Kistik fibrozisli çocuklarda diyet ile glisemik yanıt ve inflamatuar belirteçler arasındaki ilişki
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, BESLENME VE DİYETETİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜŞRA BAŞPINAR
Danışman: Ayşe Özfer Özçelik
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı kistik fibrozisli çocukların diyetleri ile glisemik yanıtları ve bazı inflamatuar belirteçler arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmaya normal glukoz toleransına sahip olduğu bilinen, ortalama yaşları 10,4±3,3 yıl olan 6-18 yaşlarında 24 kistik fibrozisli (%75,0 kız) çocuk dahil edilmiştir. Anket formu ile çocukların kistik fibrozis tanı yaşı, kistik fibrozis transmembran regülatör (Cystic Fibrosis Transmembran Regulator-CFTR) mutasyonu, pankreatik enzim replasman tedavisi dozu, çocuğun beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri ve ailelerine ait bilgiler alınmıştır. Antropometrik ölçümleri alınan hastaların rutin olarak değerlendirilen biyokimyasal bulguları, bazı inflamasyon belirteç düzeyleri (C-reaktif protein, malondialdehit, interlökin-1-beta, tümör nekröz faktör-alfa, interlökin-6, interferon-gamma), solunum fonksiyon testleri ve sürekli glukoz izleme sensörü (CGMS) takılarak elde edilen veriler kaydedilmiştir. Sürekli glukoz izleme sensörünün takılı olduğu günler arasında birbirini takip eden üç günden elde edilen besin kaydı verileri ile Sağlıklı Yeme İndeksi 2015 versiyonu (HEİ-15) ve diyet inflamatuar indeksi (Dİİ) hesaplanmıştır. Hastaların diyetle yeterli enerji alım düzeyleri %110 üzerinden değerlendirilmiştir. Veriler SPSS 25.0 ve Prism 9.0 programları kullanılarak uygun istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Hastalarda en sık görülen mutasyon türü delF508 (%37,5) olup büyük çoğunluğu (%83,3) pankreatik enzim replasman tedavisi (PERT) uygulamaktadır. Kız hastaların ortalama beden kütle indeksi (BKİ) Z skorları -0,6±1,2 iken erkeklerin -1,0±1,3 olup; el kavrama gücü karşılama yüzdeleri kız ve erkeklerde sırası ile 71,2±15,9 ve 56,6±20,4 bulunmuştur. Ortalama zorlu vital kapasitesi (FVC) ve zorlu ekspirasyonun birinci saniyesinde atılan volümün (FEV1) antropometrik ölçümlerle ilişkisi incelendiğinde boyun çevresinin FVC ile (r=0,442), üst orta kol çevresinin FVC ve FEV1 ile (sırası ile r=0,478, r=0,640) ve el kavrama gücünün FEV1 ile istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişkisi olduğu bulunmuştur (p 0,05). Hastaların diyetleri, aldıkları HEİ-15 puanlarına göre değerlendirildiğinde büyük çoğunluğunun (%83,3) geliştirilmesi gereken diyet kalitesi grubunda ve ortalama Dİİ puanlarının 1,4±3,5 olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların ortalama kan glukozu değerlerinin karbonhidrat (g) (r=0,460), n-6 yağ asidi (r=0,515), glisemik indeks (r=0,670), glisemik yük (r=0,655) ile pozitif ve Dİİ puanları (r=-0,452) ile negatif yönde anlamlı ilişkisi olduğu bulunmuştur (p<0,05). Glukoz yönetim göstergesi değerlerinin de benzer şekilde enerji (r=0,685), karbonhidrat (r=0,696), protein (r=0,520), n-6 yağ asidi (r=0,613), glisemik indeks (r=0,792), glisemik yük (r=0,830) ile pozitif yönlü, Dİİ puanları ile (r=-0,516) negatif yönlü anlamlı ilişkisi olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Buna ek olarak hastaların HEİ-15 bileşenlerinden koyu yeşil yapraklılar ve taze baklagiller (r=-0,520), yağ asitlerinden (r=-0,486) aldıkları puanlar ve toplam HEİ puanının artışı ile (r=-0,458) diyetin inflamatuar yükünün azalması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Kistik fibrozisle ilişkili diyabetin etiyolojisinde rol oynayan inflamasyon belirteçlerden C-reaktif proteinin (CRP) hem kan glukozu dalgalanması (r=0,575) hem Dİİ skorları ile (r=0,478) anlamlı olarak ilişkili olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak kistik fibrozisli hastalarda diyetle alınan enerji ve makrobesin ögesi miktarının, karbonhidrat türünün, glisemik indeks ve yükünün, Dİİ ve HEİ skorlarının plazma sitokin düzeyleri ve glisemik yanıt ile korele olduğu belirlenmiştir. Beklenen yaşam süresinin uzaması ile görülme sıklığı artan diyabetin önlenmesinde çocukluk döneminde beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesinin ve yakından izlenmesinin, sağlıklı bir yaşam sürdürülmesinde önemli rolü olacaktır.