Türkiye'de cerrahi devrim


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, DEONTOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 1997

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SELİM KADIOĞLU

Danışman: BERNA ARDA

Özet:

197 ÖZET ve ANAHTAR TERİMLER Özet Bu çalışma, son çözümlemede, cerrahi alanında 19. yüzyıl ortalarında gerçekleşen ani ve büyük ilerlemenin, aynı yüzyılın sonunda Türkiye'ye yansımasını anlatmaktadır. Söz konusu süreç, tarih ve tarihçilik hakkında içice geçmiş bir dizi tartışma çerçevesinde ele alınıp incelenmektedir. Cerrahinin Rönesans'ta başlayan, Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da ilerleyen gelişimi, 19. yüzyılın başında disiplinin kendi iç olanaklarıyla sağlayabileceği en yüksek düzeye erişmiş ve bir tıkanma noktasına gelmiştir. "19. Yüzyıl Cerrahi Devrimi", kimya ve mikrobiyoloji bilimlerindeki gelişmelere dayanan iki önemli buluşla bu tıkanıklığın aşılmasını ve yeni bir çehre kazanan cerrahinin önlenemez bir yükselme eğilimine girmesini ifade etmektedir. Cerrahiye, tıbba ve dolayısıyla tüm insanlığa çok şey kazandıran, kavram ve uygulama yönlerinden tümüyle yeni olan bu iki buluş "Anestezi" ve "Antisepsi-AsepsP'dir. Bunların ilki, kendi gibi ismi de yeni ve özgün olan anestezi, kavranması ve uygulanması daha kolay olduğundan, dünya çapında hızla benimsenmiş, giderek geliştirilmiştir. Kabulü tıp nosyonu değişikliği ve bir dizi zahmetli uygulamayı gerektiren kontaminasyonu ve enfeksiyonu önleme düşüncesi ise, daha sert bir dirençle karşılaşmış, uzun mücadelelerden sonra kabul görmüştür. Antisepsi ve asepsi bu mücadele sürecinde sırayla benimsenmiş iki stratejinin, başlangıçtaki kimyasal madde kullanarak sürdürülen mikroplara yönelik "saldırgan" tutumun ve daha sonra geçilen, sıcakla ve basınçlı sıcakla sağlanmış mikropsuziuğu koruma yaklaşımının adlarıdır. 19. yüzyılın başlarında Türk tıbbı aynı kökenden geliştiği ve uzun süre daha ileri bir düzey tutturduğu Batı tıbbına göre geri kalmış bulunmaktadır. Osmanlı devletinin 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başı itibariyle benimsediği ve bugüne kadar hem kendisi, hem üzerindeki tartışmalar devam eden Batı modeline göre yeniden yapılanma politikası çerçevesinde, ordunun yenilenmesine öncelik tanınmıştır. Bu bağlamda iki ayrı meslek olarak değerlendirilen hekimliğin ve cerrahlığın, askeri gücün destek kademesindeki yerleri ve önemleri göz önünde tutularak, 1820'lerden itibaren tıp eğitimini modernize etmeye yönelik bir dizi girişimde bulunulmuştur. Modem cerrahinin öğeleri 19. yüzyılın ortalarından itibaren, yabancı hekimler ve dış ülkelerde eğitim görenler tarafından peyderpey Osmanlı ülkesine taşınmış, ancak bu kişilerin çalışmaları ne köklü bir anlayış değişikliği yaratabilmiş, ne de modem cerrahiyi198 benimseyen ulusal tıp ve tıp eğitimi kurumları ortaya çıkarabilmiştir. Bu boyutta bir dönüşümün gerçekleşmesi, ancak asrın son on yılı içinde Avrupa'da mezuniyet sonrası cerrahi uzmanlık eğitimi alıp dönen Türk hekimlerin başkent hastanelerinde cerrahi kliniklerinin yönetimlerini devralıp donanımlarını yenilemeleri ile başlamıştır. Söz konusu genç cerrahlar kuşağının en karizmatik üyesi Cemil Topuzlu, bu dönüşümü önce askeri hekimlerin mezuniyet sonrası staj hastanesi olan Haydarpaşa'da, sonra da Demirkapı'daki tıp okulunda gerçekleştirerek, modem Türk cerrahisinin temellerini atmıştır. Aynı dönemde, Alman akademisyen cerrah Robert Rieder'in yönetiminde tümüyle modem bir mezuniyet sonrası eğitim hastanesi olarak açılan Gülhane, yeni kuşakların sistemli biçimde modem cerrahiyi öğrenip uygulamasına önemli katkı sağlamıştır. Cerrahinin küresel ve ulusal ölçeklerde yukarıda özetlenen gelişimi, tez boyunca kimi ayrıntılar ve hem tez yazarına, hem de başka müelliflere ait yorumlar eşliğinde anlatılmaktadır. Konu "tarih" ve "tarihçilik", "tıp" ve "tıp tarihçiliği", "cerrahi" ve "cerrah", "evrim" ve "devrim" kavramlarının geniş biçimde sorgulandığı bir genel çerçeveye oturtulmakta ; tüm bu kavramlarla, özellikle de tarih-tarihçilik ilişkisiyle ilgili kaygılar olayların aktarımı sırasında da "leitmotiv" olarak hissettirilmeye çalışılmaktadır. Metin boyunca ana konu ve tartışmaya açılan temel kavramlar hakkında değişik görüşler ve yaklaşımlar anılarak, daha geniş açılı bir bakış yakalama ve ilgilenenlere alternatif kaynaklar gösterme amaçlanmaktadır. Kimi edebi eserlere yapılan göndermeler, dil ve üslup seçimi, akıcı olmasına çalışılan kurgu ve alt yapıya sindirilmek istenen mizah duygusu, çalışmanın bir "tıp tarihi" ve "tıp felsefesi" metni olmanın ötesinde "tıp edebiyatı" örneği sayılabilmesini sağlamaya yöneliktir. Anahtar Terimler Tıp Tarihi ; Cerrahi Tarihi ; 19. Yüzyıl Tıp Tarihi ; Türk Tıp Tarihi ; Anesteziyoloji Tarihi ; Genel Anestezi Tarihçesi ; Antisepsi Tarihçesi ; Asepsi Tarihçesi ; Askeri Hekimlik Tarihi ; Tıp Eğitimi ; Cerrahi Eğitimi ; Cerrahi Aletleri Tarihçesi ; Dişhekimliği Tarihi ; Sağlık Meslekleri ; islam Tıbbı ; Eğitim Hastaneleri ; Ünlü Kişiler ; Portreler; Historiyografi ; Tarih Yazımı ; Tıp Tarihi Eğitimi ; Edebiyatta Tıp ;