İslâm'ın ortaya çıktığı dönemde Arap Yarımadası'nda Hıristiyanlık
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEKİYE SÖNMEZ
Danışman: MEHMET KATAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Hıristiyanlık ve İslâm, Arap Yarımadası'nın birbirine yakın bölgelerinde ortaya çıkan ve aynı vahiy geleneğinden gelen iki dindir. Bu dinlerden Hıristiyanlık, Miladî I. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun denetimindeki Arap Yarımadası'nın Filistin coğrafyasında bir Yahudi ihya hareketi olarak ortaya çıkmış ve zamanla Yahudilikten uzaklaşarak evrensel bir din haline gelmiştir. İslâm ise Hıristiyanlıktan altı yüzyıl sonra söz konusu Yarımada'nın Hicaz bölgesinde ortaya çıkmıştır.Arap Yarımadası'nın Filistin coğrafyasında ortaya çıkan Hıristiyanlık, I. yüzyıldan itibaren, misyon faaliyetleri çerçevesinde yayılmaya başlamıştır. Bunun yanında Suriye, Yemen, Hicaz ve Yarımada'nın doğu kesimlerini birbirine bağlayan ticaret yollarını kullanan bazı Hıristiyan tacirleri, de bu dinin yayılmasında etkili olmuştur. Hıristiyan tacirlerin etkisi yanında, kölelik anlayışı da Hıristiyanlığın yayılmasında kısmen rol oynamıştırHıristiyanlık, yukarıda zikredilen yollarla Arap Yarımadası'nda yayılırken, VII. yüzyılın başlarında bölgede yeni bir din olan İslâm ortaya çıkmış ve bu iki dinin birbirleriyle çeşitli ilişkileri olmuştur. Bu bağlamda İslâm'ın Peygamberi Hz. Muhammed'in tebliğ faaliyetleri çerçevesinde Arap Yarımadası ve çevresindeki birçok Hıristiyan liderle doğrudan, diplomatik ve askerî düzeylerde olmak üzere genellikle olumlu münasebetler gerçekleştirmiştir.Hz. Muhammed'in, Hıristiyanlarla genellikle olumlu düzeyde gerçekleşen münasebetleri yanında, Kur'an'ın da onlara yönelik olumlu ve olumsuz söylemleri olmuştur. Bu bağlamda Kur'an'da Hıristiyanlar, bazen diğer din mensuplarına oranla Hz. Muhammed'e ve ona inananlara sevgi bakımından daha yakın ve merhamet sahibi kimseler olarak nitelendirilmiştir. Kur'an'ın Hıristiyanlara yönelik bu olumlu bakış açısı, tevhit inancı söz konusu olduğunda değişmiş ve bu çerçevede Kur'an, Hıristiyanları Hz. İsa'yı, Tanrı ve Tanrı'nın Oğlu olarak benimsemeleri, onun insanlığın günahına kefaret olarak çarmıhta öldüğünü iddia etmeleri ve annesi Hz. Meryem'i tanrılaştırmaları sebebiyle eleştirmiştir.