Bilim incelemelerinin epistemolojik olmayan temeli: İçsel ve dışsal koşulların çatışması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DENİZ HASANÇEBİ

Danışman: ÖMER FAİK ANLI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bilim incelemelerinin nesnesi olan "bilim" hakkında doğru teorik altyapıya sahip olunmazsa pratik bilim ile çelişen bilim tarihi, felsefesi ya da sosyolojisi kaçınılmaz olur. Tarihten günümüze bilimi pozitivist anlamda kendi dinamikleri olan, deney ve gözlem sınırlarından çıkmayan bir yapı olarak farz etmek sürekli "ideal bilim" düşüncesi içerisine hapsolmayı zorunlu kılar. Fakat bilimin pratik ve teorisi ideal olmaktan çok uzaktır. Teori boyutunda matematiğin birçok alanı ve pratikte deneyin kendisi rölatifliği barındırır. Deneyde en önemli ölçüt olan "hata payı fonksiyonu" bir uzlaşım üzerinedir. Uzlaşım ancak rölatif bir durum söz konusu olduğunda mümkün olabilir. Bilimdeki rölatif yapının temelleri ise genellikle dışsal faktörler tarafından sağlanır. Bu nedenle sosyal faktörler paradigmatik bilimin sonucu olarak bilim imgesinde köklü bir konumda yer almak zorundadır. Bilimin içsel koşullarında dahi rölatif bir yapının olduğunu iddia ederken dışsal ve içsel koşullar arasındaki dengeyi "deney" ile sağlamak gereklidir ancak deneyin sonuçlarının geçerli olabilmesi için deneyin epistemik cemaatlerin kabul ettiği hata payı aralığında olması gereklidir. Bu durumda paradigmatik olan yani sosyal faktörlerden (iktisat, toplum, iktidar vb.) etkilenen epistemik cemaat hata payını belirler ve hata payı fonksiyonu da deneyin bilimselliğini belirlemiş olur. Böylece bilimin içsel faktörlerinden olan deney dahi dışsal faktörler tarafından etkilenmiş olur. Yapılan etnografi çalışmalarına göre bazı durumlarda sosyal faktörler içsel faktörlere galip gelir ve bilim dönemin iktisadî ve sosyolojik hedefleri tarafından yönlendirilir. Günümüzde dışsal koşullar sonucu ortaya çıkan tekno-bilim anlayışı iktisadî kaygıları gidermek için yapılıyorsa da bu kaygıları gideremeyen çoğu sosyal bilim için büyük bir tehlikedir.