Ankara`da konveksiyonel yağışlar
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, COĞRAFYA ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2000
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OKAN BOZYURT
Danışman: İHSAN ÇİÇEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tezin ana konusunu Ankara'da konveksiyonel yağışlar oluşturmaktadır. İlk olarak giriş bölümünde iklimin nasıl karmaşık bir sistem olduğu tartışılmıştır ve bu iklim sisteminin en küçük ünitelerinde meydana gelebilecek, en küçük bir dalgalanma bu sistemin diğer bölümlerini veya ünitelerini etkileyebilmektedir. Gerçektende Dünya iklim sistemi çok karmaşık bir sistemdir. Öte yandan konveksiyonel yağışların oluşum mekanizması karaların ısınmasına dayanmaktadır. Karaların ısınması nedeni ile yeryüzüne yakın hava bölümleri giderek ısınmakta, bunun sonucu olarak ise, alt ve üst hava bölümleri arasındaki sıcaklık farkı kararsız bir yapıyı oluşturmaktadır. Bu kararsız yapı konvektif hava akımlarına yol açmaktadır. Böylece kümülüs ve kümülonimbüs bulutları oluşmaya başlamaktadır. Bu arada nem de konveksiyon mekanizması 'mn oluşumunu etkileyebilmektedir. Konveksiyon mekanizması 'nın oluşumu üzerinde etkili olan nem nedeni ile. kararsızlık büsbütün artar buna koşullu kararsızlık adı verilmektedir. Yoğunlaşma düzeyinde su buharı çevreden kazandığı gizli ısıyı açığa vererek oraj oluşumu için enerji sağlamaktadır. Oraj ile konveksiyon kavramlarını birbirleri ile karıştırmamak gerekmektedir; oraj, güçlü kararsızlıklara dayalı konveksiyonlarda bir çeşit enerji boşalımıdır, bununla birlikte komveksiyon yükselen hava akımlarına verilen isimdir her konveksiyon oraj içermemektedir. Konveksiyon tarifini yaptıktan sonra, konveksiyon çeşitleri hakkında tartışılması gerekmektedir. Çeşitli konveksiyon türleri vardır; orografık ve termik konveksiyon 133tipleri Türkiye'de en çok rastlanılan tiplerdir, ve cephesel kon veksiyonl arda zaman, zaman görülebilmektedir. Genel olarak,orografik ve cephesel konveksiyonlar hemen, hemen her mevsimde görülebilmektedir, fakat termik konveksiyonlar sadece ilkbahar sonlan yaz başlarında görülmektedirler, mayıs-haziran gibi. Ve termik konveksiyonlar yaz sonu sonbahar başlarında da görülmektedirler, eylül gibi. Ama bu mevsimde termik konveksiyonel yağışlar, ilkbahar sonları, yaz başlarında olan termik konveksiyonlardan daha zayıftır, başka bir ifade ile mayıs, haziran'da olan yağışlardan daha az şiddetli ve seyrektir. Bu tez'de konveksiyonel yağışlar ve hava kütleleri arasında bağ kurulmaya çalışılmıştır. Tezin ana konusu Ankara olduğu için, konveksiyonel yağış dönemleri olarak mayıs-haziran aylan karşımıza çıkmaktadır. Bu tarz yağışlar mayıs-haziran döneminde hızlı bir şekilde yükselmektedir. Yaz ortalarına doğru konveksiyonel yağışlar ve orajların oranlarında bir parça düşüş görülmektedir. Yaz sonu ise bu oranlar biraz yükselmektedir. Fakat sonbahar ortalarına doğru hızlı bir şekilde düşmeye başlamaktadır. Kışın, bu oran, oraj bakımından minimum' dur. Soğuk kara parçaları nedeni ile termik konveksiyonlar görülememektedir, sadece cephesel konveksiyonlar görülmektedir. Bu nedenle, mayıs-haziran dönemi, konveksiyonel yağışlar bakımından, Ankara için çok önemlidir. Eğer konuyu konveksiyonel aktivitelerin nedenleri açısından ele alacak olursak, ısınan kara parçalan tek bir neden değildir; Rossby dalgalan ve denizel serin hava 134kütleleri diğer önemli nedenlerdir. Nemli serin hava kütleleri Karadeniz'i geçtikten sonra, kuzey Anadolu dağlarında, orografik yağışlara yol açmaktadırlar. Bu hava kütlelerinin nemce zengin olması nedeni ile, kuzey Anadolu dağlarında