Kraniyoservikal bileşke instabilitesinde rijit rod ile dinamik posterior oksipitoservikal rodun biyomekanik açıdan karşılaştırılması ve uygunluğunun değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SERDAR SOLMAZ
Danışman: YUSUF ŞÜKRÜ ÇAĞLAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kraniyovertebral bileşkede instabilite oluşturan patoloji durumunda geçmişten günümüze stabiliteyi sağlamak amacıyla birçok cerrahi teknik uygulanmış ve önerilmiştir. Günümüzde KVB instabilitesi olan hastalarda yaygın olarak kullanılmakta olan cerrahi tedavi oksipitoservikal stabilizasyon ve füzyon cerrahisidir. Oksipitoservikal fiksasyon tekniklerindeki gelişmeler sayesinde oksipitoservikal instabilitesi olan hastalarda nörolojik ve fonksiyonel sonuçlarda anlamlı düzelmeler kaydedilmiştir. Oksipitoservikal füzyon cerrahisi sonrası enstrümasyon açısı ile ilişkili olarak disfaji, dispne önemli komplikasyonlardır. Ayrıca füzyon, kraniyovertebral bileşkede fonksiyonel açıdan ciddi hareket kısıtlılığına neden olmaktadır. Bu yüzden cerrahi sonrası yaşam kalitesini etkilemektedir. Oksipitoservikal dinamik rod ile amaçlanan kraniyovertebral bileşke instabilitelerinde biyomekanik açıdan stabiliteyi sağlayarak fonksiyonel sonuçları iyileştirmektir. Bu çalışma ile bu amaç doğrultusunda oksipitoservikal dinamik rodun biyomekanik açıdan uygunluğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sağlık hizmetleri açısından planlanan amaç dinamik oksipitoservikal rodun kraniyoservikal bileşke instabilitesi olan hastalarda kullanılmasıyla rijit enstrümantasyonların yol açtığı morbiditeyi azaltmak ve fonksiyonel sonuçları artırarak yaşam kalitesini arttırmaktır. Dinamik rod (posterior oksipitoservikal rod); baş ve boyun bağlantısını sabitlerken, hastanın kısmi olarak hareket edebilmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Posterior oksipitoservikal rod yapısal olarak üç kısımdan oluşmaktadır: oksipital kemiğe sabitlenecek olan kısa rod kısmı, eklem kısmı ve servikal bölgeye sabitlenecek olan uzun rod kısmı. Bu tasarlanan dinamik rod ile mevcut hastalarda kullanımda olan rijit rod aynı vebrektomi modeli üzerinde biyomekanik açıdan karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Yeni tasarlanan ve halihazırda kullanılan oksipital-servikal sistemlerle vertebrektomi modeller kurulmuş ve bu modellerle biyomekanik karşılaştırma için eksenel basma, dinamik ve burulma testleri gerçekleştirilmiştir. Test sonuçları değerlendirildiğinde statik yükleme altında akma yükü olarak eski sistemle benzer özellik sergilemiş ve rijitlik açısında bu yükleme koşulları altında eski sisteme göre üstünlük sağlamıştır. Burulma kuvvetlerine maruz kaldığında eski sistemin yeni sisteme göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha üstün olduğu ortaya konmuştur. Ancak bu burulma test sonuçları test öncesi beklediğimiz gibi tasarladığımız rod sisteminin dinamik özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu sonuçlar dinamik rod sistemimizin test koşullarında dinamik özelliklerini sergilediğini ve bu koşullarda başarılı olduğunu göstermektedir. Oksipital ve servikal kısımlar arasındaki yer değiştirme miktarının kontrol grubuna oran yeni tasarım daha fazla olduğu görülmüştür. Bu farkın kraniyoservikal bir bileşkenin kraniyometrik özellikleri dikkate alındığında klinik olarak anlamlı olmayacağı görülmüştür. Kraniyovertebral bileşkenin normal anatomik ve biyomekanik fizyolojik sınırlar içinde kalarak bu bölge instabilitelerinde stabilizasyonu ve bu bölgeye hareket yeteneği sağlayan dinamik oksipitoservikal rod biyomekanik açıdan başarılıdır.