Metamfetamin Kullanan Bireylerde SOD2 Rs5746136 ve SOD1 50-Bp Ins/Del Polimorfizmlerinin Plazma SOD Düzeyine Etkisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Adli Bilimler Enstitüsü, Adli Biyoloji Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Sercan Polat

Danışman: Dilek Akyüzlü

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Metamfetamin kullanım bozukluğu toplumda önemli düzeyde ölüme sebep olan, kişilerin mesleki işlevselliğini, aile yaşantısını, sosyal hayatını ve beden sağlığını ciddi düzeylerde etkileyen bir beyin rahatsızlığıdır. Metamfetamin, ülkemizde ve dünya çapında kullanımı her gün artan bağımlılık potansiyeli yüksek, sentetik bir psikostimulan olarak bilinmektedir. Etkileri kullanılan doza, kimyasal formuna, kullanım yoluna bağlı olarak önemli ölçüde değişkenlik göstermektedir. Madde kullanım bozukluğunda oksidatif stresin rolü büyüktür. Oksidatif stres, farklı yaşam tarzları ve genetik faktörlere bağlı olarak değişebilir. Oksidatif stres, oksidan oluşumu ile antioksidan savunma arasındaki dengenin bozulduğu bir durumdur. Metamfetamin gibi bağımlılık yapan maddelerin meydana getirdiği serbest radikalleri temizlemede önemli bir enzim sistemi süperoksit dismutaz (SOD) enzimidir. SOD enzimi süper oksit radikalini oksijen molekülüne yükseltgeyerek, başka bir süperoksit olan hidrojen perokside indirgenmesini sağlayarak katalize edilmesini sağlar. SOD seviyelerinin düşmesi ile serbest radikallerin oluşumu artmaktadır. Bu çalışmada süperoksit oksidaz enzimini kodlayan SOD1 ve SOD2 genlerinde sırasıyla bulunan 50-bp Ins/Del ve rs5746136 polimorfizmlerinin metamfetamin kullanım bozukluğu riskine ve plazma SOD düzeyine etkisi değerlendirilmiştir. Bu amaçla, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi'ne (AMATEM) başvuran, DSM-5 kriterlerine göre metamfetamin kullanım bozukluğu (MKB) tanısı konmuş bireyler (n=50) ile geçmiş ya da mevcut madde kullanımı olmadığını beyan eden (n=53) sağlıklı bireylerden kan örnekleri toplanmıştır. Kan örneklerinden izole edilen DNA'lar kalıp DNA olarak kullanılmış ve toplam 103 bireyin SOD2 rs5746136 ve SOD1 50-bp Ins/Del genotipleri sırasıyla PCR-RFLP ve PCR yöntemleri ile belirlenmiştir. Aynı bireylerden toplanan kan örneklerinde plazma SOD düzeyleri ise ELISA yöntemi ile ölçülmüştür. Analiz edilen polimorfizmlerin metamfetamin kullanım bozukluğu riskine ve plazma SOD düzeyine etkileri istatiksel açıdan SPSS paket program kullanılarak değerlendirilmiştir. SOD2 rs5746136 polimorfizmi varyant alel (T) frekansı MKB'li bireylerde ve kontrol grubunda sırasıyla %44 ve %38; SOD1 50-bp Ins/Del polimorfizmi Del alel frekansı ise MKB'li bireylerde ve kontrol grubunda sırasıyla %12 ve %14 olarak hesaplanmıştır. Her iki polimorfizm için de genotip frekanslarının Hardy-Weinberg dengesinde olduğu belirlenmiştir (p>0,05). MKB'li bireyler ve kontrol grubu arasında SOD2 rs5746136 ve SOD1 50-bp Ins/Del alel frekansları açısından istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (sırasıyla p=0,502 ve p=0,859). Plazma SOD düzeyleri MKB'li bireylerde (58,72 ng/ml), kontrol grubuna göre (71,41 ng/ml) daha düşük ölçülmüştür. Bununla birlikte, iki grup arasında SOD düzeyleri açısından istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görülmemiştir (p=0,435). SOD2 rs5746136 ve SOD1 50-bp Ins/Del genotipleri, plazma SOD düzeyleri açısından da karşılaştırılmış ve genotipler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, Türk bireylerde SOD2 rs5746136 ve SOD1 50-bp Ins/Del polimorfizmlerinin plazma SOD düzeylerine ve metamfetamin kullanım riskine etkisi olmadığı görülmüştür. Bu bulgumuzun desteklemesi için daha çok bireyin dahil edileceği ileri çalışmaların gerekli olduğu düşünülmüştür.