Anksiyete bozukluğu olan çocuk ve ergenlerdeki duyusal hassasiyetin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BUSE BİLGİÇ

Danışman: Merve Çıkılı Uytun

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Temel amacımız anksiyete bozukluğu tanısı alan ve sağlıklı kontrol grubu kız ve erkeklerin duyusal hassasiyet açısından değerlendirip birbirleriyle karşılaştırmaktır. Çalışmamızın hipotezi şu şekildedir: Anksiyete bozukluğu tanısı alan grup kontrol grubuna göre çevresel uyaranlara karşı daha yüksek duyusal hassasiyet gösterecektir. Yöntem: Araştırma hakkında bilgilendirme ve onam alınmasının ardından, araştırmacı tarafından katılımcı çocuk ve aileleri ile "Okul Çağı (6-18 Yaş) Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi - Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu - Türkçe Versiyonu (ÇGDŞ-ŞY-T)" yarı yapılandırılmış tarama görüşmesi yapılmıştır. ÇDŞG-ŞY-T ile taranamayan Öğrenme Güçlüğü ve Otizm Spektrum Bozuklukları tanıları araştırmacının DSM-5 tanı ölçütlerine dayalı klinik görüşü ile değerlendirilmiştir. Bu görüşme sırasında her iki grupta da ek psikiyatrik tanılar alanlar olmuş ve bu çocuklar çalışmaya alınmamıştır. Bu görüşmenin sonunda; ailelerin doldurması için "Sosyodemografik veri formu", "6-18 Yaş Çocuk ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği ( CBCL/6-18)", "Çocukluk Çağı Anksiyete Tarama Ölçeği(ÇATÖ) Anne-Baba Formu; çocuk ve ergenlere doldurması için "Çocukluk Çağı Anksiyete Tarama Ölçeği(ÇATÖ) Çocuk Formu(8 yaş ve üzeri)" ve "Adolesan/Yetişkin Duyu Profili Ölçeği" verilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences for Windows) 22.0 programı kullanıldı. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Vaka ve kontrol grupları arasında yaş, cinsiyet, anne ve baba yaş ortalaması, birliktelik durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Anne ve baba eğitim düzeyi incelendiğinde vaka grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Annede psikiyatrik hastalık varlığı açısından vaka grubu kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Çalışmamızda anksiyete şiddetini belirleyen ÇATÖ çocuk ve ebeveyn değerlendirme ölçekleri; tüm alt ölçek puanları (okul fobisi, YAB, panik somatik, AAB, SF, toplam puan) açısından kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Çalışmaya katılan çocukların CBCL 6-18 alt ölçekleri değerlendirildiğinde; anksiyete grubu tüm alt alanlarda (anksiyete/depresyon, sosyal içe dönüklük, somatik yakınmalar, sosyal sorunlar, düşünce sorunları, dikkat sorunları, karşı gelme davranışı, saldırgan davranışlar, içe yönelim sorunları, dışa yönelim sorunları) istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek olduğu bulunmuştur. AYDP verileri incelendiğinde gruplar arasında alt alanların hiçbirinde (düşük kayıt, duyusal arayış, duyusal hassasiyet, duyusal kaçınma) anlamlı fark bulunamamıştır. Bununla beraber vaka grubundaki katılımcıların hastalıklarının alt tiplerine ve kombinasyonlarına göre AYDP verileri incelendiğinde yine gruplar arasında hiçbir alt ölçek açısından anlamlı farklılık bulunamamıştır. Çalışmamızda AYDP alt ölçekleri ile GAS skorları ve belirti süresi aralarında istatistiksel anlamlı korelasyon bulunamamıştır. Sonuçlar: Sonuç olarak duyusal hassasiyet; normal popülasyonda da oldukça sık görülen ve önemli çocukluk çağı psikiyatrik bozuklukları ile birliktelik gösterebilen, henüz psikiyatrik bozukluklarla ilişkisi tam olarak aydınlatılamamış bir klinik durumdur. DH ve bunun mevcut psikiyatrik teşhislerle ilişkisine odaklanan gelecekteki çalışmalar, muhtemelen bu yapı hakkındaki genel anlayışımıza katkıda bulunacak ve DH semptomlarıyla mücadele eden çocuklar için yeni tedavi modalitelerinin gelişmesine olanak sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete bozukluğu, duyusal hassasiyet, duyu profili