Ortaçağ konut mimarisi üzerine bir araştırma: Anadolu Selçuklu köşkleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SANAT TARİHİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2000

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALPTEKİN YAVAŞ

Danışman: ZİYA KENAN BİLİCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Anadolu Selçuklu Köşkleri, dönemin saray mimarisini aydınlatması açısından büyük önem kazanmaktadır. Bu konunun aydınlatılması, günümüze, hiçbir maddi veri kalmamış olan Ortaçağ Konut Mimarisini de aydınlatmamızı sağlayacaktır. Çalışmamızın temel amacı Anadolu Selçuklu Köşklerini sağlıklı bir mimari analize tabii tutmaktır. Bu anlamda, yayınlanmış olan, çoğu tek yapı ölçeğinde ve az sayıdaki yayınlara geçebilmiş binaların dışında, yapılan survey' ler ile bilinmeyen köşkler de tespit edilmiştir. Köşk kavramı, Türk Mimarlık Araştırmalarında birçok anlamı ifade etmiştir. Bu çalışılmaya konu edilen eserlerin, saraylara bağımlı ya da bunların müştemilâtı niteliğindeki binalar olarak görmenin doğru bir yöntem sayılamayacağı düşünülmüş ve Farsça bir sözcük olan "Köşk", "Kır ve açıklık yerlerde veya bahçe içinde bulunan münferit ev" tanımına sadık kalınarak, bağımsız bir bina olarak kabul edilmiştir. İncelenen 17 köşk binası dışında, çalışmayı bütünlemesi açısından günümüze ulaşamayan köşk ve saray binaları da tanıtılmıştır. Ayrıca çalışmaya temel teşkil etmesi için İslâm konutu, Asya Kültür Çevresindeki konut, Bizans öncesi, Bizans dönemi konutu ve Selçuklu Konutu üzerine bilinenler irdelenmiştir. Çalışmanın Katalog bölümünde incelenen 17 köşk, Türk Sanatı Araştırmalarında ilk kez tipolojik bir sınıflandırmaya tabii tutulmuştur. Bu temkinli tipoloji denemesinde öncelikle, bu konuda sınıflandırma yapmanın kriterleri belirlenmeye çalışılmış ve belirleyici öğe olarak "orta mekân" veya "sofa" seçilmiştir. Köşkler, çalışmamızda sofalı ve sofasız olmak üzere iki grupta sımflandınlmıştır. Aksaray Köşkü, Alanya-Gazipaşa Şikârhane Köşkü ve Alanya-DC Alara Kasrı ise Türk Öncesi Döneme inen geçmişleri ve aslî hallerini büyük oranda kaybetmiş olmalarından ötürü münferit bir grup içerisinde değerlendirilmişlerdir. Sofasız grupta yer alan binalar, iki katlı, yanyana iki mekândan meydana gelmektedirler. Girişten sonra gelen ve diğerine göre daha büyük ebattaki mekânın "yaşama mekânı", diğerinin ise "servis mekânı" olduğu görülmektedir. Söz konusu binalar, çevre duvarları ile kuşatılmış geniş bir avlunun ortasında yer almaktadırlar. Bu çevre duvarlarının sınırladığı alan içersinde köşk binaları dışında, müştemilat binaları da yer almaktadır. Sofalı grup, iki alt başlıkta incelenmiş Alanya Sedre ve Kaledran KöşMerinin oluşturduğu birinci grup, holün iki yanına sıralanmış iki mekândan ibaret binalardan, diğer alt grup ise bu şemaya holü çeşitli noktalarda ve dik konumda kesen oluşan binalardan müteşekkildir. Köşklerin bugüne kadar incelenmemiş bazı yönleri bu çalışmada irdelenmeye çalışılmıştır. Bunlardan biri, bina-topografya ilişkisidir. Eğimli arazide yer alan binalarda oluşması muhtemel statik olumsuzlukları gidermek için taş platformlar kullanılmıştır. Kayseri Hızırilyas Köşkünde söz konusu bu taş platformun arasında ahşap kiriş yuvalarına da rastlanmıştır. Ortaçağ Su Teknolojisi bugüne kadar ele alınmamış bir konudur. Bu konudaki arkeolojik kazıların yetersizliği kesin sonuçlara ulaşmamıza engel teşkil etmektedir. Özellikle, su kaynağından daha üst kattaki bir noktaya suyun çıkarılması konusu bugüne kadar bilinmezliğini korumuştur. Bu konudaki önerimiz, maddi delillerle kanıtlanıncaya kadar bir iddia olarak kalacaktır. Ortaçağ mülkiyet smırlanmn belirleyen kriterleri, yani; arazi- parsel paylaşımım aydınlatacak yazılı bir belgeye rastlamadık. Bu anlamda, duvarlarla sınırlan belirlenmiş söz konusu alanların, ülkenin bütün sahibi Sultanınmirî arazisinden, Selçuklu aristokratına, temlik edilişinin koşullarını tespit etmemiz mümkün olmadı. Köşklerde görülen süslemelerin büyük çoğunluğu fresk süslemelerdir. Taklit derz, zig-zag ve dama olarak üç tipte gördüğümüz fresk uygulamaları Alanya ve çevresinde sıklıkla görülmektedir. Alanya ve çevresinde Ortaçağa tarihlenen diğer mimarlık ürünlerinde de görülen fresk süsleme, bu anlamda, köşklerin tarihsel arka planım aydınlatmamıza da imkan sağlamaktadır. I. Alâeddin Keykûbat'ın Alanya'yı fethettiği 1221 tarihinde, Sultanın emriyle, kale ve burçlar yeniden yapılmış, bir saray yapılmış, sarayın dışında bazı köşkler ve evler inşa ettirilmiştir. Bu yapım sırasında, emirlerin "...mallarının sarf olunduğu..." da bilinmektedir. Bu anlamda, Alanya Tarihi Yanmada' daki Selçuklu yatırımının, kıyı ovasında ve taşrada da sürdürüldüğü, çalışmamızın önemli bir bölümünü teşkil eden ve emirlerin mallarını, bu inşa sırasında sarf ettiklerini büdiğimiz köşklerin de, bu imâr faaliyetinin birer ürünleri oldukları anlaşılmaktadır.