Roma Hukukunda soy bağı kurulmamış çocuğun hukuki durumu


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEVİL YILDIZ

Danışman: AHMET NADİ GÜNAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Roma'nın Eski Dönemi'nde; devletin sınırları, ekonomik faaliyet ve nüfus'un diğer dönemlere kıyasla sınırlı olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan, kuvvetli bağlar içeren aile yapısı, ileri dönemlerde bu şartlardaki değişikliklere paralel olarak çözülmeye başlamıştır. Buna ek olarak, vatandaşların evlilik birliğine bakışları, İmparator Augustus Kanunları ile evlilik engellerinin arttırılması ve yine bu kanunlarla stuprum suçunun kapsamının daraltılması, Roma'da fiilî birlikteliklerin artması ve görünür hale gelmesi üzerinde oldukça etkili olmuştur. Bu birlikteliklerden doğan çocukların da hukuk tarafından görmezden gelinmesi zorlaşmıştır. Roma'da hiçbir zaman tamamen yasal bir zeminde değerlendirilmemişlerse de, İmparatorluk Dönemi'nden itibaren karşımıza çıkan emirnameler, senato kararları ve kanunların; soy bağı kurulmamış çocukların varlıklarını dolaylı olarak kabul ettikleri ve hatta tanıdıkları görülmüştür. Evlilik dışı birlikteliklerden doğan çocukların çeşitli hukuki sonuçlar doğuracak şekilde isimlendirilmeleri, hukuken tanınmaya en iyi örnektir. Öte yandan halkı, evliliğe ve çocuk sahibi özendirmek ve yönlendirmek için çıkarılan kanunlar bu çocukların soy bağlarının kurulmasına imkan verecek uygulamalar içermiştir. Praetor hukuku ve Klasik Dönem hukukçularının görüşleriyle soy bağı kurulmamış çocukların mirasçılık, soy bağı, nafaka gibi konularda hak sahibi olmaya başladıkları ve Iustinianus Dönemi'ne gelindiğinde bu hakların oldukça elverişli bir hal aldığı anlaşılmaktadır. Bu çocukların hukuki durumları Roma'nın hiçbir döneminde meşru çocuklarla eşit değerlendirilmemiş olsa da, Roma gibi katı bir ahlak anlayışına sahip olan ve bu anlayışı kuruluşundan yıkılışına dek terk etmeyen bir devletin evlilik birliği dışında doğan çocuklar bakımından kat ettiği mesafenin azımsanmasına olanak bulunmamaktadır.