Primer kazanılmış nazolakrimal kanal tıkanıklığı olgularında lakrimal kese ve nazal sürüntü örneğinde pcr yöntemi ile viral nükleik asit analizi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZGE YANIK ODABAŞ
Danışman: MELEK BANU HOŞAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Primer kazanılmış nazolakrimal kanal tıkanıklığı (PKNKT) patogenezinde solunum yolu virüslerinin (adenovirüs, enterovirüs, coronavirüs, influenza A, B, A H1N1, parainfluenza 1-4, metapneumovirüs A/B, rhinovirüs, respiratuar sinsisyal virüs A/B, bocavirüs, parechovirüs) rolünün değerlendirilmesi Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı, Oküloplasti Bölümü'nde PKNKT tanısıyla 2013 Eylül - 2015 Temmuz tarihleri arasında dakriyosistorinostomi (DSR) cerrahisi geçiren 48 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Son üç ay içerisinde geçirilmiş viral konjonktivit ya da üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü olan olgular çalışmaya alınmamıştır. Olgulardan DSR cerrahisinin hemen öncesinde nazolakrimal kanal tıkanıklığı ile aynı tarafdaki inferior meatus seviyesinden nazal mukoza sürüntü örneği ve DSR cerrahisi sırasında lakrimal kese - proksimal nazolakrimal kanal bileşke bölgesinden yaklaşık 2 x 2 mm boyutlarında doku biyopsi örneği alınmıştır. Elde edilen örneklerde DNA ekstraksiyonunu takiben, FTD respiratory 21 (Fast-track diagnostics Ltd, Lüksemburg) kiti kullanılarak, gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu cihazı ile viral nükleik asit analizi yapılmıştır. Bulgular: Olgular ortalama yaşı 51,0 ± 14,3 olan 39 kadın ve 9 erkekten oluşmaktaydı. On (%20,8) olguda nazal mukoza sürüntü örneğinde solunum yolu virüsüne rastlandı. Tespit edilen solunum yolu virüsleri; 3 olguda coronavirüs 229E, 2 olguda coronavirüs HKU1, 2 olguda respiratuar sinsisyal virüs (RSV), 1 olguda coronavirüs NL63, 1 olguda coronavirüs OC43 ve 1 olguda adenovirüs idi. Dakriyosistorinostomi biyopsi örneğinde ise 4 (%8,3) olguda solunum yolu virüsü izole edildi. İzole edilen solunum yolu virüsleri; 2 olguda RSV, 1 olguda coronavirüs HKU1 ve 1 olguda adenovirüs idi. Nazal mukoza ve DSR biyopsi örnekleri arasında solunum yolu virüsü pozitifliği açısından istatistiksel anlamlı uyum saptanmadı (p=0,187). Kadın ve erkek cinsiyet arasında hem nazal mukozada hem de DSR biyopsi örneğinde solunum yolu virüsü varlığı açısından istatistiksel farklılık yoktu (p=0,370, p=1,000, sırasıyla). Olguların ikisinde (%4,2), hem nazal mukozada hem de DSR biyopsi örneğinde RSV tespit edildi. Nazal mukoza ve DSR biyopsi örneklerinde RSV pozitifliği açısından istatistiksel anlamlı uyum mevcuttu (kappa= 1,000, p= 0,001). DSR biyopsi örneğinde virüs pozitifliği gösteren diğer iki olguda ise (1 coronavirüs HKU1 ve 1 adenovirüs) nazal mukoza örneğinde etken izlenmedi. Sonuç: Dakriyosistorinostomi örneklerinde solunum yolu virüs varlığı gösterilmiş olmasına rağmen, düşük pozitiflik sayısı nedeniyle, solunum yolu virüsü ve PKNKT varlığı arasında direkt ilişki kurulamamıştır. Ancak RSV ve adenovirüs gibi solunum yolu virüslerinin profibrotik özellikleri düşünüldüğünde, solunum yolu virüsleri birçok olası PKNKT tetikleyici faktöründen biri olabilir.