Dikumarolün bir antikanser ajanı olarak mitotik ve mayotik hücreler üzerine etkileri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Biyoteknoloji Enstitüsü, Biyoteknoloji Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DURU ARAS
Eş Danışman: ÖZGÜR ÇINAR, ALP CAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Çeşitli kanser hücre hatlarında bazı kumarin türevlerinin antikanser etki gösterdiği bilinmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bir kumarin türevi olan dikumarolün çeşitli kanser hücre hatlarında hücre çoğalmasını baskıladığını, bazı antikanser ajanlarının sitotoksik etkilerini değiştirdiğini ve pankreas kanseri hücrelerinde apopitotik hücre ölümünü arttırdığını ortaya koymaktadır. Yaygın olarak kullanılan bazı antikanser ajanları gonad yetmezliğine ve buna bağlı olarak infertiliteye neden olmaktadır. Çalışmamızda dikumarolün bir antikanser ajanı olarak klinik kullanım potansiyelinin doğurganlığın korunması yönünden değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla dişi BALB/c farelerin ovaryumlarından ovositler ve bunları barındıran granüloza hücreleri izole edilmiştir. Dikumarol uygulanan ovositlerin in vitro matürasyonları izlenerek, metafaz-II aşamasına ulaşan ovositler mayoz mekiği ve kromozom morfolojileri açısından değerlendirilmiştir. Dikumarolün granüloza hücrelerinde hücre çoğalması, canlılık oranları ve apopitotik hücre ölümüne etkileri Vero (maymun böbrek epiteli) ve MCF-7 (insan meme kanseri) hücre hatlarıyla karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir. İntraperitoneal olarak dikumarol uygulanan farelerde ovaryumun farklı bileşenlerinde apopitozun değişimi incelenmiştir. Çalışmamızda dikumarolün Vero ve MCF-7 hücrelerinde hücre çoğalmasını baskıladığı, canlılık oranlarını düşürdüğü ve apopitotik hücre ölümünü arttırdığı gözlenmiştir. Doz ve süre bağımlı bu etkiler granüloza hücrelerinde izlenmemiştir. İn vivo veya in vitro dikumarol uygulamasının ovosit matürasyonunu engellemediği belirlenmiştir. Metafaz-II evresine ulaşan ovositlerde mayoz mekiği ve kromozom morfolojileri normal görünümde izlenmiştir. İn vivo dikumarol uygulanan farelerin ovaryumlarında apopitotik hücre ölümünde bir artışa rastlanmamıştır. Hücre bölünmesi üzerine etkili olması beklenen bir antikanser ajanının hücre çoğalmasını baskılarken ve/veya hücre ölümünü uyarırken sağlıklı hücrelere zarar vermemesi istenir. Bu çerçeveden bakıldığında elde ettiğimiz bulgular dikumarolün ideal bir antikanser ajanı olduğunu ortaya koymaktadır. Dikumarol bir hücre içi oksidoredüktaz olan NQO1'in inhibitörüdür. Son yıllarda dikumarolün mikrotübülüsleri stabilize edebildiği öne sürülmektedir. Farklı çalışmalar dikumarolün antikanser etkilerini NQO1 proteininin inhibisyonu veya mikrotübülüs stabilizasyonuyla açıklamaktadır. Çalışmamızda her iki hipotez de şu gerekçelerle reddedilmiştir: 1) Vero hücrelerinde NQO1 ifadesine rastlanmamıştır. 2) Dikumarol uygulanan Vero, MCF-7 ve granüloza hücrelerinde mitozun duraklamadığı gösterilmiştir. 3) Dikumarol uygulanan germinal vezikül evresindeki ovositler mayoz bölünmelerini tamamlamıştır. Çalışmamızda Vero ve MCF-7 hücreleri kültür ortamında hızlı çoğalan, granüloza hücreleri ise yavaş çoğalan hücreler olarak tanımlanmıştır. Buna göre dikumarolün antikanser etkileri hücrelerin çoğalma hızlarıyla ilişkili olabilir. İlerleyen çalışmalarda bu ilişkiyi düzenleyen moleküler mekanizmaların aydınlatılması literatüre önemli katkı sağlayacaktır.