Hemodiyaliz hastalarında intradiyalitik hipotansiyonun yaşam kalitesi üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGE KINDAP

Danışman: GÖKHAN NERGİZOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: İntradiyalitik hipotansiyon (İDH) hemodiyaliz (HD) tedavisinin ciddi ve sık görülen bir komplikasyonudur. Tanımlanmasındaki sorunlar nedeniyle bildirilen sıklıklar değişmekte ve diyaliz seanslarının yüzde 5 ila 30'unu komplike hale getirdiği düşünülmektedir. Bu hastalarda, günlük yaşamı olumsuz etkileyen baş dönmesi, sersemlik, yorgunluk, kas krampları, bulantı, kusma ve anksiyete gibi tekrarlayıcı semptomlara sık rastlanmaktadır. Yaşam kalitesini bozarak hastanın tedaviye uyumunu olumsuz etkileyebilecek bu durumu kronik hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda araştırmayı planladık. Materyal-Metod: Kronik hemodiyaliz programında olan; 18 yaş ve üzeri, diyaliz süresi 3 ay ve üzerinde, en az 3 aylık düzenli diyaliz kan basıncı takibi bulunan 185 hasta çalışmaya alındı. Hastaların demografik ve klinik bilgileri, 3 ay içindeki diyaliz sistolik, diyastolik ve ortalama arteryal kan basınçları, prediyaliz ve post diyaliz ağırlıkları, seans başına UF miktarı, 3 aylık ortalama hemoglobin, albümin, total protein, kalsiyum, fosfor, parathormon (PTH), alkalen fosfataz (ALP), c-reaktif protein (CRP), lökosit sayısı, transferrin düzeyi ve ferritin gibi biyokimyasal verileri ve 3 aylık EPO dozu, eritropoetin rezistans indeksi (ERİ) ile URR- Kt/V verileri hastane veri tabanı, hasta dosyaları ve yüz yüze görüşme ile toplandı. 3 aylık retrospektif veri taraması sonrası hastalar İDH ve kontrol grubu olarak ayrılan hastalara olarak SF-36 ve KDQOL-36 yaşam kalitesi ölçekleri aynı seansta uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Bulgular: Toplam 185 hemodiyaliz (HD) hastası incelendi. Bunların 44'ünde (%23.8) intradiyalitik hipotansiyon mevcut iken geriye kalan 141 (%76.2) HD hastasında İDH mevcut değildi ve kontrol grubu olarak adlandırıldı İDH olan hastaların 3.saatte ölçülen SKB değeri ile 3. ve 4.saatte ölçülen DKB ve OAB değerleri kontrol grubundan anlamlı olarak düşük izlendi (p<0.05). İDH grubunda hastaların hemodiyaliz süresi, vasküler erişim revizyon sayısı, fosfor ve ferritin düzeyleri istatistiksel anlamlı olarak kontrol grubundan daha yüksekti (sırasıyla; p=0.004; p=0.018; p=0.016; p<0.001). İDH'u olan hastaların KDQOL-36 ölçeğinin "semptom/problem listesi" ve "fiziksel komponent" alt ölçek skorları kontrol grubundan anlamlı olarak düşüktü (sırasıyla p=0.012; p=0.002). İDH'u olan hastaların SF-36 fiziksel fonksiyon, ağrı ve genel sağlı algısı alt ölçek skorları kontrol grubundan anlamlı olarak düşüktü (p<0.05). İDH içinde hasta beyanı göz önüne alındığında HD sonrasında veya sırasında hipotansiyon gelişenlerin yüzdesi kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek izlendi. Kontrol grubundaki HD sonrasında veya sonrasında bazen hipotansiyonu olanların SF36 duygusal rol güçlüğü alt ölçek skoru HD sırasında veya sonrasında sürekli hipotansiyonu olanlardan anlamlı olarak yüksek izlendi(p<0.05). Sonuç: Kronik hemodiyaliz tedavisi uygulanan ve intradiyalitik hipotansiyon varlığının bozulmuş fiziksel fonksiyon parametreleri ve genel sağlık algısı, ağrı ve artmış semptom ve problem yükü üzerinden azalmış yaşam kalitesinin ile ilişkili olduğu görülmüştür.