Özel hastanelerin tıbbi müdahalelerden doğan hukuki sorumluluğu
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ADLİ BİLİMLER ANABİLİM DALI (DİSİPLİNLERARASI), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DENİZ KARDELEN ÇEKİN
Danışman: GÜROL CANTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Gelişen bilim, teknoloji, artan nüfus oranları ve ihtiyaçlar karşısında sağlık hizmeti sektöründe özel hastanelerin yer alması kaçınılmaz olmuştur. Özel hastanelerin sektördeki artışına paralel tıbbi malpraktis iddialarındaki artış dikkate alındığında özel hastanelerin hukuki sorumluluğu üstünde durulması gereken önemli bir konu haline gelmiştir. Özel hastanelerin tıbbi müdahalelerden doğan hukuki sorumluluğu haksız fiil, vekaletsiz iş görme ve sözleşme ilişkisine dayanmaktadır. Hasta ile özel hastane arasındaki ilişki genellikle sözleşme ilişkisi olup, bu sözleşme ilişkisi doktrinde hastaneye kabul sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. Sözleşmenin asli edimi hastanın genel olarak teşhis, tedavi ve bakımını sağlamaya yöneliktir. Bunun yanı sıra hastanenin sözleşmeden kaynaklı hastayı aydınlatma, hastanın rızasını alma, hasta kayıtlarını ve sırlarını saklama, sadakat ve özen yükümlülükleri de bulunmaktadır. Hastane, yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde hastanın doğan zararını karşılamak zorunda kalacaktır. Çalışmamızın amacı, Yargıtay'a taşınan özel hastanelerde gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerdeki malpraktis iddiasının hangi gerekçelere dayandığının, özel hastanelerin iddialar karşısındaki hukuki konumunun ve sorumluluğun ve hangi yükümlülüklerini ihlal ettiğinin saptanarak uygulamadaki aksaklıkların giderilmesine katkı sağlamaktır. Yargıtay'a yansıyan vaka sayılarının sınırlı olması ve bu konuda az çalışma yapılmış olması nedeniyle çalışmamız bu alana ve özel hastane işleticisinin ve özel hastanede çalışan sağlık mesleği mensuplarının bilinçlenmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışmamız içerisinde eski tarihli Yargıtay kararlarına ilgili konusunda yer verilmekle beraber, bulguların değerlendirilmesinde sınırlamaya gidilerek son beş yılı kapsayacak şekilde 2015-2019 yılları arasındaki kararlar ele alınmış ve bu kapsamda 108 karara yer verilmiştir. Bulgular incelendiğinde;özel hastane işleticisinin tek başına davalı olduğu dava sayısının sınırlı olduğu,%80,5 hekim ile birlikte sorumlu olduğu, hekimlerin uzmanlık alanları incelendiğinde en fazla kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının şikayet edildiği, kadın doğum uzmanını genel cerrahi ve plastik cerrahinin izlediği, hekimlerin veya hastanenin en çok hatalı teşhis ve tedavi sebebiyle şikayet edildiği, bunu özen yükümlülüğü ihlali ve ihmal ve kusur sebeplerinin izlediği, Yerel Mahkemenin davaların %80,76'sını reddettiği, Yargıtay'ın ise dosyaların %97'si yönünden bozma kararı verdiği, bozma kararları incelendiğinde; çoğunlukla eksik incelemeye dayanılarak kararların bozulduğu, bozma kararlarının %49,52'sinde bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz görüldüğü, ikinci bozma gerekçesi olarak ise %20,95 ile aydınlatma veya rıza formu eksik ve yetersiz görüldüğü, dosyaların 101'inde rapor alındığı, 7 tanesinde ise rapora ilişkin bilgiye yer verilmediği, raporların en çok ATK'dan alındığı görülmüştür. Tıbbi malpraktis iddialarının en aza indirgenebilmesi için; özel hastane işleticisinin, hastaların özel sektörden beklentilerinin daha yüksek olduğunu da göz önünde bulundurarak yükümlülükleri yerine getirmesi, bu yükümlülüklerini aracılığıyla yerine getirdiği sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını ve iletişim becerilerini iyileştirmesi, dava süreçleri kadar öncesinde de hukuki danışmanlık alması gerekmektedir.