Serum tiroid stimülan hormon (TSH) düzeyinin koroner kollateral arter gelişimine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF EZGİ ÜSTÜN

Danışman: AYDAN ONGUN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Serum Tiroid Stimülan Hormon (TSH) Düzeyinin Koroner Kollateral Arter Gelişimine Etkisi Amaç: Koroner kollateraller iskemi tehdidi altındaki miyokart için alternatif kan akımı sağlayıcısıdırlar. Tiroid hormonlarının kan damarı gelişimini anjiyogenezi tetikleyerek uyardığı hayvan çalışmalarında gösterilmiştir. Ancak, literatürde tiroid hormonlarının kollateral gelişimi ile ilişkisini irdeleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Biz de bu bilgiler ışığında, çalışmamızda serum TSH seviyeleri ve farklı tiroid klinikleri ile koroner kollateral gelişimi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza klinik endikasyon varlığında koroner anjiyografi yapılan ve bir veya daha fazla ana koroner arterinde ≥ %90 darlık saptanan 561 olgu alındı. Hastaların koroner kollateral gelişimi Cohen-Rentrop sınıflamasına göre belirlendi. Rentrop sınıf 0 ve 1 olanlar kötü kollateral grubuna, Rentrop sınıf 2 ve 3 olanlar ise iyi kollateral grubuna dahil edildi. Daha sonra, tiroid hormonları ile koroner kollateral arasındaki ilişki incelendi. Takibinde, olgular tiroid hormon düzeylerine göre ötiroidi, subklinik hipertiroidi ve subklinik hipotiroidi olmak üzere üç kliniğe ayrıldı ve farklı tiroid kliniklerinin kollateral gelişimine etkisi incelendi.Bulgular: Çalışmaya dahil edilen olguların ortalama yaşı 63.5 ± 10.7 yıldı. Olguların 425'i (%75.8) erkek, 136'sı (%24.2) kadındı. Serum trigliserit (153.0 ± 78.6 mg/dL'ye karşılık 176.9 ± 74.3 mg/dL, p=0.03) ve TSH (1.99 μIU/ml'ye karşılık 2.30 μIU/ml, p=0.02) düzeyleri iyi kollateral grubunda anlamlı olarak daha az saptandı. Sağ koroner arterde (sağ KA) ciddi darlık bulunması iyi kollateral grubunda anlamlı düzeyde daha fazla idi (%72.4'e karşılık %52.2, p<0.01). İki grubun diğer demografik özellikleri, laboratuvar verileri ile kullandıkları kardiyovasküler ilaçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Farklı tiroid kliniklerinin kollateral gelişimine etkisi incelendiğinde, iyi kollateral grubundasubklinik hipotiroidisi olan hastaların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu bulundu (%21.1'e karşılık %8.2, p<0.001). Takiben, iyi kollateral gelişimini etkileyebilecek faktörleri belirlemek için önce tek değişkenli, sonra çok değişkenli regresyon analizleri yapıldı. Analizler sonucunda sadece sağ koroner arterdeki ciddi darlık ile subklinik hipertiroidinin iyi koroner kollateral gelişimi için bağımsız öngördürücüler olduğu bulundu (sağ KA için OO: 1.87, %95 GA 1.15-3.03, p=0.01, subklinik hipertiroidi için OO: 2.35, %95 GA 1.05-5.29, p=0.04). Sonuç: Çalışmamızda subklinik hipertiroidinin iyi koroner kollateral gelişimi ile ilişkili olduğunu bulduk. Çalışmamız, bildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar tiroid hormonları ile farklı tiroid kliniklerinin koroner kollateral gelişimine etkisini inceleyen ilk araştırmadır. Bununla birlikte, tiroid hormonlarının kollateral oluşumuna etkisinin daha büyük, ileriye dönük ve randomize çalışmalar ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Koroner kollateral dolaşım, Tiroid hormonları, Subklinik hipertiroidi, Koroner anjiyografi