Kamu yönetimi reformu çerçevesinde Türk su yönetimi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OSMAN DURAN
Danışman: TAYFUN ÇINAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, Türkiye'de bir dönüşüm süreci içindeki su yönetim sistemini incelemektedir. Dönüşüm süreci küresel etki kanallarının çerçevesini çizdiği bir düşünsel ortam içinde şekillenmektedir. Ayrıca, AB'ne üyelik süreci gibi bir başka dinamik de, aynı yönde etki yaratmaktadır.İlk olarak, küresel etki kanallarının oluşturduğu hegemonik söylem çerçevesinde gündeme getirilen su yönetimi reformu incelenmektedir. İncelemede, belirleyici olan kavram ve ilkeler ortaya konmaktadır. Kavram ve ilkeler, sürdürülebilir kalkınma, havza bazında entegre yönetim, talep odaklı yönetim, etkin fiyatlandırma ve yönetişim biçiminde sıralanmaktadır. Bu kavram ve ilkeler eşliğinde, bir doğal ve kamusal kaynağın piyasa ilişkilerine tabii tutulmasının amaç edinildiği savunulmaktadır. Bu amacın kaynağının neoliberal söylem olduğu ve kamusal kaynakların piyasa ilişkilerine dahil edilmesi ve özelleştirilmesinin, söylemin temel savlarından biri olduğu açıklanmaktadır. Bu bağlamda, rant kavramının açıklayıcı olduğu gösterilmiştir.İkinci olarak, suya dayalı kalkınma modelleri çerçevesinde Türkiye'nin Hidrolik Paradigma dönemini yaşamakta olduğu ve su yönetiminde, mevcut hukuki ve idari yapılanmasının sorunlar yaşadığı vurgulanmıştır. Hukuki ve idari yapılanma açısından incelenen iki örnek durumda, son yıllarda yaşanan sorunlar ortaya konmuştur.Üçüncü olarak da, suyun doğal ve kamusal bir kaynak olması çerçevesinde, insani bir hak olduğu savunulmaktadır. Bu bağlamda, devletin yurttaşların suya erişimini temel bir kamu hizmeti alanı olarak görmesi gerektiği savunulmuştur. Mevcut yapının etkin bir kamu hizmeti alanını sağlayacak şekilde değiştirilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır. Bu hedef doğrultusunda, planlamaya dayalı ve konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının gerekliliği gösterilmektedir. Bu hedefin siyasi bir tercihe dayandığı belirtilerek, böyle bir hedefin benimsenmesi için devletin toplumsal ihtiyaç ve taleplere karşı daha duyarlı hale gelmesinin gerektiği belirtilmiştir.