İhracata dayalı büyüme modeli ekseninde Türkiye'nin komşularıyla ilişkileri (1980-1991)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ORKUN SÜRÜCÜOĞLU
Danışman: Gökhan Erdem
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Teorik bir perspektife dayanan Türk dış politikası çalışmalarının sayısı oldukça sınırlıdır. Bu çalışmalarda da genellikle iç politika ile dış politika arasında bir bağ tesis edilmemekte ve özellikle ekonomik etkenler ile siyasette yaşanan gelişmelerin sınıfsal temelleri göz ardı edilmektedir. 24 Ocak Kararlarının ardından benimsenen ihracata dayalı büyüme modelinin Türk dış politikasında yarattığı değişimi ortaya koyma amacında olan bu tezde Neo-Gramscian yaklaşım tercih edilmektedir. Böylelikle hem iç hem de dış etkenlerin, siyasi ve ekonomik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi ve tezin disiplinlerarası bir nitelik taşıması amaçlanmaktadır. Bunun yanında, Bob Jessop'un stratejik-ilişkisel yaklaşımının ulusal düzey ile uluslararası düzey arasındaki etkileşimi, devletin sınıfsal yapısını da dikkate alarak irdeleyebilme imkânı sunduğu ve bu bağlamda Neo-Gramscian analize katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada da Türkiye'deki neoliberal dönüşüm ve sonrasında izlenen dış politika bu çerçevede tartışılmaktadır. Tezin odağını 1980-1991 yılları arasındaki dönemde Türkiye'nin komşularıyla ilişkileri teşkil etmektedir. Böylelikle, Soğuk Savaş devam ederken, Türkiye'nin karşı blokunda yer alan Sovyetler Birliği ve Bulgaristan; en güçlü müttefiki olan ABD'nin sorunlar yaşadığı İran, Irak ve Suriye; Batı Blokunda yer alan ancak Türkiye ile ciddi siyasi sorunlara sahip olan Yunanistan ile ilişkilerini incelemenin takip edilen dış politikayı sınamak ve kısıtlarını ortaya koymak açısından faydalı olacağı varsayılmaktadır. Türkiye'nin 1980'li yıllarda tamamen tek yanlı bir dış politika izlediğini iddia etmek yanlış olacaktır. Nitekim bu tezde, ihracat odaklı büyüme modeline geçiş ile birlikte dış politikada ekonomik ilişkilere daha fazla önem veren, siyasi sorunların ticari bağları kesintiye uğratmaması adına bu iki alandaki gelişmeleri ayrı ele almaya çalışan ve sorunlara itidalli yaklaşarak olayların kriz boyutuna erişmesini engellemeyi amaçlayan bir dış politika stratejisi benimsendiği ileri sürülmektedir.