Dünyada ve Türkiye'de işçi sendikalarının çevre politikaları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1999
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ORHAN BÜLENT BİLGİHAN
Danışman: AYŞEGÜL MENGİ
Özet:ÖZET insanoğlu varoluşundan bu yana hem çevresinden, çevresinde gelişen olaylardan etkilenmiş, hem de çevresini etkilemiş zaman zaman onu tahrip ederek, kirlenmesine neden olmuştur. XVIII. Yy.'dan sonra insanın doğaya daha fazla hükmedebilme isteği ile ortaya çıkan "hızlı sanayileşme" sonucunda doğa, sonsuz bir kaynak olarak görülmüş ve acımasızca kullanılmıştır. Ancak, doğanın kendini tekrar tekrar yenileyebilmesi kabiliyetinin sınırlı olduğu akla neredeyse hiç gelmemiş; hava, su, toprak kaynakları "bedava'' diye sınırsızca kullanılmış ve doğal dengenin bozulması ancak sınıra gelindiğinde farkedilebilmiştir. Çevrenin bozulması, insanoğlunun yaşaması için gereken geniş anlamdaki çevreyi de yaşanılmaz kılmış, görece küreselleşen dünyamız, hızla artan çevre kirliliği sebebiyle geriye dönüşü olmayan bir noktaya doğru gitmiştir, işte tüm bu oluşum sırasında, tıpkı çevre bozulmasında olduğu gibi sanayileşme sonrasında ortaya çıkan, işçilerin topluca hak arama vasıtası olarak kullandıkları sendikalar; işçinin çalışma ve yaşam ortamlarındaki kirlilik ve bozulmalardan etkileneceği düşüncesinden hareketle konu ile ilgili bazı çalışmalar içerisine girmişlerdir. Çevre, gördüğü zararları insanlara yansıtmaya başlayınca, kendi varlığını sürdürebilmek için insan, çevreyi korumanın ve yaşatmanın gerekliliğini anlamış, ulusal ve uluslararası ortak kaygılar sonucunda oluşan işbirliği ile sorunun çözümüne dönük olarak politikalar üretmiştir. Böylece ortaya çıkan "çevre politikaları8, ülkenin ya da ülkelerin çevre konusundaki ?HCVteSlKÖĞREIİMJJ Jilk£tercih ve hedeflerinin belirlenmesi, çevrenin korunması, geliştirilmesi, geleceğe dönük önlemler alınmasında; siyasi iktidar ve başta çevre koruyucu örgütler ve sendikalardan olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlardan yararlanılabileceğini gözler önüne sermiştir. Ülkeden ülkeye farklılaşan ya da aynı olan (bireylerin sağlıklı bir çevrede yaşaması ve çalışması gibi) hedefler mevcuttur. Sonuçta toplumlarda çeşitli şekillerde yaşayan insanlar, birlikte yaşamanın ve çalışmanın getirdiği sorumlulukla bazı sorunlara karşı ortak hareket etmeye ihtiyaç duymuşlar ve sendikalar, sivil toplum örgütleri gibi örgütler meydana getirmişler, böylelikle sorunları aşmaya çalışmışlardır. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında, Dünya'da ağırlıklarını bir hayli hissettirmeye başlayan sendikaların, bunların üst kuruluşlarının ve bazı uluslararası örgütlerin; ülkeden ülkeye farklılık gösterse de, işçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSGÜ) başta olmak üzere çeşitli konularda çevreyi de kapsayıcı girişimleri olmuştur. Çevre-emek konusu, özellikle toplu hak arama mücadelesinin en etkili silahlarından olan Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) vasıtasıyla gündeme getirilmiştir. Gelişme ve çevre arasında bir uyuşmazlık ortaya çıktığı zaman bunun mutlaka çözülmesi gerekir. Çevrenin korunması sosyal, ekonomik ve siyasal hayatın önünde ve ötesinde bir şey değildir. Çevreyi değerlendirirken bu üç etken de gözönünde bulundurulmalıdır. İşçilerin ve geniş halk kitlelerinin eğitilerek bilinçlendirilmesi ve bunun sürdürülebilmesi sonucunda, kaynakları hızla azalan Dünyamızın bir nebze de olsa rahat nefes alabilmesi sözkonusu olabilmiştir. 102