Dulsitol'ün Çeşitli Meme Kanseri Hücrelerinde Apoptotik Etki Mekanizmalarının Araştırılması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Temel Eczacılık Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BETÜL YANIK

Danışman: Filiz Bakar Ateş

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kanser günümüzde, kardiyovasküler hastalıklar ve inmeden sonra dünya genelinde meydana gelen ölümlerin birincil nedenlerinden biridir. 2018 yılında yayınlanan verilere göre meme kanserinin dünyada kadınlar arasında en yaygın kanser türü ve kanser ölümlerinin ana nedeni olduğu bildirilmiştir. Meme kanseri, spesifik klinik, histopatolojik ve moleküler özellikler taşıyan bir hastalık grubudur. Meme kanserinin kompleks yapıda olması ve heterojenite göstermesi farklı alt tiplere sınıflandırılmasına ve tedavide çeşitli rejimlerin uygulanmasına neden olmuştur. Meme kanseri'nin tedavisi için uygulanan geleneksel tedavi yöntemlerinin etkinliğinin düşük ve yan etkilerinin yüksek olması sorunları, meme kanserinin tedavisi için yeni ajanlar geliştirmenin önemini giderek arttırmaktadır. Dulsitol, doğal bir şeker alkolü olup, farklı hücre hatları üzerinde anti-kanser ve anti-enflamatuvar etkinliği belirtilmiş bir bileşiktir. Son yıllarda doğal kaynaklı bileşiklerin kanser hücrelerinin proliferasyonu üzerinde etkili olduklarının gösterilmesi ile bu etkinliğe yönelik mekanizmaların araştırılma çalışmaları hızla devam etmektedir. Bu tez çalışmasında, dulsitolün, MCF-7 ve MDA-MB-231 meme karsinoma hücreleri üzerinde antiproliferatif ve apoptotik etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlandı. Elde edilen bulgular, dulsitolün MDA-MB-231 hücrelerinde hücre canlılığını anlamlı olarak azaltırken, MCF-7 hücrelerinde etkili olmadığını gösterdi. Ayrıca, dulsitolün MDA-MB-231 hücrlelerinde apoptozu indüklediği ve MMP-2/-9 mRNA ekspresyonunu anlamlı olarak azalttığı gösterildi. Söz konusu çalışma, dulsitolün meme kanseri hücreleri üzerindeki etkinliğinin değerlendirildiği ilk çalışma olması bakımından önem taşımakta olup, elde edilen bulguların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.