Yakın partner şiddetine maruz kalan kadınlarda travmatik duygulanımdan travma sonrası stres bozukluğuna giden yol: Bir model önerisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Dil Ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Psikoloji Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLRU YEŞİLKANAT ÇAKIR
Danışman: Şennur Kışlak
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu araştırma, travmatik duygulanımın travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtileri üzerindeki etkisini; olayın merkeziliği, temel inançlardaki değişim ve duygu düzenleme güçlüğü aracılığıyla incelemiştir. Üç aşamalı olarak yürütülen çalışmanın ilk aşamasında, yakın partner şiddetine özgü travmatik duygulanımı değerlendirmek üzere geliştirilen VITA Ölçeği (Intimate Partner Violence and Traumatic Affect; Troisi, 2018) Türkçeye uyarlanmış ve eş/partner şiddeti yaşamış 124 kadından elde edilen verilerle geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin yüksek iç tutarlılık gösterdiği belirlenmiştir (α = .94). İkinci aşamada, eş/partner şiddeti yaşamış 12 kadınla yapılan görüşmeler aracılığıyla travmanın kişisel etkilerine yönelik nitel veriler toplanmıştır. Üçüncü aşamada ise 158 kadından elde edilen verilerle, travmatik duygulanımın TSSB belirtilerine etkisini açıklayan seri aracılık modeli, Hayes'in PROCESS makrosu kullanılarak test edilmiştir. Travmatik duygulanım, kişinin travma anında yaşadığı yüksek yoğunluklu olumsuz duyguları (korku, dehşet, utanç, suçluluk) ifade etmektedir (Troisi, 2018). Olayın merkeziliği, yaşantının kişinin kimliğinde ne derece merkezi hale geldiğini ve yaşam anlatısında nasıl yapılandığını tanımlamaktadır (Berntsen ve Rubin, 2006). Temel inançlar, kişinin kendisi, başkaları ve dünya hakkında sahip olduğu varsayımsal şemaları kapsamaktadır (Janoff-Bulman, 1992). Duygu düzenleme güçlüğü, kişinin duygularını tanıma, ifade etme ve yönetme süreçlerinde yaşadığı sorunlara işaret etmektedir (Gratz ve Roemer, 2004). Nitel bulgular, kadınların şiddet deneyimlerini unutulamayan ve kimliklerinde merkezi hale gelen olaylar olarak tanımladıklarını göstermiştir. Olay esnasında ve hemen sonrasındaki duyguların yanı sıra, temel inançlarda değişim ve duygu düzenleme sorunları sıkça ifade edilmiştir. Nicel bulgular, travmatik duygulanımın olayın merkeziliğini anlamlı şekilde yordadığını; merkeziliğin temel inançlarda bozulmaya neden olduğunu ve bu bozulmanın duygu düzenleme güçlüğünü artırarak TSSB belirtilerine katkı sağladığını ortaya koymuştur. Olayın merkeziliğinden duygu düzenleme güçlüğüne doğrudan bir etki bulunmamış, bu ilişkinin temel inançlar aracılığıyla dolaylı olarak gerçekleştiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Foa ve Kozak'ın (1986) Duygusal İşleme Kuramı, Janoff-Bulman'ın (1992) Parçalanmış Varsayımlar Kuramı ve Ehlers ve Clark'ın (2000) Bilişsel Modeli ile tutarlılık göstermiştir. TSSB belirtilerinin yalnızca travmanın içeriğiyle değil, travmatik yaşantının kişinin inanç sisteminde ve kimliğinde nasıl yer aldığıyla şekillendiği sonucuna varılmıştır.