Kurumsal ve maddi boyutuyla Avrupa Birliğinde iyi yönetişim ilkeleri ve iyi idare hakkı


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrupa Birliği ve Uluslararası Ekonomik İliş. Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL YEŞİL

Danışman: İlke Göçmen

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Geleneksel yönetim yeteneklerinin yetersiz kaldığı noktalara çözüm üretmek üzere yönetişim ortaya çıkmıştır. AB yönetişimi ise ulusüstü düzlemde karşılaşılan yönetim sorunlarının çözümü noktasında kendini karakterize etmiştir. AB iyi yönetişimi bakımından Avrupa Ombudsmanı'nın kuruluşuna kadar geçen zaman içerisinde söylenebilecekler sınırlıdır. Avrupa Ombudsmanı'nın kuruluşu ile AB iyi yönetişiminin kurumsal çerçevesi oluşmuştur. Avrupa Ombudsmanı kötü yönetimin tanımını yapmış ve AB kurum ve organlarının yönetim ve personelinin vatandaşlarla olan ilişkilerinde uygulanmak üzere Avrupa İyi İdari Davranış Kuralları'nı hazırlamıştır. AB iyi yönetişiminin temel motivasyonunun arkasında Birliğin demokrasi açığının kapatılmasına yönelik gayretleri yatmaktadır. AB'nin geniş üye yapısı ile birlikte karar alma süreçlerinde yaşadığı sorunlar iyi yönetişim ile aşılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda AB'de iyi yönetişimin kurumsal boyutunun gelişimi hem normatif düzlemde hem de yeni kurumların inşası ile gerçekleşmiştir. Normatif düzlemdeki kurumsallaşma adımları ilk olarak esnek hukuk araçları ile ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, iyi yönetişim ilkelerini içeren Beyaz Kitap ve AP tarafından kabul edilen Avrupa İyi İdari Davranış Kuralları iyi yönetişime ilişkin önemli esnek hukuk düzenlemeleri olarak öne çıkmıştır. AB iyi yönetişimi hem yargısal hem de yargı dışı mekanizmalar eliyle korumaya alınmıştır. Etkili, tarafsız, adil ve makul bir süre içinde yargısal korumanın sağlanması aynı zamanda iyi idare hakkının da bir gereğidir. AB iyi yönetişimi belirli açılardan yargı denetimine tabi olsa da, büyük ölçüde güvence yargı dışı inceleme mekanizmaları tarafından sağlanmaktadır. Yargı dışı koruma araçlarının bir çoğunun esnek hukuk araçları içinde şekillendiği dikkate alındığında esnek hukukun AB iyi yönetişimi için bir araç olduğu kadar aynı zamanda onun bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür. AB Temel Haklar Şartı'nın anayasal bir karakterle bağlayıcılık kazanması ve böylece "iyi idare hakkı" nın da temel bir vatandaşlık hakkı olarak AB'de düzenlenişi AB iyi yönetişiminin gelişim seyrini farklı bir düzleme taşımıştır. AB Temel Haklar Şartı'nın 41'inci maddesindeki iyi idare hakkı; "tarafsız, adil ve zamanında muamele hakkı", "tazmin hakkı" ve "anlaşma dillerinden birinde yazışma hakkı"nı içerecek şekilde çerçevelenmiştir. Tarafsız, adil ve zamanında muamele hakkı; dinlenilme hakkı, dosyaya ve kişinin kendisiyle ilgili bilgi ve belgeye erişim hakkı ile gerekçe belirtme zorunluluğunu içerir. İşlerin makul sürede ele alınması, Birlik organ, kurum ve ajanslarına tüm işlemlerinde tembellikten ve gecikmeden kaçınma yükümlülüğü yüklemekte işlerin sebepsiz gecikmesi, uzaması ve kronikleşmesi bu hakkın ihlali olarak değerlendirilmektedir. İyi idare hakkı kapsmaındaki bilgi ve belgelere erişim imkanı özel olarak düzenlenmiş olan kişisel verilerin korunmasına ilişkin meşru kısıtlama ve tedbirlerden kaynaklı olarak belli şartlar altında kısıtlanabilmektedir. Sonuç olarak temel bir hak olarak "iyi idare hakkı"nın tanınması ve bu hakkın yargısal ve yargı dışı koruma mekanizmaları ile teminat altına alınmış olması AB iyi yönetişimini dünyadaki diğer örneklere göre ileri düzeyde kurumsal ve maddi bir boyut kazandırmıştır. AB'de iyi yönetişim var olan sorunların çözümü için sihirli bir değnek değilse de değerli ve önemli bir çözüm alternatifi olmuştur.