Kutanöz T hücreli lenfoma hastalarında yaşam kalitesinin, psikolojik distres varlığının ve stresle başa çıkma tarzının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANAN ARI
Danışman: HATİCE ŞANLI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kutanöz T hücreli lenfomalar (KTHL) neoplastik T lenfositlerin deride yerleşip klonal çoğalması ile meydana gelmektedir. KTHL'da yaşam kalitesini değerlendiren sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Çalışmamızın temel amacı KTHL hastalarında geniş bir hasta populasyonunda yaşam kalitesini, psikolojik distres varlığını, stresle başa çıkma tarzı yöntemlerini ve pruri şiddet ve sıklığını saptamak idi. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı kliniğinde takip edilen 142 hasta dâhil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, medeni durum, sosyoekonomik düzey, eğitim düzeyi, hastalık süresi ve evresi, klinik durumu, tedavisi sorgulandı. Hastaların tümüne genel sağlık anketi (GSA), skindex-29, kanserli hastalarda yaşam kalite ölçeği (EORTC QLQ C30), stresle başa çıkma tarzı ölçeği (SBTÖ) ve pruri için görsel analog skala (Pruri VAS) olmak üzere toplam 5 ölçek uygulandı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 55.4 ± 14.6, erkek/kadın oranı 0,7 idi. GSA sonucuyla hastaların %34,5'inde (n=49) anksiyete ve depresif duygu durum düzeyi yüksekliği saptandı. Anlamlı istatistiksel fark izlenmemiş olsa da kadın hastalarda, erken evrede, bekar ve genç hastalar ile PUVA ve IFN tedavisi alan hastalarda anksiyete ve depresif duygudurum düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlendi. EORTC QLQ C30 genel sağlık düzeyi (GSD) skoru ortalama 69,6 ± 23,4 olarak bulundu. GSD skorunun evli ve tedavisiz izlenen hastalarda istatistiksel olarak anlamlı daha iyi olduğu görüldü. Fonksiyonel alt ölçeklerden genç hastalarda emosyonel fonksiyonda, kadınlarda fiziksel fonksiyonda, bekar hastalarda uğraş, kognitif ve emosyonel fonksiyonda, ileri evrede sosyal fonksiyonda, 'tedavi ile klinik kötüleşme' ile sosyal fonksiyonda ve tedavi altında olan hastalarda kognitif fonksiyonda istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalma izlendi. Semptom alt ölçeğinde kadın hastalarda ağrı, bulantı-kusma, nefes darlığında; 'tedavi ile klinik kötüleşme' grubunda yorgunluk ve uykusuzluk semptomlarının sıklığında istatistiksel olarak anlamlı şekilde artış belirlendi. Skindex-29 ölçeği ile kadın hastalarda fonksiyonellik ve emosyonel durum; bekar hastalarda semptom yükü ve emosyonel durum; tedavi altındaki hastalarda tüm alt ölçeklerde; 'tedavi ile klinik kötüleşme' grubunda tüm alt ölçeklerde; ileri evrede tüm alt ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı şekilde skorlarda yükselme ve yaşam kalitesinde kötüleşme saptandı. Hastaların stresle başa çıkma tarzları içinde en çok kendine güvenli yaklaşımı (KGY) en az sosyal destek arama (SDA) yöntemini kullandığı belirlendi. Kadın hastalarda duygulara yönelik pasif yaklaşım ve çaresiz yaklaşım tarzları istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla tercih edildi. İleri yaş hastalarda (≥65 yaş) KGY ve iyimser yaklaşım istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla tercih edildi. Sonuçlar: Sonuç olarak çalışmamızda KTHL hastalarında yaşam kalitesinde bozulma ve psikolojik distres durumu ortaya konmuştur. Hastalıkla ilişkili yaşam kalitesi, demografik ve klinik veriler ile karşılaştırılmıştır. Yaşam kalitesini etkileyen unsurlar ve hastaların bununla baş etme yöntemleri ele alınmıştır. Hastalık her ne kadar lenfoma türü bir kanser hastalığı olsa da hastaların semptomları ve fonksiyonelliği ön planda deri ile ilişkili olarak izlendi. Hastalığın yol açtığı yoğun psikolojik distres durumu ve ruhsal bozukluk bir çok parametre ile ilişkili ve literatürle benzer özelliklerde izlendi. Hastaların bu stresli durum ile baş etme yöntemleri belirlenerek özellikle duygulara yönelik pasif yaklaşımı tercih ettikleri ortaya konuldu. Bu çalışmada ortaya konulan veriler ile hastalıkla ilgili yaşam kalitesinde bozulmanın yönleri belirlenmiştir. Çalışmamızın bu doğrultuda klinik tedavi stratejilerinin belirlenmesi yanı sıra psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyacın ortaya konması açısından da yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Çalışmamızdaki verilerle KTHL hastalarında psikiyatrik sıkıntıların belirgin arttığı görüldü. Bu hastaların tedavi ve takiplerinde Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi ile yapılacak işbirliği ile bu olumsuz süreçlerin önlenmesinin sağlanacağı sonucuna varıldı. Anahtar Sözcükler: kutanöz lenfoma, yaşam kalitesi, psikolojik distres, stresle başa çıkma