SÜT AZI DİŞLERİN ARA YÜZÜNDE OLUŞAN BAŞLANGIÇ MİNE LEZYONLARININ TEŞHİSİNDE FARKLI GÖRÜNTÜLEME TEKNİKLERİNİN İN VİTRO KOŞULLARDA DEĞERLENDİRİLMESİ


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, PEDODONTİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE AKYILDIZ

Danışman: Nurhan Özalp

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte diş çürüklerinin erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak amacıyla pek çok yeni yöntem geliştirilmektedir. Çürük teşhis yöntemleri, çürüğün erken dönemlerde saptanmasını sağlayarak dişlerde kavitasyon oluşmasını engellemeyi ya da mevcut çürük kavitelerinin gerçek boyut ve lokalizasyonlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çocuk hastada ileri aşamada tespit edilen çürükler zor ve komplike tedavilerin yapılmasına hatta erken dönemde diş kayıplarına sebep olmaktadır. Hedefimiz başlangıç mine lezyonlarının erken dönemde teşhisi ile çocuk hastalarda yapılacak klinik uygulamalarda daha kolay, kısa süren ve kabul edilebilir olan non invaziv yaklaşımlar ve koruyucu uygulamalar ile tedavi sağlanabilmesidir. Bu çalışmada süt azı dişlerinin ara yüzeyinde in vitro koşullarda oluşturulan başlangıç mine lezyonlarının ICDAS skorlama sistemi, DIAGNOcam ve Bite-wing radyografiler ile saptamada etkinliğinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İn vitro koşullarda yürütülen çalışmamız; klinik ve radyolojik muayene sonucunda çekim endikasyonu konulmuş ve çekilmiş olan çürüksüz süt birinci azı (n=20) ve süt ikinci azı (n=20) dişleri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada başlangıç mine lezyonlarının teşhisinde farklı görüntüleme teknikleriyle tespit etme etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlandığından, süt azı dişlerinin ara yüzlerindeki mine yüzeylerinde in vitro ortamda başlangıç mine lezyonu oluşturulmuş ve değerlendirilmeler yapılmıştır. Her dişin kontrol grubu kendi minesidir. Öncelikle süt birinci azı dişlerin (n=20) distal ve süt ikinci azı dişlerin (n=20) mesial yüzeyinde hazırlanmış olan başlangıç mine lezyonları, stereomikroskop ile incelenmiş ve değerler kaydedilmiştir; hava spreyi ile kurutulup, direkt olarak ışık altında 30 cm uzaklıktan bakılarak ICDASII sınıflamasına göre gözle muayene yapılmıştır ve değerler kaydedilmiştir; DIAGNOcam (KaVo, Almanya) cihazı ile incelenmiş ve değerler kaydedilmiştir. Sonrasında süt birinci azı dişler (n=20) distal yüzeyinden ve süt ikinci azı dişler (n=20) mesial yüzeyinden kontaktlı olacak şekilde kole seviyesinden pembe muma gömülmüştür. Ardından örneklerden ara yüzeylerdeki başlangıç mine lezyonlarının teşhisi için radyografi alınmış ve değerler kaydedilmiştir, son olarak da kontaktlı olarak mum modele gömülmüş olan örneklerden DIAGNOcam cihazı ile ölçümler yapılmış ve değerler kaydedilmiştir. Başlangıç mine lezyonu oluşturulan yüzeyin kontaktsız olarak grup içi değerlendirmelerine göre; ICDAS II ile DIAGNOcam yöntemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Başlangıç mine lezyonu oluşturulan yüzeylerin kontaktlı olarak grup içi değerlendirmeleri yapıldığında bite wing radyografi ile DIAGNOcam yöntemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Başlangıç mine lezyonu oluşturulan yüzeylerin kontaktsız ICDAS II ile kontaktlı DIAGNOcam yöntemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Başlangıç mine lezyonu oluşturulan yüzeylerin kontaktsız ICDAS II ile kontaktlı bite-wing radyografi yöntemlerinin gruplar arası değerlendirmeleri yapıldığında iki yöntem arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Başlangıç mine lezyonu oluşturulan dişlerin kontaktsız DIAGNOcam ile kontaktlı bite-wing radyografi yöntemlerinin gruplar arası değerlendirmeleri yapıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Başlangıç mine lezyonu oluşturulan yüzeylerde kontaktsız DIAGNOcam ile kontaktlı DIAGNOcam yöntemlerinin gruplar arası değerlendirmeleri yapıldığında iki yöntem arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu bulguların ışığında, görsel değerlendirmede kullanılan ICDAS-II kriterlerinin kontaktsız olarak doğrudan yapılan muayenelerde başarılı sonuç sergilediği, radyografik değerlendirme olan bite-wing radyografik tekniğinin ara yüzeylerdeki başlangıç mine çürüklerinin teşhisinde düşük performans gösterdiği, kızılötesine yakın ışık transillüminasyon tekniği olan DIAGNOcam cihazının süt azı dişlerinin başlangıç mine çürüklerinin teşhisinde kontaktsız olarak uygulandığında başarılı bir yöntem olduğu ancak kontaktlı olan ara yüzeylerde yetersiz olduğu görülmüştür.