Endoskopik dakriyosistorinostomide triamsinolon asetonid uygulaması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA SELMİN KÖSEN
Danışman: Melek Banu Hoşal
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı endoskopik endonazal DSR esnasında triamsinolon asetonid uygulamasının cerrahi başarıya etkisini incelemektir.Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda nazolakrimal kanal tıkanıklığı nedeniyle izlenen 26 hastanın (19 kadın, 7 erkek) 27 gözü çalışmaya dahil edildi. Ocak 1998 ile Ekim 2006 tarihleri arasında endonazal DSR uygulanan 14 olgunun dosya kayıtları tarandı ve kontrol muayeneleri yapıldı. Ocak 2007 ile Haziran 2009 arasında endoskopik endonazal DSR uygulanan 12 olgu prospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Bu olgularda cerrahi bitiminde nazal mukozaya triamsinolon asetonid enjekte edildi. Takip sırasında olgulara görme keskinliği ve göz içi basıncını içeren oftalmolojik muayene, nazolakrimal kanal lavajı ve gerekirse nazal endoskopi uygulandı. Yirmi iki hastanın 23 gözü primer edinsel nazolakrimal kanal tıkanıklığı tanısı ile, 4 hasta ise nüks dakriyostenoz nedeniyle opere edildi. Hastalar cerrahi sonrasında 6 ay ? 11 yıl (ortalama 24 ay) takip edildi.Bulgular: Cerrahi sonrası son muayenesinde göz yaşarması şikayeti olmayan ve lavajı açık olan olgularda ameliyat başarılı olarak kabul edildi. Olguların yaş ortalaması 43'tü (23 ? 68). Primer endonazal endoskopik DSR yapılan 23 olguda başarı oranı % 60.8 (14/23) bulundu. Bu gruptan intraoperatif triamsinolon asetonid uygulanan 9'unda başarı % 66.7 (6/9) olarak saptandı. İlaç kullanılmadığında primer cerrahi yapılan olgularda % 57.1 (8/14) oranında başarı elde edildi. Nüks dakriyostenoz nedeniyle revizyon endonazal endoskopik DSR uygulanan 4 olguda başarı oranı % 75 (3/4) olarak saptandı. Revizyon yapılan olguların 3'ünde intraoperatif triamsinolon asetonid kullanıldı ve bu 3 olguda da başarı (%100) elde edildi. İlaç uygulanmayan grupta bir olgu, ilaç uygulanan grupta ise 3 olgu dışında tüm olgulara bikanaliküler silikon tüp entübasyonu uygulandı. Primer ve revizyon DSR olguları bir arada incelendiğinde triamsinolon asetonid kullanılan grupta başarı oranı % 75 (9/12) saptandı. İlaç uygulanmadığında % 53.3 (8/15) başarı elde edildi. Gruplar başarı oranları açısından karşılaştırıldığında bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (Fisher'in kesin Ki - kare testi, p=0.424>0.05).Sonuçlar: Endonazal endoskopik DSR esnasında triamsinolon asetonid uygulanan olgularda cerrahinin başarısı daha yüksek bulunmuştur. Triamsinolon asetonidin özellikle nüks dakriyostenoz olan olgulara uygulandığında başarıyı arttırdığı gösterilmiştir. Bununla beraber endonazal DSR'de triamsinolon asetonid uygulamasının etkinliğini değerlendirmek için daha fazla hasta sayısının bulunduğu ve daha uzun takip süreli çalışmalara ihtiyaç vardır.