Alkol kullanım bozukluğu olan hastalarda ghrelin hormon düzeyi, aşerme ve dürtüsellik ilişkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECE AĞTAŞ
Danışman: İNCİ İLHAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Fiziksel ve ruhsal bozuklukların yanında sosyal, mesleki, ekonomik ve adli pek çok alanda sorunlarla ilişkili olduğu bilinen alkol kullanım bozukluğunun gelişiminde ve alkol ile ilgili sorunların sürmesinde etken olan faktörlerin aydınlatılması, bu alanda tedavilerin geliştirilmesi için önemlidir. İştah düzenleyici hormonlardan olan ghrelinin, alkol kullanım bozukluğu ile ilişkisi pek çok yönden araştırılmış fakat ortak bir sonuca ulaşılamamıştır. Çalışmamız; alkol kullanım bozukluğu olan hastalar ile sağlıklı bireylerin ghrelin düzeyleri ve dürtüsellik açısından grup içi ve gruplar arası karşılaştırılmasını ve alkol kullanım bozukluğu olan hastalarda başvuruda ve üç aylık takip sürecinde ghrelin düzeylerindeki değişimin ve ghrelin-aşerme ilişkilerinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Alkol Bağımlılığı Polikliniği'ne başvuran 52 erkek hasta ve 48 sağlıklı erkek gönüllü dahil edilmiştir. Açlık kan ghrelin düzeyleri ve kilo hasta grubunda başlangıçta ve yaklaşık 3 aylık takip sürecinde ölçülmüş, beraberinde Penn Alkol Aşerme Ölçeği ve Yale Brown Obsesif Kompulsif İçme Ölçeği ile aşerme değerlendirmeleri yapılmıştır. Her iki grup depresyon, anksiyete ve dürtüsellik yönünden Beck Depresyon Ölçeği, Durumluk ve Süreklik Kaygı Envanteri, Barratt Dürtüsellik Ölçeği ve UPPS Dürtüsel Davranış Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Gruplar arası farkların tespiti ve grup içi etkenlerin korelasyonu uygun istatistiksel analiz yöntemleri ile değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulgular: Alkol kullanım bozukluğu ve sağlıklı kontroller yaş, çalışma durumu, toplam gelir, medeni durum, depresyon ve anksiyete düzeyleri yönlerinden farklılık göstermektedir. Alkol kullanım bozukluğu ve sağlıklı kontrollerin kan açil ghrelin düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Alkol kullanım bozukluğunda açil ghrelin düzeyleri tedavinin başlangıcı ve 3 aylık takip sürecinde anlamlı olarak azalmaktadır fakat aşerme düzeyleri ile korelasyon göstermemektedir, açil ghrelin düzeylerindeki değişimin de aşerme düzeylerindeki değişim ile korelasyon göstermediği saptanmıştır. Alkol kullanım bozukluğu olan hastaların dürtüsellik düzeylerinin kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. Kan açil ghrelin düzeyleri, alkol kullanım bozukluğu olan hastalarda dürtüselliğin UPPS Sıkışıklık özelliği ile, sağlıklı kontrollerde ise dürtüselliğin UPPS Heyecan Arayışı özelliği ve UPPS toplam dürtüsellik skoru ile ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Örneklemimizde alkol kullanım bozukluğu olan hastalar ve sağlıklı bireyler kan açil ghrelin düzeyleri yönünden anlamlı farklılık göstermemektedir. Ghrelin ve aşerme düzeylerinin her ikisinin de takip sürecinde azaldığı saptanmıştır, fakat ghrelin-aşerme değişiminin korelasyon göstermemesi alkol yoksunluğu sürecinde değişen depresif belirtiler, beslenme durumu gibi ghrelini etkileyebilecek birçok farklı etken ile ilişkili olabilir. Açil ghrelin düzeyleri alkol kullanım bozukluğunda Sıkışıklık, sağlıklı kontrollerde ise Heyecan Arayışı özelliği ile ilişkilidir. Bir açlık hormonu olan ghrelin ve dürtüsellik arasındaki ilişkinin ve bu ilişkinin mekanizmasının anlaşılması alkol kullanım bozukluğu ve dürtü kontrolünde sorunların öne çıktığı diğer hastalıklarda yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde yardımcı olabilir.