Teşkilât-ı Mahsusa'dan Kuva-yı Milliye'ye gayrinizami harp (1913-1922)


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEL LEVENT

Danışman: HAKAN UZUN

Özet:

Geçmişte zayıfın güçlü olana karşı başvurduğu ve bu suretle güçlü tarafın nicel ve nitel üstünlüklerini asimetrik strateji, taktik ve yetenekle dengelemeye çalıştığı bir mücadele türü olan gayrinizami harp, bugün güçlünün dengine ve hatta zayıfa karşı uyguladığı bir yöntem haline gelmiştir. Bir başka ifadeyle, gayrinizami harp zamanın ruhuna uygun olarak form değiştirmiş, ivme kazanmış ve uygulama alanı yıllara sari olarak genişlemiştir. Gayrinizami harp tarihinin en önemli aktörlerinden biri olan Türklerin başvurduğu uygulamaların kökenlerini Avrupa ve ABD'ye nazaran oldukça erken bir tarih olarak kabul edilebilecek olan M.Ö. 512 yılına kadar götürmek mümkündür. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş ve Yükseliş Dönemi'nde ise gayrinizami harp uygulamalarının en bilindik temsilcileri Akıncılar, Bâcıyân-ı Rûm Teşkilatı ve Kolonizatör Türk Dervişleri'dir. Duraklama ve Gerileme Dönemi'nde kan kaybetmeye başlayan Türk gayrinizami harp faaliyetleri, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başgösteren ayrılıkçı hareketlerin etkisiyle yeniden hız kazanmıştır. Bu dönemde Balkanlar'da "Makedonya İç Devrimci Hareketi" gibi örgütlerin komitacılık faaliyetleri ile "Hınçak" ve "Taşnaksutyun Partisi"nin önderliğinde yürütülen Ermeni gayrinizami harp uygulamaları karşısında toprak bütünlüğünü muhafaza etmek ve Osmanlı'ya sadık tebaayı korumak içgüdüsüyle hareket eden Türkler yeniden gayrinizami harp faaliyetlerine başvurmak zorunda kalmıştır. Bu mücadelenin de etkisiyle Geç Osmanlı Dönemi'nde gayrinizami harp konusunda yetkin bir kadro ortaya çıkmış ve elde edilen tecrübeler sonraki yıllarda kendisini paramiliter yapılanmalarla desteklenen Fedai Zabitan Grubu, Teşkilât-ı Mahsusa ve Kuva-yı Milliye gibi örgütlenmelerle göstermiştir. Ancak binlerce yıllık bir gayrinizami harp geleneğine sahip kadim Türk milletinin verdiği bu çok boyutlu mücadele tüm yönleriyle açığa çıkarılamamış ve bu büyük birikim teoriye aktarılarak, doktrinize edilememiş olduğundan Türk gayrinizami harp uygulamaları ulusal ve uluslararası literatürde hak ettiği yeri alamamıştır. Anahtar Kelimeler: Çete, Gayrinizami Harp, Gerilla, İstihbarat Servisi, Kuva-yı Milliye, M.Kemal Atatürk, Özel Kuvvetler, Paramiliter, Teşkilât-ı Mahsusa. The unconventional warfare which was used in the past by the weak against the powerful and where in this way the powerful side attempted to balance its quantitative and qualitative superiority with asymmetric strategy, tactic and capability has become today a method which the powerful used against its equivalent or even against the weak. In other words, the unconventional warfare has changed form, gained momentum in accordance with the spirit of time and its field of application has expanded extending to years. It is possible to trace back the origins of practices used by the Turks who are one of the most important actors of the history of the unconventional warfare up to 512 BC which can be accepted as quite an early date when compared to Europe and the USA. The most well-known representatives of the unconventional warfare practices during the Establishment and Rising Periods of the Ottoman Empire are Raiders, Bacıyan-ı Rum (Anatolian Women) and Colonizer Turkish Dervishes. Turkish unconventional warfare actions which began to lose blood during the Stagnation and Regression Periods gained momentum again with the impact of separatist movements which arose particularly from the second half of the 19th century. Turks who acted with an instinct to preserve its territorial integrity and protect the people loyal to the Ottoman Empire against resistance movements of organizations such as "Internal Macedonian Revolutionary Organization" and Armenian unconventional warfare practices conducted under the leadership of "Hınçak" and "Taşnaksutyun Partisi" had to appeal again to unconventional warfare practices. With the effect of this struggle, a competent staff emerged during the Late Ottoman Period and the experience gained manifested itself in later years with such organizations as Fedai Zabitan Grubu, Teşkilat-ı Mahsusa and Kuva-yı Milliye supported by paramilitary establishments. However, since this multidimensional struggle by the Turkish nation who has a tradition of unconventional warfare of thousands of years could not be revealed with all its aspects and this great learning outcome could not be theorized and turned into a doctrine, Turkish unconventional warfare practices could not gain their well-deserved place in national and international literature. Key Words: Band Organization, Unconventional Warfare, Guerilla, Intelligence Service, Kuva-yı Milliye, M.Kemal Atatürk, Special Forces, Paramilitary, The Ottoman Special Organization.