Kemik iliği nakil programına alınan lösemi hastalarında yaşam kalitesi, sosyal destek düzeyi, psikiyatrik komorbidite sıklığı ve bu etmenlerin nakil başarısı ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİLAY SEDES
Danışman: VESİLE ŞENTÜRK CANKORUR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kemik iliği nakli (KİN), hematolojik kanserlerin birincil tedavi yöntemidir. Fakat bu yöntem, enfeksiyon ve red reaksyonları gibi doğrudan nakille ilgili komplikasyonlara neden olabilmekte, fiziksel kısıtlanma gerektiren uzun süreli hastane yatışları gerektirmektedir. Sosyal izolasyon, hastaların süregiden bir endişeli bekleyişle geçen bu süreçle baş etmelerini güçleştirmektedir. Alandaki hakim görüş psikososyal etmenlerin bu sürece etki ettiği yönündedir. KİN başarısına etkileri konusunda ise alan yazın kısıtlıdır. Bu tez çalışmasında KİN programına alınan lösemi hastalarında yaşam kalitesi ile sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi, stresle başa çıkma tutumlarının değerlendirilmesi, psikiyatrik eş tanıların saptanması ve bu etmenlerin KİN başarısı ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Yöntem: Lösemi tanısı alan ve KİN programına katılan 45 olgu; yaşam kalitesi, sosyal destek ve kişisel hijyen düzeyleri ile psikiyatrik belirti ve eş tanılar bakımından, nakilden bir hafta önce ve yaklaşık dört hafta sonra olmak üzere iki kez değerlendirilmiştir. Ek olarak, ilk değerlendirmede hastaların stresle başa çıkma tutumları belirlenmiştir. Daha sonra ilk ve izlem sonuçları karşılaştırılıp, her iki değerlendirmedeki bulguların KİN başarısının ölçütü olarak kabul edilen nötrofil ve trombosit engraftman günleri (EG) ile ilişkileri ve bu süreçteki ağırlıklı etkileri incelenmiştir. Bulgular: Yaşam kalitesi düzeyinin izlemde nakil öncesi döneme göre belirgin olarak düştüğü görülmüştür. Sosyal destek algısının değişmediği, buna karşın arkadaş alt ölçek puanının izlemde düştüğü bulunmuştur. Kişisel hijyen düzeyinin ise, izelemde ilk değerlendirmeye göre arttığı saptanmıştır. İlk değerlendirmede hastaların % 40'ına (n=18) psikiyatrik bozukluk tanısı konduğu, izlemde bu oranın % 55'e çıktığı gözlenmiştir. Bununla paralel olarak izlemde depresyon, anksiyete ve stres düzeylerinin ilk değerlendirmeye göre anlamlı olarak yükseldiği saptanmıştır. En sık kullanılan baş etme stratejilerinin sırasıyla 'dini olarak baş etme', 'aktif başa çıkma' ve 'pozitif yeniden yorumlama ve gelişme' stratejileri olduğu saptanmıştır. Yaşam kalitesi ölçütleri ile EG'ler arasında ters yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. İzlemde depresyon ve anksiyete seviyeleri yükseldikçe trombositlere ait EG'nin uzadığı saptanmıştır. Bununla beraber, izlem değerlendirmesinde psikiyatrik eş tanının varlığıyla tüm EG'ler arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Tüm bu değişkenlerin EG'yi öngörmedeki etkileri beraberce değerlendirildiğinde yalnızca izlemdeki psikiyatrik eş tanılar regresyon modeli içinde yer almış, diğer değişkenlerin etkileri model dışında kalmıştır. Sonuç: Bu çalışmada lösemi tanısı alan ve KİN uygulanan hastalarda psikososyal etmenlerin tedavi başarısına etkisi ortaya konulmaktadır. Hastalıkla beraber KİN'in getirmiş olduğu riskler yaşam kalitesini bozabilir, psikiyatrik bozukluk oranlarını arttırabilir ve bu da tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir.