Temporomandibular Eklemin Farklı Yaş Grupları ve Özelliklere Sahip Kişilerde Değerlendirilmesi
Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUĞÇE ÖZBEK ÇAĞLAR
Danışman: AYŞE TUBA ALTUĞ DEMİRALP
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Temporomandibular eklem hastalıklarının karmaşık yapısı nedeniyle uzun yıllar teşhis ve tedavisinde zorluklar yaşanmıştır. Hastalığın etiyolojisinde yer alan faktörlerin tümünün tespit edilmesinin yanı sıra hastaların kişisel özelliklerinin de göz önünde bulundurulması yapılacak tedavi başarısını artıracaktır. Amaç: Bu çalışmanın amacı farklı yaş grupları ve özelliklere sahip kişilerde temporomandibular eklemi değerlendirmek, temporomandibular eklem sorunlarının yaygınlığını, bu sorunların ağız alışkanlıkları ve bazı kişisel özellikler ile olan ilişkisini tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Ocak 2020 - 1 Mart 2020 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne başvuran 7 yaş ve üzerindeki 350 katılımcı (temporomandibular eklem şikayetiyle herhangi bir kliniğe başvurmayan) ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara uygulanan anket formunda; katılımcıların temporomandibular eklem hastalık düzeyini belirlemek amacıyla Fonseca anket soruları, oral alışkanlıklarını değerlendirmeye yardımcı Oral Behaviour Checklist soruları ve bazı kişisel özelliklerini sorgulayan sorular yer almaktadır. Veriler IBM SPSS Statistics Version 24.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaşları 7 ile 76 arasında değişmektedir. Herhangi bir düzeyde eklem hastalığı görülen kişilerin %39,2'si hafif düzeyde, %13,1'i orta düzeyde ve %2'si şiddetli düzeyde temporomandibular eklem hastalığına sahiptir. Temporomandibular eklem hastalarında en sık belirtilen bulguların sırasıyla "boyun ve omuz ağrısı", "tek taraflı çiğneme" ve "baş ağrısı" olduğu belirtilmiştir. Cinsiyete göre katılımcıların %53,1'i kadın, %46,9'u ise erkektir. Sağlıklı katılımcıların %60'ı erkektir. TMD düzeyi hafif olanların %61,3'ü, orta olanların %69,6'sı ve şiddetli olanların %85,7'si kadındır. Daha önce ortodontik tedavi görmeyenler katılımcıların %80,6'sını, görenler ise %19,4'ünü oluşturmaktadır. Ortodontik tedavi geçmişi olan ve olmayan katılımcıların TMD düzeyleri benzer olarak bulunmuştur. Şu anda ortodontik tedavi görmeyenler tüm grubun %83,7'sini, görenler ise %16,3'ünü oluşturmaktadır. Şu anda ortodontik tedavi gören ve görmeyen kişilerin TMD düzeyleri ve OBC skorları benzer olarak bulunmuştur. Katılımcıların %37,7'si ileride ortodontik tedavi görmek istemekte, katılımcıların %62,3'ü ortodontik tedavi görmeyi istememektedir. Ortodontik tedavi görmeyi isteyen katılımcıların OBC ve TMD skor ortalaması istemeyenlere göre daha yüksek olarak bulunmuştur. TMD düzeyi arttıkça katılımcıların OBC skorları da artmaktadır. Sağlıklı kişilerin OBC skor ortalamaları 22,17'dir. En yüksek OBC skor ortalaması 38 olup TMD düzeyi "şiddetli" olan katılımcılarda bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışmadaki sonuçlar değerlendirildiğinde, katılımcıların büyük çoğunluğunda hafif-orta düzeyde temporomandibular eklem hastalık varlığı saptanmıştır. Temporomandibular eklem hastalık prevalansının ve şiddetinin kadınlarda erkeklere göre daha fazla olduğu, temporomandibular eklem hastalık bulgularının 19-50 yaş aralığındaki kişilerde daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir. Artan parafonksiyonel ve oral alışkanlıkların temporomandibular eklem problemleri ile ilişkili olduğu ve temporomandibular eklem hastalık düzeyi arttıkça oral alışkanlık (OBC) skorlarının da buna paralel olarak arttığı bulunmuştur. Temporomandibular eklem hastalıkları katılımcıların psikolojik durumlarıyla da ilişkilendirilmiş, TMD saptanan katılımcıların büyük çoğunluğunun kendisini gergin ve sinirli olarak nitelendirdiği saptanmıştır. Temporomandibular eklem sorunlarının varlığı bireylerin yaşam ve uyku kalitesini olumsuz etkilemekte, temporomandibular eklem hastalık düzeyi arttıkça katılımcıların uyku sorunu yaşama oranı ve sıklığı da genel olarak artış göstermektedir. Temporomandibular eklemin sadece anket taraması yapılarak değerlendirilmesiyle sınırlı sonuçlara ulaşılabileceği unutulmamalıdır. Elde edilen bilgilerle herhangi bir seviyede eklem hastalığı olduğu düşünülen kişilerin klinik ve radyolojik muayenesinin de yapılarak temporomandibular eklem hastalığı teşhisinin konulması daha uygun olacaktır.