Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SAKİNE UÇAR
Danışman: ZEYNEP ZEREN ATAYURT FENGE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Androjini, tarihi çok eskilere dayanan, sanatın ve edebiyatın birçok dalında karşılaşılan köklü ve karmaşık bir gelenektir. Kavramın geçmişine bakıldığında farklı dönemlerde ve alanlarda çeşitli düşünür, sanatçı ve yazarların dikkatini çektiği gözlemlenmektedir. Yazılı olarak ilk Platon'un Sempozyum'unda ortaya çıkan kavram, Rönesans sanatçılarına ilham vermiş, Shakespeare'in oyunlarında düğümü çözen kilit rollerde hayat bulmuş ya da Da Vinci'yi çözmeye çalışan Freud'a ışık tutmuştur. Romantik dönemin şairlerinden William Blake'in, Percy Bysshe Shelley'nin şiirlerinde ortaya çıkmış, simyacılıkla kurulan analoji bağlamında Carl Jung'un dikkatini çekmiştir. Özellikle Samuel Taylor Coleridge'ın muhteşem bir beynin androjen olması gerektiğine dair fikri ile androjini, salt kadın-erkek karşıtlığını aynı potada sentezleyen bir olgudan ziyade, toplumsal cinsiyet normlarına esneklik kazandıran ve nitekim gerçek yaratıcılığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir görünüm kazanmıştır. Androjininin edebi düşsellikteki temsillerinden olan Virginia Woolf'un Orlando ve D.H. Lawrence'ın Âşık Kadınlar romanları ile kavram genelde kadın ve erkeğin aynı bedene hayat verdiği fiziksel boyuttan arındırılarak, çok daha ruhani bir çerçevede, bütüncül ve ideal insana dair bir model sunabilir. 16. yüzyıl İngiltere'sinde Elizabeth döneminde başlayıp, 20. yüzyılda sona eren ve fantastik öğelerle zenginleştirilen romanda Orlando'nun, yaşadığı cinsiyet, zaman ve mekan değişimlerine rağmen, ruhen ve zihnen aynı kalıp, sonunda gerçek bütünlüğü yakalaması kadın ve erkeği sentezleyen fiziksel bir androjiniden ziyade, karakterin yazma eğilimine istinaden, yaratıcı, özgün ve her koşula uyum sağlayan androjen eğilimli zihniyetine atfedilebilir. Öte yandan Orlando'dan daha önce yayımlanan Aşık Kadınlar'da dört ana karakterin aşkı, evliliği ve cinselliği sorgulatan karmaşık ilişkilerine odaklanmaktan ziyade Lawrence'ı temsil ettiği düşünülen Birkin karakterinin homoseksüel olarak addedilen eğilimleri, androjinin sık sık bağdaştırıldığı sanat ruhlu Uranian türüne bir gönderme yaparken toplumdaki yeri belli belirsiz ancak sanattan anlayan özgür ve hatta aykırı ruhlu düşünceleri ile Birkin, androjinin simgelediği yaratıcı, ideal ve tam insan modeline en azından ulaşmaya çalışan özgün bir karakter portresi çizmektedir. Androjinide aranan gerçek birlik ve bütünlüğü elde edebilmek için sadece sevdiği Ursula'ya değil aynı zamanda bir erkeğin de sevgisi ve yoldaşlığına muhtaç olduğunu belirten Birkin, Gerald ile Blutbrüderschaft adı verilen sembolik ancak kutsal bir dostluk ve yakınlaşma içine girerek androjininin fiziksel düzlemden arındırılarak daha ruhsal boyutta ele alınmasına örnek oluşturur. Lawrence'ın bir yıldızın birbirine zıt duran uçları olmasına rağmen birlik ve bütünlük oluşturduğu star-equilibrium adını verdiği yıldız dengesi, kişilerin benliklerini kaybetmelerine yol açabilecek bir kaynaşmadan ziyade ayrı ama hür bireyler olarak da androjinide zıt güçlerin verdiği birlik ve mükemmel bütünlüğü simgeleyebileceği şeklinde yorumlanmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın esas amacı romanlardaki androjini bağlamının kadınsı ve erkeksi özelliklerin fiziksel birleşiminden ibaret olmadığını, cinsellikten ziyade daha insancıl ve yaratıcı bir yaklaşımla tam ve mutlu bir bireye dönüşümü simgelediğini göstermektir. Anahtar Sözcükler: Androjini, Virginia Woolf, Orlando, Kendine Ait Bir Oda, D.H. Lawrence, Âşık Kadnlar, Uranian, Blutbrüderschaft, Star-equilibrium