Neoadjuvan tedavi verilen küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastalarda sağkalım analizi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRE MUHAMMED KOÇAK

Danışman: RIFAT MURAT AKAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Neoadjuvan tedavi malign tümörlerde cerrahi rezeksiyondan önce uygulanan kemoterapi, radyoterapi veya her ikisinin birlikte uygulandığı başlangıç tedavi yöntemidir. Lokal ileri ve performans durumu iyi olan KHDAK hastalarında kullanılmaktadır. Neoadjuvan tedavi; N2 nodal hastalığı yok etmek, mikrometastatik sistemik hastalığı önlemek veya tedavi etmek, ara evrelerdeki tümörü kontrol altına alarak hastalarda cerrahi sonrası ortaya çıkabilecek metastatik hastalığın olmadığından emin olmak için gerekli süreyi sağlamak, tümör boyutunu küçülterek rezeke edilecek dokuyu azaltmak amaçları ile kullanılmaktadır. Bu çalışmada neoadjuvan tedavi alıp opere olan lokal ileri evre KHDAK'li hastalarda genel sağkalım ve nükssüz sağkalım açısından etkili prognostik faktörlerin tespit edilmesi amaçlandı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜTF) Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda Ocak 2008 – Aralık 2018 tarihleri arasında, akciğer kanseri nedeni ile neoadjuvan tedavi sonrası akciğer rezeksiyonu uygulanan 109 hasta restrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya alınan olguların yaş, cinsiyet, FEV1%, albümin, nötrofil-lenfosit oranı (NLO), SUVmax kitle, rezeksiyon tipi, klinik ve patolojik evre, lenf nodu oranı (LNO), mediastinal evrede gerileme olup olmamasının sağkalım ve nükssüz sağkalım üzerine etkileri istatistiksel olarak analiz edildi. Hastaların %90,8'i erkek olup yaş ortalaması 58,6 (±7,4) dır. Olguların %46,7'sinin klinik ve %31,2'sinin patolojik olarak evre IIIA olduğu saptanmıştır. Pnömenoktemi hastaların %45,9'unda uygulanmış ve tamamında cerrahi sınır negatif gelmiştir. Hastaların 5 yıllık sağkalım oranları %62,6, 5 yıllık nükssüz sağkalım oranları ise %56,7 olarak saptanmıştır. Neoadjuvan tedavi alan hastalarda genel sağkalımı (GS), lezyonun PET BT'de SUVmax 15'ten fazla tutulum göstermesi (p=0,045) ve pnömonektomi yerine lobektomi tercih edilmesi (p=0,019) olumlu yönde etkilerken, nükssüz sağkalımı (NS) ise pN durumu (p=0,005) olumlu yönde etkilemiştir. Lenf nodu oranının 0,3'ten düşük olması (GS için p=0,004, NS için p=0,019) ve mediastinal evrede gerileme olması (GS için p=0,004, NS için p=0,007) hem genel sağkalımı hem de nükssüz sağkalımı olumlu etkilemiştir. Yapılan çok değişkenli sağkalım analizinde ise yaş (HR=1,082; 95% CI=1,026-1,141; p=0,004) ve LNO (HR=2,432; 95% CI=1,092-5,417; p=0,03) genel sağkalıma etki eden bağımsız risk faktörleri iken bu faktörlerden sadece LNO'nun (HR=2.547; 95% CI=1,131-5,736; p=0,024) nükssüz sağkalıma etki ettiği tespit edilmiştir. Neoadjuvan kemoterapi ve/veya radyoterapi başlangıç tedavisinin esas amacı genel ve hastalıksız sağkalım üzerine olumlu etki etmektir. Bugünkü bilgilerimiz ile erken evre akciğer kanserinde kanıtlanmış ve en iyi tedavi yöntemi, öncesinde medikal tedavi uygulanmaksızın cerrahi tedavidir. Cerrahi uygulanabilir hasta verileri incelendiğinde en kesin ve en etkili prognostik faktör komplet rezeksiyondur. Verilen tedavi ile R0 rezeksiyon ihtimalini artırmak ve nodal hastalıkta patolojik tam yanıt elde etmek amaçlanmalıdır. Patolojik olarak lenf nodu metastazı olan hastalarda, lenf nodu yerleşiminden bağımsız olarak, pozitif lenf nodu istasyon sayısı / çıkarılan lenf nodu istasyon sayısı oranı önemli bir prognostik faktördür. İleride N sınıflamasında yer alabilir (LNO eşik değer= 0,3).