almaktadır. Siber uzaydaki büyüyen çeşitlilik siber suçların da sık yaşanmasına neden olmaktadır. Suçtan etkilenen bazen vatandaşlarken bazen de kritik altyapılar yani devletlerin kendileridir. Geleneksel suçlarda alışılagelmiş simetri siber suçlarda asimetrik olarak karşımıza çıkmakta ve soruşturulmasını zorlaştırmaktadır. 2010 yılında İran Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisine Stuxnet olarak isimlendirilen bir siber saldırı yapılmıştır. Bu saldırı fiziksel bir tesise dijital yollarla yapılmış en büyük saldırıdır ve devletlerin siber güvenliğe konservatif bakışı değiştirmiştir. Nükleer siber emniyet dünyasının her seferinde "Stuxnet'ten Sonra" diye söze başlaması saldırının dünyada yarattığı şok etkisini göstermektedir. 2008 yılında Bakü Tiflis Ceyhan boru hattına ülkemiz sınırlarında yapılmış saldırı ve 2015 yılında ülke genelinde meydana gelen elektrik kesintilerinin siber saldırı olup olmadığı konusunda şüpheler hala devam etmektedir. Tüm bu gelişmeler nükleer tesisleri de kapsayan kritik altyapıların tamamına yönelik siber saldırılardan korunmanın ülkemiz için de önemli olduğunu göstermektedir. Ülkemiz önümüzdeki 10 yıl içerisinde 2 farklı nükleer tesiste 8 nükleer reaktöre sahip olma yolunda ilerlemektedir. Bu nükleer tesisler hedef alınarak ya da hatalı uygulamalar sonucu meydana gelebilecek olumsuzluklar radyoaktivite yayılımı ihtimalini de gündeme getirecektir. Siber korunma sadece saldırı anını içeren kısa dönemli reaktif eylemlerden öte, saldırı öncesinde düzenli olarak güvenlik açıklarının araştırıldığı, tüm cihazların yazılımsal olarak güncelliğinin sürekli kontrol edildiği, personelin farkındalık seviyesinin düzenli olarak güçlendirildiği, paket çözümü bulunmayan, güçlü bir denetleme çerçevesinin oluşturulması gerekliliklerinin sürekli üzerinde durulması gerekmekte olan dinamik bir yapıdadır. Bu çalışma ile nükleer siber emniyet konusunda ülkemizin mevcut yapısının yanında Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa gibi nükleer reaktör işletimi alanında iki öncü ülkenin mevcut yapıları incelenmiş ve ülkemizde bu anlamda mevcut rejimin doğru bir değerlendirmesinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda ülkemizde nükleer tesislerin ve kritik altyapıların siber emniyetinin sağlanması konusunda çok başlı bir yapının var olduğu, bu alandaki sorumlulukların netleştirilmesi gerektiği, nükleer emniyet kültürünün bir yaşam döngüsü şeklinde algılanarak oluşturulması gerektiği, öncelikle ilgili kurumlar, sonrasında ülke genelini kapsayacak farkındalık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kritik Altyapı, Siber Saldırı, Nükleer Tesis, Siber Korunma, Nükleer Emniyet Kültürü