Orta derecede iyot eksikliği olan bir bölgede yaşayan 18-65 arası erişkin popülasyondaki otoimmün olmayan tiroid hastalıkları prevalansının araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2003
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUNCAY DELİBAŞI
Danışman: MURAT FAİK ERDOĞAN
Özet:ÖZET İyot alım düzeyi, popülasyondaki tiroid hastalıkları prevalansını etkileyen en önemli çevresel faktördür. İyodu yeterli olan bölgelerde, yetişkin yaş gruplarında tiroid hastalıkları prevalansını ortaya koyan büyük çaplı epidemiyolojik çalışmalar mevcut iken, iyot eksikliği olan bölgelerden bugüne kadar konu ile ilgili az sayıda epidemiyolojik çalışma bildirilmiştir. Grubumuz Ankara'da 65 yaş üstü geriatrik popülasyondaki tüm tiroid hastalıkları spektrumu ve prevalansını, tiroid fonksiyon testleri, tiroid otoantikorlan ve tiroid ultrasonografisi gibi modern yöntemlerle daha önce belirlemiştir. Bu çalışmamızda ise amaç, yine belirtilen modern yöntemleri kullanarak aynı bölgede, 18-65 yaş arası yetişkin popülasyondaki tiroid hastalıkları prevalansı ve spektrumu saptamaktır. Çalışmanın bu kolunda ise otoimmün olmayan tiroid hastalıkları prevalansını ve spektrumu araştırılmıştır. Bu amaçla orta derecede bir iyot eksikliği bölgesi olan Ankara merkezde yaşayan 1.881.476 popülasyonu temsilen, belli bir örneklem dahilinde, 18-65 yaş arası, 2025 yetişkin (1007 kadın, 1018 erkek) taranmıştır. Tüm olguların detaylı tiroid hastalığı hikayesi alındıktan sonra serum ST4, sTSH, anti-tg ve anti-TPO düzeyleri için kan örneği alınmış ve sahada tiroid ultrasonografileri yapılmıştır. 18-65 yaş grubunda taranan olguların % 3.83'iinde tiroid hastalığı hikayesi mevcuttu. Ultrasonografik olarak olguların % 8.6 smda ötiroid diffüz guatr, %23.5'inde ise nodüler guatr olmak üzere toplam %32.1 bireyde guatr saptandı. 18-25 yaş arası popülasyonda, nodüler guatr % 7.9 bulundu ve bu oranlar yaşla birlikte artarak 56-65 yaş arası popülasyonda % 43. Fe (Kadınlarda % 48.0, erkeklerde % 38.0) ulaştığı tespit edildi. Nodul sıklığı sigara kullananlarda % 22.9, sigara kullanmayanlarda ise %24.1 oranında bulundu. Ancak sigara kullanımı ile tiroid nodul prevalansı arasında ilişki 24bulunmadı (p>0.05). Sigara kullananlarda tiroid volümü ortalama 17.83 mi bulundu. Sigara kullananlarda tiroid volümü anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). Taranan olguların %1.08'inde aşikar hipertiroidi ve % 4.24'ünde subklinik hipertiroidi fonksiyonel tanılan kondu. Bu tarama ile hastaların % 4.89'unda daha önce bilmedikleri fonksiyonel tiroid bozuklukları saptandı. Bölgemizde saptanan subklinik ve aşikar hipertiroidi prevalansı ise, iyodu yeterli ve yüksek olan bölgelere göre belirgin olarak yüksektir. Aşikar hipertiroidiye yol açan en sık sebep çalışmamızda da iyodu yeterli ve yüksek olan bölgelerde olduğu gibi toksik diffüz guatr olmasına rağmen bölgemizde otonomi kazanmış nodüler guatr olguları iyodu yeterli bölgelere göre belirgin olarak yüksektir. İyot profilaksisi ile kısa ve orta vadede tiroid fonksiyon bozukluğu ile seyreden otoimmun tiroid hastalıkları prevalansında artış beklense de, toplumların iyot alımının optimal düzeylerde (median üriner iyot konsantrasyonu: 100-200 ug/L) tutulması ile bu hastalıklardaki artışın kontrol altında tutulabileceği iyi bilinmektedir. Proflaksi ile uzun dönemde guatr, nodüler guatr prevalansı ile birlikte, çalışmamızda belirgin olarak yüksek bulunan ve başlıca otonomi kazanmış nodüllere bağlanan hipertiroidi prevalansının da anlamlı olarak azalması beklenmektedir. Sonuç olarak; çalışmamız ile, optimal düzeylerde bir iyot profilaksisinin gereği grubumuz tarafından bir kez daha ortaya konmuştur. 25