Primer nefrotik sendromlu hastalarda akut faz reaksiyonunun tedaviye yanıt ve kısa süreli renal prognoz üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2005

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İRFAN URUÇ

Danışman: KENAN ATEŞ

Özet:

ÖZET Primer Nefrotik Sendromlu Hastalarda Akut Faz Reaksiyonunun Tedaviye Yanıt ve Kısa Süreli Renal Prognoz Üzerine Etkisi Son dönem böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden birisi de primer glomerülonefritlerdir. Yetişkin grupta en sık görülen lezyonlar membranöz glomerulonefrit, fokal segmental glomeruloskleroz, minimal değişiklik hastalığı ve membranoproliferatif glomerülonefritdir. Hastalarda görülen nefrotik sendromun ortaya çıkardığı lipit metabolizmasındaki değişiklikler ve akut faz reaksiyonu hastaların renal fonksiyonlarında progresyona neden olabilmektedir, inflamasyon sırasında birçok organ sistemi etkilenir. Akut faz yanıtı sırasında yapısal proteinlerin çoğunda değişiklikler gözlenir. CRP akut faz yanıtında daha erken artış gösteren ve organik hastalıkların tanısında önemli yer tutan bir proteindir. CRP tek başına inflamasyona sekonder durumların dışında kardiyovasküler sistem hastalıklarında da risk sınıflamasında, prognozda da özel bir yere sahiptir. Bu çalışmanın amacı primer nefrotik sendromlu hastalarda akut faz yanıtını gösteren CRP ile ortalama bir yıllık renal prognozun değerlendirilmesidir. Çalışmaya primer nefrotik sendrom tanısı alan 30'u erkek 16'sı kadın olmak üzere 46 hasta alındı. Bu hastalardan 5 tanesi minimal değişiklik hastalığı, 4 tanesi mezengial proliferatif glomerulonefrit, 9 tanesi fokal segmental glomeruloskleroz, 21 tanesi membranöz nefropati ve 7 taneside membranoproliferatif glomerülonefrittir. Bu hastaların bazal CRP düzeyi ile birlikte yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, ailede hipertansiyon ve böbrek hastalığı varlığı, biyopsi ile saptanan histopatolojik lezyon, arteriyel kan basıncı değerleri, kantitatif proteinüri, kreatinin klirens, hemoglobin, glukoz, BUN, kreatinin, total protein, albümin, ürik asit, kalsiyum, inorganik fosfor, total kolesterol, trigliserid, VLDL, LDL ve HDL kolesterol, homosistein, 43immünglobülin G, A ve M, kompleman 3 ve 4, antikardiyolipin-lgM ve IgG düzeyleri ile renal ultrasonografik bulguları kaydedildi. CRP, proteinüri, kreatinin klirensi ve biyokimyasal ölçümler 1, 3, 6 ve 9-12. aylarda tekrarlandı. Bazal serum CRP düzeyi 3.0 mg/L (1.1-8.7 mg/L) idi. izlem süresindeki ortalama CRP düzeyi ise 2.9 mg/L (1.5-7.6 mg/L) olarak hesaplandı. Hastaların izlem peryodunda CRP düzeyinde anlamlı değişiklikler saptanmadı (p>0.05). İzlem peryodundaki ortalama serum CRP düzeyi de tam remisyona giren olgularda tedaviye dirençli olgulardan anlamlı olarak düşük bulundu [2.1 mg/L (1.1-4.5) ve 5.3 mg/L (1.9-12.1), p<0.05]. Kreatinin klirensi progressif olarak azaldığı hastalarda bazal serum CRP düzeyi stabil seyirli hastalardan anlamlı olarak daha yüksek idi [11.7 mg/L (4.0-20.0) ve 2.3 mg/L (1.0-6.5), p<0.01]. Renal fonksiyon bakımından progressif seyirli olgularda izlem peryodundaki ortalama CRP düzeyi de stabil seyirli olgulardan istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Birinci aydaki proteinüri miktarı (p=0.003), bazal CRP (p=0.005) ve kreatinin klirens (p=0.02) ve hipertansiyon varlığının (p=0.008) renal fonksiyon kaybının bağımsız belirleyicileri olduğu saptandı. Sonuç olarak primer nefrotik sendromlu hastalarda bazal CRP düzeyleri hastaların takip süreleri uzadıkça renal hasar progresyonunu gösteren proteinüri ve kreatinin klirensi ile anlamlı ilişki göstermektedir. Bu çalışmanın geniş olgu serili prospektif çalışmalarla daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gereklidir. Anahtar sözcükler: Primer nefrotik sendrom, akut faz reaksiyonu, C- reaktif protein, kreatinin klirens, proteinüri. 44