orografik yağışlara yol açmalarına rağmen, orta Anadolu'da Ankara gibi ısınana kara parçalan nedeni ile mayıs-haziran döneminde konveksiyonel yağışlara yol açarlar. Haziran'dan sonra, denizel, serin hava kütlelerrnin nemi azalmaya başlamaktadır. Bu yüzden bu hava kütleleri sadece kuzey Anadolu dağlarına orografik olarak yağış bırakmaktadırlar. Ankara gibi orta Anadolu bölgesinde bu hava kütleleri nem eksikliği nedeni ile konveksiyonel olarak yağış oluşturamamaktadır. Diğer önemli neden ise rossby dalgalandır; Bu dalgalann alçak basınç olukları konvektif hareketleri desteklemektedir, böylece kararsızlık daha güçlü olmaya başlayarak daha sonra orajlar meydana gelmektedir. Bunun dışında bir önemli faktör daha vardır; topraktaki nem oranı; kış ve ilkbahar yağışları nedeni ile kara parçaları yüksek oranda nem içermektedir: yaz başlarına doğru karaların giderek ısınması buharlaşmaya yol açmaktadır. Bu durum kararsızlığı desteklemektedir. Fakat yaz ortalarına doğru artan sıcaklık ile birlikte topraktaki nem miktarı giderek azalmaktadır bu durum konveksiyonel yağış oluşumunu olumsuz yönde etkilemektedir. Hem aylık oraj-yağış grafiklerinde, hemde yıllık oraj-yağış grafiklerinde, genel bir uyum mevcuttur. Bu noktadan hareket ile, konveksiyonel yağış tipi Ankara'nın yıllık yağış formasyonu bakımından en önemli bir yağış tipidir. Bununla birlikte, oraj ve yağış grafikleri arasında bazı farklılıklarda vardır; Eğer bu farklılıklar sıcak mevsimde mevcut 135ise, mayıs-haziran gibi, ozaman bunun anlamı her oraj yağış oluşturmuyor demektir. Eğer bu farklılıklar, iki grafik arasında, soğuk mevsimde meydana geliyorsa kış mevsimi gibi o zaman bunun anlamı yağışın önemli bir bölümü cephesel aktivitelere dayanıyor demektir. Bir diğer önemli nokta ise; küresel iklim değişiklikleri ile konveksiyonel yağışlar arasındaki ilişkidir; Genel olarak mikro bakımdan, diğerlerine göre daha soğuk olan bazı yıllarda, oraj ve yağış miktarı hayli yüksektir, bununla birlikte, ortalama sıcaklık yönünden diğer yıllara göre daha sıcak olan bazı yıllarda, oraj ve yağış oranları dikkat çekici şekilde düşüktür. Fakat makro bakımdan bu sonuçlar güvenilir değildir; Çünkü 1961-1995 arasında yıllık ortalama sıcaklık, yıllık oraj ve yıllık yağış grafikleri bize bu üç grafik arasında bir benzerlik olduğunu söylemektedir; bu benzerlik, oraj, yağış ve ortalama sıcaklık oranlarındaki düşüştür. Bu nedenden ötürü mann-kandle testine başvuruldu, bu test'e göre oraj oranında 1972 ile 1995 arasındaki düşüş bir eğilime sahiptir, fakat bu eğilim % 95 oranında anlamsız olup, sadece rastlantısaldır. Son olarak konveksiyonel yağışların beşeri faktörler üzerinde bazı zararlı etkileri vardır; taşkın ve sel şehirler açısından, Ankara gibi, iki önemli etkidir. Devlet Su İşlerinin verilerine göre 1961 ile 1995 arasında taşkın ve sel baskınlarının önemli bir bölümü mayıs-haziran-temmuz döneminde olmuştur. Bu nokta konveksiyonel yağışların önemini göstermektedir. Bu tip yağışlar aynı zamanda tahıl ve ağaçlar içinde bazı zararlara yol açmaktadır. Şiddetli yağışlar toprak erozyonuna yol açabilmekte, çünkü taşkın ve sel baskınları toprağın geniş bir bölümünü kısa bir süre içerisinde sürükleyerek götürmektedir. Bu tarım için çok önemli bir problemdir. 136Bu yağışlar zararlı etkilerine karşın, bazı bakımlardan yararlı da olmaktadırlar; örneğin, Ankara da mayıs-haziran dönemindeki konveksiyonel yağışlar nedeni ile barajlarda su seviyesi dikkat çekici bir şekilde artış göstermektedir. Ayrıca bazı iklim bilimci ve meteoroloji uzmanlarına göre; orajlar atmosfer ve yeryüzü arasında elektriksel bir denge sağlamaktadır. 137